William Faulkner, Ayı Kitabından Bir Bölüm

Bir adamla bir köpek de vardı bu seferinde. Koca Ben’i, yani ayıyı sayarsak iki hayvan ve iki adam, Boon Hogganbeck’i sayarsak, ve Sam Fathers’da akan kanın birazı da onda vardı, Boon’daki bu kanın daha bayağılaşmışından bile olsa ve yalnız Sam ve Koca Ben ve melez köpek Lion lekesiz ve bozulmazdı.

On altı yaşındaydı. Altı yıldır bir erkek avın avcısı olmuştu. Altı yıldır konuşmaların en iyi çeşidini dinlemişti. Yaban üzerine konuşmaydı bu, büyük ormanların, herhangi bir yazılı belgeden daha büyük ve eski; yabanın bir parçasını satın aldığını sanacak kadar budala beyaz adamın, satmak için herhangi bir parçasını kendininmiş gibi gösterecek kadar insafsız kızılderilinin; Binbaşı de Spain’den de kendini sahibiymiş gibi göstermeye çalıştığı kâğıt parçasından da daha büyük, böyle olmadığını bilerek; Binbaşı de Spain’in satın aldığı yaşlı Thomas Sutpen’dan da daha yaşlı, ki o da böyle olmadığını biliyordu; Chickasaw reisi, yaşlı Sutpen’in toprağı satın aldığı Koca Ikkemotubbe’den bile koca, o da kendi sırasında biliyordu böyle olmadığını. Adamlarındı, beyaz ya da kara ya da kızıl değil adamların, avcılarındı, katlanacak isteme ve dayanıklılığa ve hayatlarını sürdürecek akçakgönüllülükle becerikliliğe sahip olan, kendine karşı getirilip yerleştirilmiş ve kabartmaları çıkarılmış köpeklerle ayıların ve geyiklerindi; yaban tarafından ve yabanın içerisinde bütün üzüntüleri boşaltan ve hiç aman vermeyen eski ve hafifletilmez kurallara göre eski ve bağışlamasız yarışmanın içine düzenlenmiş ve zorlanmış; – bütün avların en iyisi, solumanın en iyisi ve sonsuza kadar en iyisi dinlemenin, sesler dingin ve yüklü ve bilinçli somut doldurulmuş hayvan kafaları arasında geçmişe bakış, hatırlayış ve kesinlik için –raflarda tüfekler ve kafalarla postlar– şehir evlerinin kitaplıklarında ya da pamuk çiftliği evlerinin çalışma odalarında ya da (hepsinden daha iyisi) el sürülmemiş ve hâlâ-sıcak etin henüz asılı durduğu ve hayvanı vuran adamların evlerle ocakların olduğu zamanlarda ocaklarda yanan kütüklerin ve olmadığı zaman da gerilmiş katranlı muşambaların önünde yığılmış odunun dumanlı alevinin çevresinde oturdukları avlanma kamplarının kendilerinde.

Her zaman bir şişe bulunurdu, öyle ki yürek, beyin, yiğitlik, kurnazlık ve çabukluğun o ince ateşli anları, kadınlarla oğlanlarla çocukların değil, yalnız avcıların içtiği kahverengi sıvıya toplanmış ve damıtılmış gibi görünürdü ona ve avcılar döktükleri kanı değil yabanıl ölümsüz ruhun yoğunlaşmış bir halini içerlerdi, ölçülü içerlerdi, alçakgönüllülükle
hatta, içtiğinden kurnazlık ve güç ve hız elde etmeyi uman putperestin aşağılık ve temelsiz umuduyla değil, bu erdemleri selAmlamış olmak için. Bu yüzden bu aralık sabahında bunun viskiyle başlaması ona yalnız doğal değil, aynı zamanda uygun da göründü. Bunun bundan çok daha önce başlamış olduğunu sonradan anladı.

Yaşını ilk olarak ikievli sayıyla yazdığı ve yeğeni McCaslin’in onu, alçakgönüllü ve dayanıklı kalmak karşılığında yabandan bir avcı adını ve durumunu kazanabilmesi için kampa, büyük ormanlara ilk olarak getirdiği gün başlamıştı bile. Daha o zaman, görmeden bile önce, neredeyse yüz mil kare tutan bir bölge içinde kendine bir ad, yaşayan bir adam gibi belirli bir ün kazanmış olan bir ayağı tuzakta sakatlanmış kocaman kocamış ayının mirası ona kalmıştı: –yıkılıp talan edilmiş buğday ambarlarının, yakalanıp ormana sürüklenen ve parçalanıp yenen yavru ve yetişmiş domuzlar ve hatta danaların ve darmadağın edilen kapanlarla tuzakların ve ezilip öldürülmüş köpeklerin ve iki adımlık uzaklıktan atılıp gene de bir çocuğun bir borudan üfleyeceği bir avuç bezelyeden fazla etki göstermeyen saçma ve hatta karabina kurşunlarının uzun efsanesi– çocuk daha doğmadan önce başlayan bir vurup kırma ve yıkma koridoru ve bunun içinden hızlı değil ama, bir lokomotifin insafsız ve karşı durulmaz bilinçliliğiyle geçen kaba tüylü kocaman biçim. Daha görmeden önce de bilgisindeydi. Çarpık izini bıraktığı baltalanmamış ormanları bile daha görmeden önce beliriyor ve yükseliyordu düşlerinde, kaba tüylü, koskocaman, kızıl-gözlü, kötü değil yalnız büyük, ona karşı ulumaya çalışan köpeklere göre, ardından koşup yetişmeye çabalayan atlara göre, insanlara ve ona sıktıkları kurşunlara göre fazla büyük; sınırlayıcı alanı olan o bölge için fazla büyük.

Çocuksu duyularıyla aklının kavrayamadığı şeyi önceden sezmişti sanki; yaban olduğu için yabandan korkan insanların kenarlarını pullukları ve baltalarıyla durmamasıya bücürce kemirdiği ölüme mahkûm yaban, koca ayının kendine ad kazandığı bir bölgede birbirinin adından bile habersiz
ve sayısız insan, ve bu bölgede dolaşan hayvan ölümlü bile değil de bir eski ölü zamanın eğilmez ve yılmaz bir zaman yanılgısı, küçük bücür insanların üşüşüp uyuklayan bir filin ayağı dibindeki pigmiler gibi bir nefret curcunası içinde baltaladıkları eski yabanıl hayatın bir hortlağı, özeti ve yüceltilişi; kocamış ayı, tek başına, eğilmez ve yalnız; çocuğa kavuşmadan dul kalmış ve ölümlülükten bağışlanmış – kocamış karısından koparılan ve bütün oğullarından fazla yaşayan bir Priamos. Hâlâ çocukken, daha üç sonra iki sonra bir yılı kalmışken öbürlerinden biri olabilene kadar, her kasımda seyrederdi köpekleri, yatakları, yiyeceği, tüfekleri, kuzeni McCaslin’le Tennie’nin Jim’i ve Sam Fathers’ı da. Sam oturmak
için kampa taşınana kadar içine alan arabanın Big Bottom’a, büyük ormanlara doğru yola çıkışını. Ona kalırsa, ayı ve geyik avlamaya değil de öldürmek niyetinde bile olmadıkları ayıyla yıllık buluşmalarını yerine getirmeye gidiyorlardı.

İki hafta sonra döneceklerdi, doldurulmuş kafalar, postlar getirmeden. Getirmelerini beklemiyordu. Bu seferinde öbür kafalar ve postlarla birlikte arabada olmasından bile korkmuyordu. Üç yıla kadar ya da iki ya da bir yıl sonra kendisinin de orada olacağını ve belki de vuranın kendi tüfeği olacağını bile söylemiyordu. Onun avcı olacak değerde olduğunu ispat eden orman çıraklığını bitirdikten sonra onun da çarpık izi seçmesine izin vereceklerine inanıyordu ve o zaman iki kasım haftası boyunca o da yalnızca küçüklerden biri olacaktı kuzeniyle, Binbaşı de Spain’le, General Compson’la, Walter Ewell ve Boon’la ve ona havlamaya korkan köpeklerle ve onu kanatmayı bile beceremeyen çifteler ve tüfeklerle birlikte, koca ayının öfkeli ölümsüzlüğüne yapılan yıllık tören-tapınmada.

William Faulkner, Ayı Kitabından

İZDİHAM

Eğer yeni bir şey başlatmak istiyorsanız her şeyi unutmak gerek. İzdiham yepyeni bir heyecan, tasarım, içerik ve estetik ile okurlarının karşısına geçiyor.

Türkiye’de yeni bir dergicilik anlayışının öncüsü olacak bir çalışma ile İzdiham bütün heyecanını ve her şeyi en iyi şekilde yapma düşüncesini bütün sayfalarına taşımış. izdiham dergi 41. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.



.

Bir Cevap Yazın