Ümit Yılmaz, Hain Hafızam Ve Süregelen Hatalar

Her köşe başında başka bir mevsiminle karşılaşıyorum.
Az önce kıştı misal üşümüştük ikimiz de
Ancak eldiven takmazdık el ele tutuşurken
Soğuk şikayetçiydi bizden
En çok da elerimizden.
Sonraki sokakta bahar gözlüyor yolumu
Kar suları erimiş dalgalar dövüyor kayaları
Saçlarından topluyorum çiçeklerin efsunlu renklerini
Gözlerinden içiyorum nisan yağmurlarını.
Yine son elli küsür yılın en sıcak yazı
Yine barajlar kurumuş bu sene
Evsizleri düşünüp kendimizi avutuyoruz
Günler uzadıkça ben küçülüyorum, biz büyüyoruz.
Sonra hazan ve hüzün ve sararan yapraklar
En çok güz kötü ediyor beni, kahroluyorum
Ağlıyorum biraz ben bazen, kahroluyorum
Bir daha beraber üşümeyeceğiz diye kahroluyorum.

Dinle!
Sen bir kışın ağladığını duydun mu daha önce?

Mevsimler tedavülden kalkmalı!
Umut simsarı sokaklar da
Güldüğün, ağladığın, sarıldığın, öptüğün geçmişim de
Sen de tedavülden kalkmalısın belki
Belki de kaçmaya çalışmak yerine gazetelere tam sayfa ilan vermeliyim elvedalarımı
Muhtelif eksikliğimi haykırmalıyım belediye hoparlörlerinden
Hayal kırıklıklarım ders olarak okutulmalı mahalle mekteplerinde
Keşkelerimi sosyete pazarında satışa çıkarmalıyım
Nihayetinde de sana bir türlü sirayet edemeyen beni taşımalıyım mısralara
Kirletmeye değer mi bembeyaz kağıtları
Bir hiç uğruna?

Sahi,
Hiç mi olduk biz şimdi?

Minör benliğimde majör depresyonla boğuştum
Antidepresanlara sığındım hayırdan ve şerden
Tüm aynalar teker teker parçalanana dek
Öpülünce dahi geçmeyecek yaralar açtım çehremde.
Iskarta makamına erişmiş gönlüm kendine muhatap bulamadı,
Beni gördükleri vakit yolunu değiştirir oldu ahbap.
Gün gelip ellerim buz kestiğinde;
Namluya sürülmüş bir mermi kadar,
Feri solmuş bir çift göz kadar,
Kinlenen bir çocuk kadar…
Dolunaysız gecelere karıştım
Çayıma şeker katmadan karıştırdım
Ruhumu yoksunluğuna,
Bedenimi yoksulluğuna karıştırdım.
Öyle bir karıştım ki farkına varamadan
Sigaram söndü ve ben dibe yapıştım

Söyle!
Kim kazıyacak kelimelerimi gri kaldırımlardan?

Ümit Yılmaz

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın