Tahrir Dergisi’nde Yunus Meşe ile Yapılan Röportaj

1- Bize kendinden bahset, kimdir Yunus MEŞE?
26 yaşımdayım ve yaklaşık on yıldır bu sorunun cevabını arıyorum. Yunus Meşe kimdir? Özel öğrencilerinin yaşamlarını güzelleştirmek için ter döken bir öğretmen, iki kız kardeşe abilik yapmaya çalışan bir adam, İzdiham Dergisi’nin kadrolu Rahatsızı. Özünde, olandan ve olacak olanlardan asla emin olamayan ve büyük ve kendisiyle götürebileceği tek hikâyeyi güzelleştirmeye çalışan bir genç. Yunus Meşe belki bunlar belki de değil. Birde “Geç Kalmış Bir Şapka”nın yazarı.

 

2- İnsanlar neden şiirlerini//öykülerini okumalı, okuyucuya ne vaat ediyorsun?
Her yazar eserleriyle kendisini gösterirken benim anlatacaklarım var bana kulak verin der. Anlatacakları bitene kadar da üretmeye devam eder. Kelimeler yazarın kaderidir. Buraya kadar her şey güzel ama ben size şunları vaat ediyorum., beni okuyun çünkü… gibi cümleler kurmak okurun yaşam alanına müdahale etmek gibi geliyor bana. Bırakalım öykülerimi okuyanlar neden okuduklarına, ne arayıp ne bulduklarına kendileri karar versinler.

 

3- Çalışma ortamın genelde nasıl oluyor, şiir/öykü yazarken sakinlikten yana mısın yoksa kalabalıkların içinde de yazabiliyor musun, yer, mekân ve ân ne derece önemli?
Çalışma ortamım genelde değişiklik gösteriyor. Çünkü bir öykünün kendisini hissettirmesi ile kâğıt üzerinde vücut bulması arasında geçen zaman bazen ayları bulabiliyor. Bu süreç içerisinde öykü zihnimde yaşamaya devam ederken bir otobüs koltuğu, lokantada bir masa, otobüs durağındaki bir bank çalışma alanım olabiliyor. Nihayetinde sessizliğe ihtiyacım oluyor. Bütün o parçaların birleşip bir bütün oluşturabilmesi için çalışma masama ihtiyaç duyuyorum.

 

4- Şiirlerinle/öykülerinle aranda ne kadar mesafe var, tamamen deneyimlerinden bağımsız ürünler de ortaya koyabiliyor musun?
Anlattığım hikâyeler en temelde yaşam içerişimde yakaladığım gördüğüm ayrıntılardan besleniyor. Bu ayrıntılar bazen kendi deneyimlerim olurken bazen de sokaklarda gördüğüm ama hiç tanımadığım insanların yaşantılarından çıkabiliyor. Bir ayağım her zaman kendi gerçekliğimin içinde. Diğer ayağımsa sürekli başka sınırlarda geziyor. Öykü bana sonsuzluğu oynama imkânı tanıdı. Bunun bilincinde olarak farklı kimliklere karakterlere büründüğüm bağımsız hikâyeler de anlatabiliyorum. Yazarlık da tam olarak burada başlıyor bana göre. Yeni bir hayat inşa edebildiğimiz zaman.

5- Şiiri/öyküyü hayatından çıkarırsak geriye ne kalır?
Öykü hayatımda tartışmasız bir şekilde çok büyük bir yer kaplıyor. Ama bu hayatımın tamamen bu çerçevede oluştuğu anlamına gelmez. Öyküyü hayatımdan çıkardığımda geriye samimiyeti huzuru iliklerime kadar hissettiğim bir ailem ve ömrümü adadığım özel gereksinimli (engelli) öğrencilerimin saf sevgisi kalır. Ki bu benim için her şeyin üzerinde. Paha biçilemeyecek kadar kıymetli.

6- Yarın ölecek olsan ne vasiyet ederdin?
Buna hazırlıklı değilim.

En sevdiğin film: Bunu yerli ve yabancı olarak ayırmak istiyorum. En sevdiğim yerli film: “Kader”, en sevdiğim yabancı film: “Adem’in Elmaları”

En sevdiğin şarkı: Leonard Cohen – “ I’m Your Man”

En sevdiğin şiir kitabı: İsmet Özel – “Erbain”

En sevdiğin öykü kitabı: Bu soruyu cevaplamak çok zor. Tek bir kitap olarak cevaplamak zor daha doğrusu. Bunun için sevdiğim yerli ve yabancı yazarlardan beş kitap ismi saymak istiyorum:
Dino Buzzati – “Tanrıyı Gören Köpek”
Etgar Keret- “Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü”
Emine Batar – “Uzayan Gölgeler”
Handan Acar Yıldız – “İnatçı Leke”
Mustafa Çiftçi – “Ah Mercimeiğim”

En sevdiğin roman: Bahaeddin Özkişi – “Sokakta”

En sevdiğin şair: Yine karar vermekte güçlük çektim bu sebepten iki isim söyleyeceğim. İsmet Özel ve Süleyman Unutmaz

En sevdiğin öykücü: Etgar Keret

En sevdiğin romancı: Ayfer Tunç

En sevdiğin şiir: Süleyman Unutmaz – Kübra

İsmini en çok sevdiğin şiir kitabı: Ergün Günçe – “Türkiye Kadar Bir Çiçek”

Keşke ben yazsaydım dediğin şiir/öykü: Yine birden fazla, Osman Cihangir – “Hasar sözlüğü”, Bülent Ayyıldız – “Şaman”, Ömer Arslan – “Bandaj”, Hasan Şentürk – “Küstüm Çiçeği”, Mukadder Gemici – “Aziz Messi”

En sevdiğin müzisyen: En sevdiğim kadın müzisyen Yasmin Levy, erkek müzisyense Leonard Cohen

En sevdiğin geometrik şekil: Daire

En sevdiğin şiirin/öykün: Bu da birden fazla, sırasıyla; “Füruzan, Geç Kalmış bir Şapka, Mor Çanta ve Kümes”

En sevdiğin meyve: Karpuz

 

Konuşturan: Cengizhan Genç
Tahrir Dergisi 12. Sayı
İZDİHAM

İzdiham'ın 46. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

 ‘İzdiham, zor zamanlar geçirdiğimiz bu süreçte umutlu bir kapakla karşınıza geliyor. Birçok güzel kalemin bir araya geldiği 46. sayımızda birbirinden ilginç konular, fark etmediğimiz alanlarda kalem oynatan yazarlarımız size kıymetli vakitler geçirecek bir sayı hazırladılar.

Sorun Varsa Umut da Vardır.

Bir Cevap Yazın