Süveyda Taş, Babalar Kızların Alınyazısıdır

Beni soracak olursan, neysen O’yum işte ;diyelim ki iyiyim.

Daha kararsız bir hiçken neyliğimde, kaderimden de bihaberken, bir renk bir doku bir kan parçası hücre var olmamış bir arkhe iken, oluşturulmuş bir benlik, var olmuş bir kavram ve olacaklar için hayatına en dahil sandığın müdahil bir anne ve kaderinin her anında omzunda hissettiğin bir baba.. En çok kızdığınız,yok saymak istediğiniz sindirilmemiş duyguları örtbas ettiğiniz yarım kalmışlıklarınızı neden tamamlayamadığınız her şeye herkese kızıp eyvallah etmediğiniz durumlar vardır ya; tüm bu durumların altından babanız çıktı mı hiç?

Saklı gizli cevabımdır aslında. Yalnızlığından tamamlanmamış cümlelerinin, sonunu getiremediğin mırıltılarının ve kırılan cesaretinin.

Hiç tanışmamışlığın öyküsü bu. Varlığın; yokluğu gibi babanız oldu mu hiç?

Hangi kadına sorsan cevabı farklıdır babanın. Birinin nefesidir, birinin hiç tanışmadığı, birinin nefreti birinin hiçidir. Benim mi, ben hiç bilemedim ve hepsinden birer tutam ekledim anlamına..Ve sonunda ortaya karışık hiç taşdılmamış bir hikaye çıktı ..

Uzun yıllar babamla yaşadım. Öyle kolay değil baya baya zor babaydı benimkisi.

Erkek çocuğu yoktu ama onun yerine yaratabileceği “ben” vardı. Öyle bendi ki bu; bir araba motorunu söküp komple değiştiren, trafik kavgalarında beraber arabadan inen bir “ben-i” vardı. Asabiyetini ,deliliğini umudunu, gücünü paylaşabileceği kendi varettiği “ben kızı ” vardı.

Hani zaman bu ya,günler geçerken sonu pek de mutlu bitmeyen geleceğin anısı, şimdinin acısını yaşadığın o an..

Ya bir ayrılık olur ya da bir seçim.

Yoluna onsuz devam ettiğin bir seçim.

O ayrılıkta hele de çocuksan öyle bir doldurulursun ki yanındakilerce.. Bir öfke ki kat be kat artar, kin oluşur nefret gelir. O an kocaman biri oluverirsin yıkıp geçmek sövüp saymak karşısına dikilmek bir bir hesap sormak istersin .. Ve sonra hiç de sırası olmayan bir anında ağzından bir cümle çıkıverir olur olmaz bir yerde. Susamazsın kızgınlığın daha da destekler ya güya haklı desteğini.. İşte O anda bir ses duyarsın seni doldururanlardan. Ses kızgın ve tehditkardır.

-“Tam babasının kızı!”

Derin bir sessizlik sonsuz bir iç çekiş.

Hani o eleştirdiğim kızdığım bazen nefret ettiğim öfkeme yenik düştüğüm “babamın kızı” mı ? Bunu bana nasıl söyler? Beyninden vurulmuşa dönersin hele de gençliğinin çömez kucağındayken..Hazmedemezsin içini kemirir kendini yersin.. Sanki bedenini dişli bir çarkın içine atmışsın gibi..

Bunları yaşadığımda yirmili yaşların başındaydım henüz. Babama o kadar kırgın ve kızgındım ki.

Peki ya şimdi?

Otuz beş yılı devirirken peki ya şimdi?

İtirafım olsun.

Evet! Ben babamın kızıyım ben O adamın kızıyım. Neyse o olanım, alın yazısıyım benliğiyim! Bir merhametin, bir şairin kızıyım. Mısraların arkasına sığındığım dizelerin sonlarındaki.

Geç kalmışlığın merhabası olursan, bir de beni soracak olursan bana.

Neysem oyum işte. Diyelim ki iyiyim.

Süveyda Taş

İZDİHAM

İzdiham'ın 44. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın