Raymond E. Fancher, Freud Üzerine

Freud araştırmalarını düşler ve çcouğun ruhsal gelişimi gibi fenomenlere genişletirken bile, geçimini bir ruhsağaltım uzmanı olarak kazanmayı sürdürüyordu. Kuramsal çalışması gibi, sağaltımı da yıllar içinde önemli ölçüde değişim ve gelişmden geçiyordu.

İlkin, özgür çağrışımın bulunuşuyla, sağaltım işi Freud’a göreli olarak yalın ve açık görünmüştü. Görünürde yapması gereken tek şey hastalarının özgür çağrışımlarını baskılanan patojenik düşünceler bilince getirilinceye dek yüreklendirmekti. O zaman daha önce o düşünceleri simgeleyen belirtiler gereksizlşeip yitiyorlardı. Freud, bununla birlikte, çok geçmeden hastalarının dirençlerinin bu hedefe çabuk ve kolayca ulaşmanın önüne geçen ne denli çeşitli yollarda ağaltımı engelleyebildikleri konusunda artan bir bilgi kazandıkça, tam “sağaltımı” başarmanın neredeyse olanaksız olduğunu ve giderek en ılımlı ilerlemenin bile çoğu kez ancak büyük güçlüklerle kazanıldığını
anlıyordu.

Özellikle eğitici bir vaka 1900’ün sonlarında intihar tehdidinin arkasından ona babası tarafından getirilen “Dora” adındaki onsekiz yaşındaki bir kadındı. Hafif isterik belirtiler gösteriyor ve iyi işleyen kafasıyla FreuD2un sağaltımı için ideal bir aday olarak görünüyordu. Özgür çağrışımlarını çocuk cinselliğinin terimlerinde yorumlayışını anlatıyor görünüyordu. Belirtileri daha birkaç oturumdan sonra iyileşmeye başlamıştı ve Freud bir dostuna güvenle “vaka maymuncuk kolleksiyonumla kolayca açıldı” yazıyordu. Bununla birlikte, iyimserliği için henüz erkendi, ve Dora çok geçmeden sağaltımı başarıyla tamamlanmadan önce sonlandıracaktı. Daha sonra düşündüğü zaman Freud vakayı çözümlemeyi başarabilmiş, hastanın niçin öyle davrandığını ve genel sağaltıcı görevin niçin böyle önceden düşündüğünden çok daha karışık olduğunu anlayabilmişti.

Dora Vakası. Dora’nın sorunu ebeveynleri ile ve onların en yakın arkadaşları, Freud’un “Herr ve Frau K.” olarak değindiği bir komşu çift ile ilişkilerinden kaynaklanıyordu. Babası sağlığı bozuk ve sık sık yoğun bakım gerektiren canayakın bir insandı. Annesi sıkıntı verici bir kadındı ve kocasına bakmaktan çok evle ilgileniyor ve Dora’ya olduğu gibi babasına da pek sıcaklık göstermiyordu. Babasının bakımı zamanla daha çok Bayan K. tarafından üstlenilmeye başlamıştı ve Dora ergenlik dönemine girdiği zaman komşusunun babasının bakıcısı gibi metresi de olmuş olduğunu anlıyordu. Karısının arkadaşıyla ilişkisi konusunda pek patırtı çıkarmayan yakışıklı ama uysal Bay K. ise kendini hizmetçileriyle aşk serüvenlerinde avutuyordu. Arada bir de dikkatini artık çekici bir genç kadın olmaya başlamış olan Dora’ya yöneltiyordu. Ona aralarında pahalı bir mücevher kutusu da olmak üzere armağanlar almış ve bir keresinde onu öpmeye kalkmıştı. Öpücük adamın soluğundaki güçlü tütün kokusundan rahatsız olan Dora’ya iğrenç gelmişti.

Bu pis durum Freud’un Dora’yı sağaltıma almasından önceki yaz kızın ailesi ve Bay ve Bayan K.’ler bir dinlence evini paylaşmakta oldukları zaman bir doruğa ulaşmıştı. Bay K. doğrudan doğruya Dora’ya göl çevresinde bir yürüyüş önermiş ve duygusal bi havada “Karım bana birşey vermiyor” diye yakınmıştı. Dora öfkeyle geri çekilmiş, ama büyüklerine bir şey söylememişti. Daha sonraki iki hafta boyunca her gece diri ve tatsız bir düş görmüştü. Sonra artık tatil evinde kalmayacağını ve bir iş gezisinde babasına eşlik edeceğini bildirmişti. Yolda babasına Bay K. konusunu anlattığı zaman düşler sona ermiş, ama histerik belirtiler ortaya çıkmış ve babası sonunda onu yardım için Freud’a getirinceye dek kötüleşmeyi sürdürmüşlerdi.

Dora çözümleme sağaltımına başladıktan kısa bir süre sonra düş yinelemeye başlamıştı. Freud doğallıkla ondan düşü özgür çağrışıma bırakmasını istemişti ve akıcı ve kolay karşılıkları Freud’un vaka konusunda öylesine iyimser olmasının nedenleri arasındaydı. Düşün açık içeriği kısaydı: “Bir ev yanıyordu. Babam yatağımın yanındaydı ve beni uyandırdı. Çabucak giyindim. Annem durup mücevherlerini kurtarmak istedi; ama babam onun mücevher kutusu uğruna kendisini ve iki çocuğunu yanmaya bırakamayacağını söyleyip karşı çıktı. Aceleyle aşağı indik, ve dışarı çıkar çıkmaz uyandım.”

Dora’nın özgür çağrışımları karışık ve çatışan duygularla dolu bir gizli içeriği ortaya sermişti. Bay K. çağrışımlar yoluyla güçlü bir biçimde mücevher kutusu ve yangına bağlanıyor ve yangın Dora’nın onun soluğunda duyduğu tütün kokusunu imliyordu. Dora bir de dinlence evindeyken her zaman çabuk çabuk giyindiğini anımsamıştı -düşte olduğu gibi-, çünkü yatağı açık bir salondaydı ve Bay K.’nin onu yarı soyunuk bir durumda görmesinden korkuyordu. Ateş Dora’nın bir genç kadın olarak doğallıkla duymaya başladığı cinsel kıpırtıları da temsil ediyordu. Genel olarak, o zaman, düş Bay K.’nin yarattığı korku ve iğrenme duygularıyla birlikte bunlarla çatışan ve ona yönelik belli bir çekim duygusunun düzeyini de anlatıyordu.

Freud’un kuramıyla tutarlı olarak, ayrıca çocukluk cinselliğine açık anıştırmalar da vardı. Ateş suyla ilgili çağrışımlara götürüyor, ve bu ise başka cinsel anıştırmalarla bileşim içinde, çocukluktaki altını ıslatma ve masturbasyon anılarını getiriyordu. Dora babasının geceleri onu uyandırıp altını ıslatmasını önlemek için banyoya götürdüğünü belirttiği zaman, Freud düşün gerçek anlamını ve belirttiği dileği anladığından emin olduğunu duyuyordu.

Yorumuna göre, düş Dora’nın Bay K. için sürmekte olan ve çatışma-yüklü çekimini babası için erken, Oedipal çekiminin yerine geçiriyordu. Freud’un anlatımıyla, “Dora onu bir yabancı için o anki duygusuna karşı koruması için babasına yönelik bir çocukluk çekimini çağırıyordu.” Düş tarafından anlatılan dilek babasıyla kaçmak, onun güvenlik verici dostluğu tarafından olgunlaşmakta olan cinselliğinin rahatsız edici dürtülerinden korunmaktı. Gerçekte, kısa bir süre sonra onunla birlikte iş gezisine çıktığı zaman bu dileği yerine getiriyordu. Anlamlı olarak, düş o zaman sona ermişti.

Freud’un Dora’nın duygusal yaşamının bu açıklamasından doyum bulmak için nedenleri vardı. Ama daha sonra düşün çözümlemesini yeterince ileri götürmeyi başaramamış olduğunu anlıyordu. Çünkü yorum düşün niçin Dora’nın dinlence evindeyken görüldüğünü açıklamışken, Freud ile çözümlemesinin ortasında yeniden ortaya çıkışını açıklamamıştı. Bu soruya yanıt sağaltının üçüncü ayının sonuna doğru Dora birdenbire artık gelmeyeceğini bildirdiği zaman açığa çıkmıştı. Sağaltımı büyük ilerleme göstermiş olmasına karşın tamamlanmış olmaktan uzaktı. Freud başlangıçta Dora’nın birden ayrılmasından şaşmıştı.

Kısa bir süre içinde Dora’nın onu niyetleri konusunda uyardığını anlıyordu, gerçi iletisini yorumlamayı başaramamış olsa da. Düş sağaltımın ortasında Dora’nın gerçek yaşamında artık önemli bir kişilik olmaya son veren Bay K.’ye değil, ama onun yerine Freud’un kendisine yönelik karışık duygularını anlatmak için yinelemişti. Üzerine düşündüğünde, Freud Dora’nın özgür çağrışımlarına Bay K. denli güçlü bir biçimde karıştığını görebiliyordu.

Kendisi de çok sigara içen biriydi ve hastalarının çağrışımlarını yüreklendirmek için sık sık kullandığı anlatımlardan biri “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” deyimiydi. Niyetleri Bay K.’ninkiler gibi onursuz değilken, Dora ile onda kaçınılmaz olarak rahatsız edici dürtüler yaratmış olmaları gereken cinsel konular üzerinde açıkça konuşmuştu. Böylece düş bir kez daha Dora için bir başka yaşlı yabancıyla duygusal ya da cinsel olarak içine düştüğü güçlükten duyduğu korkuyu ve babasının göreli güvenliğine sığınma dileğini anlatmak için işe yarıyordu. Tıpkı bu dileği ilk keresinde edimsel olarak yerine getirdiği gibi, şimdi de bunu sağaltıdan çekilerek yapıyordu.

Raymond E. Fancher

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın