Orhan Özekinci’yle İlk Kitabı “Sonuçlar Açıklandı” Üzerine Konuştuk

Hayatta İstediğiniz “Bir Şey” Olmayınca, Ondan Sonra Hiçbir Şey Olmuyor.

 “1989 yılında Konya’da doğdu. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Şiir ve yazıları İtibar dergisinde yayınlandı. İstanbul’da yaşıyor. Sonuçlar Açıklandı ilk kitabıdır.”

 

Harun Yakarer: Edebiyat camiasında şiir kitaplarının ikinci baskı yaptığı çok alışıldık bir şey değil, hele iki üç ay gibi kısa bir süre hiç alışıldık bir şey değil. “Sonuçlar Açıklandı” ikinci baskıyı yapınca neler hissettiniz? Sadece bunu sormak isterim.

Orhan Özekinci:İlk kitap çıktığında çok heyecanlanmıştım, ikinci baskıyı duyunca ondan daha çok heyecanlandım. Aklıma gelen ilk soru: “Bu kadar çok mu?” dedim.

 

Harun Yakarer:Büyük ideallerin şiirini değil, somut olan ve gözümüzün önünde saklı olanların şiirini yazıyorsunuz. Burada bir edebi tavırdan bahsedebilir miyiz?

Orhan Özekinci: Bu, edebi değil, hayata karşı olan bir tavır aslında. Türküm ve Müslümanım. Bunun için herhangi bir ideolojiye ihtiyacım yok. İhtiyacım olmayan bir şeyin şiirini yazmam da mümkün değil zaten.

 

Harun Yakarer: Şiirlerinizde çok fazla yabancı kelime kullanmıyorsunuz. Hatta şiirlerin içine İngilizce cümleler dahi konduğunu görüyoruz bazı şairler tarafından. Bu, bilinçli bir tercih midir? 

Orhan Özekinci: “Çok” bir ölçü ifadesi, “hiç” kullanmıyorum. Türk şiiri yazıyorum ve bunu Türkçe gibi kuvvetle bir dille yapıyorum. Yabancı kelime kullanmayı hiç düşünmedim. Çünkü bir İsmet Özel değilseniz, bu çok riskli.

 

Harun Yakarer: Çok kullandığınız kelimeler içinde “mutluluk” var, bunu kendiniz de söylüyorsunuz. Fakat bu mutluluğun karşısında da hüzünlü bir ses hakim şiire. “İçinde bizim olmadığımız bir fotoğraftı mutluluk”, mısraınız bunu destekliyor. Hüznünüzün kaynağı, şiirinizin de kaynağı mıdır?

Orhan Özekinci: Kitabın yayınladığı ilk ay yapılan söyleşide “şiirlerinizde en çok kullandığın kelime nedir?” diye sorulmuştu. “Mutluluk” kelimesi hemen ilk sırayı aldı. Oysa şiirlerdeki mutluluğu, mutsuzluk anlamında kullanıyorum.

Harun Yakarer: Yapıcı ve haklı eleştirilere karşı tavrınızı sormak istemem ama bazen haksız olduğuna inandığı eleştiriler alabilir şairler. Buna karşı tavrınız nasıldır? Böyle bir eleştiri geldi mi “Sonuçlar Açıklandı” hakkında?

Orhan Özekinci: Eleştiri; bilimsellik içinde, kuramlarla, gerekçelerle yapılması gereken bir şey. Edebiyat dünyasında eleştiri adı altında kötüleme ve karalama yapılıyor. Bunu yaparken hiçbir teori, gerekçe, yargı, yorum yok. Mesela, şiirleri Edip Cansever’e benziyor diyorsanız, bunu gerekçelendirmeniz ve örneklendirmeniz lazım. Dili sade diyorsanız, bunun ne demek olduğunu önce açıklamanız sonra yine örneklendirmeniz gerekiyor.

 

Harun Yakarer: Garip, şiirde şairanelik adına ne varsa hepsine karşı çıkarak kendi varlığını ortaya koymuş bir akım. Kitabınızda “Halime Kız” şiiri başlığıyla dikkat çekiyor. Çünkü şiiri saf şiire doğru yönelmiş olan bir şair için Halime Kız sanki daha Garipçi bir başlık gibi geliyor. Bu ne anlama gelir? Orta yol mu?

Orhan Özekinci:Şiirlerimin ortak yaşamlardan, insanlardan, deyimlerden, günlük konuşmalarımızdan oluşmasına dikkat ediyorum. Garip şiiri 1940’larda kaldı ve şüphesiz Türk şiirinin bugünkü hale gelmesinde büyük payı var. Bugünkü Türk şiirinin Garipten ayrılan tek yönü, düşünce olarak hece ve kafiyeye karşı çıkmaması olur en fazla. Oysa saf şiire yönelişi, sıradan insanların konu edilişi vb. bakımlardan aynı şiiri devam ettiriyoruz.

“Bu ne anlama gelir?” diyorsunuz. 2018 yılında İstanbul’da yaşıyorum. KPPS’ye girdim, ALES’e çalıştım, bütünlemelere kaldım. Bazen köpekler bile yokken sokağa çıkıyorum. Çıkmak zorunda kalıyorum. Bunun anlamı budur.

 

Harun Yakarer: Tüm bu olan bitene karşı, “Sonuçlar Açıklandı”yı okuyan bir okur, ilk zamanlarda değil ama çok sonra hangi duyguyla baş başa kalacak dersiniz?

Orhan Özekinci:İnsanın kendi hikâyesini anlaması çok zor ve epey zaman alıyor. Bu soruya Beyazıt Bestami Keçeli’nin iki ayrı dizesiyle cevap vereyim: Kırıldı hayalim, dünya denen varlığa / sana anlatamadığım şeyler var müjgan.

 

Harun Yakarer: Son olarak, ilk eseriniz hem yazım hem de okurla buluştuktan sonra her yönüyle istediğiniz gibi oldu mu?

Orhan Özekinci: Hayatta istediğiniz “bir şey” olmayınca, ondan sonra hiçbir şey olmuyor. Keşke bu şiirleri yazma gerekçem olmasaydı, keşke sadece bir okur olabilseydim. Şiir yazmak, yazdığını yaşamak gibi bir bedel istiyor. Dışımızda mesut bir hayat, mutlu yaşantılar varken; uykularımızı uzun kâbuslara teslim etmenin, kalbimizi yokuşlara sürmenin ne lüzumu var?

 

Söyleşi: Harun Yakarer

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın