Mustafa Toprak, Limonlu Pazartesi

Beklentisine kırgındı. Uzayıp giden günlerde kendi içinde kıvrıldığı yalnızlığına tekrar dönebilir miydi? Yalnızlığı orada mıydı? Şimdi daha da yalnız değil miydi? Bunların hiçbiri soru işareti değildi. Sorunlarla kalbini kilitlemekten gönlünü almaya geleceklere aralayacak kapı kalmamıştı. Hiçbir umut onu hayal kırıklığına uğratmadan onu teselli etmeye yönelik değildi. Sessiz bir acı biriksin istiyordu içinde. Kaybedeceklerinin hesabını yapabilecek kadar bir çaresizliğe razıydı. Üzerine gelen tüm kötülüklerde biraz kaçma payı olsun istiyordu. Daha kaçmaya başlamadan ruhunda üşüşmüş kötülüklerin içindeki iyi niyetleri ezişini gördü.

Hayat bize uğramadan giden bir ayrıcalık mıydı? Hayatı yaşayanlar çaresizliklerimizden bir miktar bölüşseydi nasıl bir dünya bizi beklerdi. Belki de tek istediğimiz sevgiye muhtaç gözlerimizin bir merhamete denk gelme isteğiydi. Merhametli olanın aşkla işi olsaydı bunca çaresiz aşığın çilesi son bulabilirdi. Gerçi merhametli olana da aşık olana pek denk gelinmemişti.

Şimdi hangi pişmanlığına ağlasa biraz daha eksik kalacak hatalar biriktiriyormuş gibi hissetmekten kendini alamıyordu. Pişmanlık üstüne umut ekilmiş çaresizlik değil de neydi. Geriye dönüp bakarken daha da gerideki çıkmazlarına saplanıp kalmak akıl işi değildi. Gerçi ömrünü aklına emanet etmeye kalktığında kullanacağı aklı da kalmamıştı. Gönlünün hizasına aldığında kendini çok yara almıştı. Ufuktaki karanlığa bakmayı denedi. Karanlığın içinden belirmeyecek ışığa güveniyordu. Sözünde durmayan bir parıltı yerine zifiri karanlık daha içtenlikli geliyordu.

Ağlamayı öğrettiği gözleri artık ona gülüyordu. Kendi duyguları bile kendinden uzaklaştığında ruhunda bir boşluk buldu. Oradan ilerlediğinde anladı ki hiçbir umut gerçek bir hayal kırıklığından daha samimi değildi. Yanlış bir yola giderken başka yanlış yollardan vazgeçtiğinin farkında değildi. Çaresizliğine doğru ilerlerken yanlış yolların umuduna hayran kalıyordu. Bitmeyen yolda yalandan gülüyordu. Yalnızlığına döneceği yolu bulana kadar yanlış yolların en yanlışını bulmak için çabalıyordu.

Mustafa Toprak

İZDİHAM

İzdiham'ın 43. Sayısında sürpriz olarak Malkoçoğlu filminin arka perdesini yazan Cüneyt Arkın, Emmy Ödülü'nün sahibi Haluk Bilginer, en sevdiği türküleri liste halinde paylaşan Selda Bağcan yer alıyor. Birbirinden değerli edebiyatçıların ve edebiyatçı olmaya heves eden yetenekli gençlerin yer aldığı İzdiham inanılmaz güzel bir sayı ile karşınızda. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın