Mustafa Toprak, Hareketli Konum Atar mısın?

İnsan güçsüzlüğüne sahip çıkabildiği oranda çaresizliğine katlanabilir. Her gün yeniden yenileneceğini bildiği halde tükenmekten vazgeçmeyenlerden oluşan bu dünyada hiçbir şeye yeterince bağlanmamak gerekiyor. Ancak tüm öngörüler gibi ileride olacak olanlar ilerdeki vakit gelene kadar değişim geçiriyor. Güvendiğimiz ve tüm hayallerimizi sorgusuz sualsiz teslim ettiğimiz kim varsa hayallerimizden önce kaybolabiliyor hayatımızda.

Onun da tek tesellisi babasıydı. Küçük bir kız çocuğu şenliğiyle başladığı yaşamında tüm korku duvarlarını babasının sayesinde aşıyordu. Onu kollayan birisinin varlığından bile habersizdi. Zaten sürekli yapılan her iyilik kabul edilmiş bir umursamazlığı da beraberinde getirirdi. Yanında yöresinde sürekli pervane olunan insanlar çark durduğunda öğütülmeye başlanırdı.

Babasının ona bakışları bir gururun ötesinde yaşam sevincini ona emanet etmek gibiydi. Babası yaşamındaki tüm sevinçleri ona bırakıp kederli yollardan onu uzak tutmanın hep yollarını bulmuştu. Mevsimlerin geçişini bile kar yağsa da kartopu oynasak diye beklerken babası yaz sıcağında kışın soğuğunu nasıl atlatacaklarının hesabını yapardı.

Kol kanat geren bir babanın varlığını babasının kolları kucağında hareketsiz kaldığında anladı. Varlık aslında yoklukla anlaşılabiliyordu. Her gün yaşadığın tazelik solgun bakışların donuklaşmasıyla feryada dönüşüyordu. Artık çocuk olmak için çok geçti. Babasını kaybetmiş olmak hayata yeniden başlamak gibiydi. Üzüldüğünde derdini anlatacağın kişiye üzülüyor olmak ölümlerin en büyüğü değil miydi? Şimdi kime nazlanacaktı, kimden medet umacaktı? Yüzündeki bir kırgınlığı hiçbir kelime söylemediği halde anlayan babası artık karşısında nefessiz duruyordu.

İlk defa kendisini yalnız hissetmişti. Babasız bir yaşam, güvenilen tüm sevinçlerin çiçeğinin solması gibiydi. Onu teselli etmeye kalkanlara şaşkınlıkla bakıyordu. Halbuki şimdi babası olsa onu nasıl güzel teselli ederdi. Babasının yasını bile babasıyla tutmak istiyordu. Gönlü hiçbir zaman babasının yanından gideceğini fısıldamamıştı ona fakat hayat bizi sevdiklerimizden ayırmak için en büyük sevgileri ören bir incelikten başka ne olabilirdi? Kendisine fısıldadığı cümlelerin gölgesinde eziliyordu: “Yeterince seviyorsan fazlasıyla keder duymaya razı olman gerekiyor. Yalnızlık, en çok sevdiklerimize en son kavuşacağımızı kabul ettiğimizde anlamlı hale geliyor.”

Mustafa Toprak

İZDİHAM

İzdiham'ın 46. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

 ‘İzdiham, zor zamanlar geçirdiğimiz bu süreçte umutlu bir kapakla karşınıza geliyor. Birçok güzel kalemin bir araya geldiği 46. sayımızda birbirinden ilginç konular, fark etmediğimiz alanlarda kalem oynatan yazarlarımız size kıymetli vakitler geçirecek bir sayı hazırladılar.

Sorun Varsa Umut da Vardır.

Bir Cevap Yazın