İbrahim Varelci, Karacaoğlan ve Fırsatçılar Arasındaki Farklar

Biz; yüzlerce yıldır derdimizi şiirle anlattık, şiirle âşık olduk ve şiirle öldük.

  1. Eskiden dağlarda, ovalarda ve ormanlarda Karacaoğlan gezerdi. Sazıyla konuşur, insanlara ve tabiata olan sevgisini türkülere dökerdi. Şimdi ise yeşil alanlarda, ormanlarda ve ovalarda fırsatçılar kol geziyor. Bu alanları siteye ve alışveriş merkezlerine çevirmenin yollarını arıyorlar. Fırsatçı müteahhitler, başka bir fırsatçı bürokratın onayı ile ağaçları katlediyor, ormandaki çiçek kokularını mazot kokusuna çeviriyorlar. Kuşları susturuyor, tabiatın müziğini kesiyorlar.
  1. Karacaoğlan’ın dünyaya bakışının temelinde sevgi vardır. Şiirlerinde geçen kadınları da insan sevgisini somutlaştırmak için ön plana çıkarmıştır. Kadınların güzelliğinden bahsederken; selvi boylum, balaban bakışlım, yayla çiçeği kokulum gibi tasvirleri kullanmıştır. Karacaoğlan aslında bedene değil ruha vurgu yapmıştır. Şimdi ise moda, reklam ve televizyon sektöründeki bazı fırsatçılar, kadının güzelliğini bir obje olarak görüyor. Güzelliği sadece dış görünüşe indirgeyerek; moda, reklam ve ticaretin her sektöründe kadınlardan bir meta gibi yararlanmak istiyorlar. Oysa kadın, tabiatı gereği saftır, durudur, temizdir. Dünyanın tüm kirlerinden azade olacak kadar da değerlidir.

Karac’oğlan der ki: Yerli yerince,
Ben de güzel sevdim kendi hâlimce.
Yârelenip yâr elinden ölünce,
Ağlayarak mezarıma gelin mi?

  1. Karacaoğlan’a göre olgun insan sözüne sahip olan insandır. “Sözümüz senettir, söz namustur” gibi lafları sadece bu topraklarda duyabilirsiniz. Bizim için adamlık, sözünün eri olmaktır. Eğer bir kadın sözünde duruyorsa baş tacıdır. Oysa fırsatçı, yerine getiremeyeceği sözü kolayca verir. Konuşurken abartılı konuşur. Ağzından çıkan laflar çok netmiş gibi olsa da işin aslı, istediğini elde ettikten sonra ortaya çıkar. Verdiği hiçbir sözü yerine getirmemiştir, dahası bu sözleri vermediğini iddia edecektir.
  1. Kimdir bu fırsatçılar? Dövizin ani yükselişinden kur vurgunu yapmak isteyen ithalatçılar, zammın kokusunu alınca ürünlerini depolarda bekleten firmalar, memlekette meydana gelen en ufak iç karışıklıkta fiyatları yukarı çeken tüccarlar, sürekli kafasından planlar yaparak kısa yoldan kar elde etmeye çalışanlar, benmerkezciler, siyasetten rant kovalayanlar ve daha niceleri. İşte bunların hepsi fırsatçıdır. Akıllara şu soru geliyor: Karacaoğlan gibi insan sevgisini merkeze alan, toprağını seven, alın teri akıtan, azla yetinen, dünya malına tamah etmeyen, kavgadan uzak, yaratılanı yaratandan ötürü seven ve tabiat aşığı şahsiyetlerin yaşadığı bu topraklarda bu fırsatçılar nereden türedi?
  1. Fırsatçıların çok ciddi maddi kaygıları vardır; çünkü sürekli fakir olma endişesi taşırlar. Bu yüzden elde ettikleri hiçbir şeyi kaybetmek istemezler. Onca mal, servet kazanmalarına rağmen yine de gözleri hep arkada kalır. Kolayca ödleri patlar; çünkü sürekli panik halindedirler. Tüm dikkatlerini; borsaya, altına, döviz kurlarına çevirirler. Boş arazi, kelepir daire, icralı araba, batmak üzere olan iş yerleri ve sevgilisinden yeni ayrılmış yüreği yaralı insan görünce hemen harekete geçerler. Oysa Karacaoğlan öyle miydi? Düşünün, çok meşhur olmasına rağmen, bu durumdan hiç haberi olmamıştır. Karacaoğlan’ın hiç serveti olmamıştır. Hatta mezarının nerede olduğu dahi kesin olarak bilinmiyor. Bildiğimiz bir şey var: Karacaoğlan’ın gerçek mezarı bizim yüreğimizdir.

N’eyleyeyim şu dünyanın zinetin
Âkibeti ölüm olduktan sonra
İstemem bahçemde bülbüller ötsün
Benim gonca gülüm solduktan sonra 
**
Karac’oğlan der ki söyle sözünü
Hakk’a teslim eyle kendi özünü
Nas (insan) işine karalama yüzünü
Yolun doğrusunu buldun mu gönül

İbrahim Varelci
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın