Hüseyin Akın, Çağrılan Yakup

Ben size söylemiştim, bana işiniz düşer
Gelmeyen mektup gibi düşerim aklınıza
Dünyanın gözyaşını bana sildirir bu halk
Oysa benim aklımdan bir sürü dize geçer
Az sessizlik isterim dayanıp kapınıza

Bu aynanın gözü kör, bu kantar eksik tartar
Ben geç doğdum diyedir, hepsi benim yüzümden
Öyleyse bu cümleyi yeniden kuruyorum
Nasipsiz sürünmeye dünya yetip de artar
Bir kere Yakup dedin, hiç çıkmadım sözünden

Sekiz sütuna manşet mahcup küçük ilanlar
Göğün yer sofrasında beni adımdan vurdu
Boyuna söylenmekten bestelenmiş yalanlar
Bütün tavşanlarına küsmüş bir dağ idim ben
Yokluğumu ilk önce müflis sahaflar duydu

Tellallara yükleyip her yere dağıttılar
Çiğneyip de geçti hamili kart yakinleri
Kolay kavransın diye Yakup’a kulp taktılar
Ekranlara çıktılar geçmeyince kinleri
Sevmeden evlenmeyi iyice abarttılar

Ya bize bir cümle kur, haydi yanaşık düzen
Düztabanmış memleket ya da Yakup askere
O kadar cevap var ki sorusunu bekleyen
Küçücüktür gözleri uzaktan çağrılanın
Hayat konuşup durur, ölüm bile rastgele

Hüseyin Akın, Karabatak 40

İZDİHAM

 

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın