Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 14

DERİ DEĞİŞTİREN ŞEHİR

Deri değiştiriyor şehrin günahları hızla
Doğru doğup doğru kalamamanın kerametidir bu
Bir kurbağa avı gibidir destursuz yürüyüşler
Örülen ararat duvarıdır bilgi kirliliğinin tuğlalarıyla
Ve bilinç oğlu bilinçtir secdelerin kıblesini şaşırtan
Ebeveynlerin hodbinliğine karşıdır fetüsün vaveylası
Sanrıların yarışı yakıt olmaya gönüllüdür can bağışında
Şaşılacak şey doğrusu okuttukları şirk tablosu
Sakız olup çiğnenmek isteyen toplumun matematiksel artışı
Firavunların, nemrutların ve iblislerin
son bir gayret hareketidir bu kozmopolit devşirmelerde
Ve gittikçe taraftar topluyor cerbezeli yalaslanlar
Haram anekdotların faiz hesapları birikiyor gün be gün
Gusül almak işlerine gelmiyor avcıların bir av peşinde
Ve bezirgân beylerinin avuçlarına sığmıyor yerküre
Deri değiştirebilir şehrin günahları istediği kadar
İstanbul ne kadar değişebilir, ne kadar değişebilirse kutsal Mekke
Fatih KORKMAZ


Sn Fatih Korkmaz

Şiirinizde baskın bir şekilde İsmet Özel etkisi hissediliyor. Şairin kendi şiirini daha çok kendine has kılması gerekir. Diğer yandan şiirinizin ismi ile başlangıç dizesini “Deri değiştiriyor şehrin günahları hızla” birlikte düşündüğümüzde ikisinden birini eksiltmek daha doğru olur. Dizelerinizde fazlaca yargı ifadesi var. Şu şudur, bu budur şeklinde. Bu durum bir yandan anlamı sıkıştırdığı gibi diğer yandan da okuru, mantık önermeleri kitabı okumak gibi yoruyor. Şiirde bu tür önermeleri ekonomik kullanmanız daha yerinde olur. Sonuçta şiirin melodisi ve sesi anlamın üzerinde olmalı. Aksi halde nesir de yazılabilir.

İkinci dizede geçen ‘keramet’ kelimesi dizedeki anlam için doğru seçilmiş mi, bunu yeniden düşünmenizde fayda var. Zira kerametin doğru olmayan bir şeye gönderme yapması beklenemez. Şiirde anlatmak istediğiniz şeyi anlatmak konusundaki yönteminizde bir tür taşkınlık var. Dizelerinizi daha geri planda tutup anlamı sadece hissettirmeniz yeterli olur. Siz bir tür gösterme işlemi de yapmışsınız. Şiir işittirmeli lakin göstermemelidir.

Son olarak başlangıç dizesinin açtığı yolda ilerleyen şiirin son dizesi de şiirdeki paradoksu naif bir dille sorgulamak yerine daha da derinleştiriyor. “İstanbul ne kadar değişebilir, ne kadar değişebilirse kutsal Mekke” bu dize Mekke ile İstanbul’u aynı mı görüyor yoksa birindeki farkı anlatmaya mı çalışıyor netameli. Bunun yanıtı sizde taşınıyordur ancak şiir için bu noktada daha düşünülmüş müdahaleler gerekli.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın