Halim Şafak, Ömrüm Ben Seni Yine Yaşadım Sayıyorum

gece kim çıkıp geldiyse yağmur yağdı
ıslandım odadan odaya koştum

uzak bir kenti hatırlıyor gibiyim
aklımda sokaklar caddeler evler
kapı önlerinde hoparlörler ölümden mi söz ediyor
yoksa ben mi duymakta zorluk çekiyorum

hayat yeknesak olan ne varsa bana bıraktı
eğri büğrü yollar evlerin arasında kayboldu

ölümün sesi benim duyduğum hırıltılı fısıltı kadar
hangi duvara dayansam hemen üstüme yıkılacak
kapıları kapatmanın hiç faydası yok
gurbet kilitsiz evdir daha çok yol
kederden başkasını bilmez mezarlıklar
çiçekler çoktan soldu destiler kırık
annem kapı önünde kardeşlerim dağıldı
babam askerlik fotoğrafından bakıyor

sigaranın dumanı acımın derin soluğu
içime çektikçe ceren kapıda beliriyor
ben ona gülümsüyorum yüzümden belli
belirsiz hüzün giriyor aramıza sürekli

acıdan söz eden insanım bu gün nerem ağrıdı
muhakkak kalbimdir gece olunca başkasını bilmem

yağmur yağıyor çiçekler hala balkonda
çocukluğum şimdi bir yerlerden çıkar gelir
ben oturur onu dinlerim eski evden beri
yıkılmış duvarın ayakta kalan yanıyım

uzak kente yağan yağmur kesildi
pencere camlarının buğusu hangi kadının
ellerinde serinlik bırakıp gitti
nereye giderse buğusu bana kalır soğuktur
hayat yaşını başını çoktan aldı gün aydın
işgal altında hatıralarım fotoğraflar yangında
kül olmuş savrulup duruyor etimi
buruyor hayata ilişkin hatırladığım ne varsa
çürüyor evler yanık et kokusu

annem içeri girdi kardeşlerim kim bilir nerde
tanımadığım oda bilmediğim pencere
bana baksın dursun yağmuru içeri buyur etsin
arkadaşlarım geçmişini çoktan unuttu
çoluk çocuk iş aş dünyanın bin bir hali
babam meşe ağacının gölgesinde yüzü
duvara dönük sigarası yarım kaldı
ben arkamda bir bahçeyi bırakıp geldim
ev yıkıldı yapıldı yıkıldı yapıldı yıkıldı
tahta masa sandalyesini düşmesin diye tuttu
ayna kendisinden başkasını görmez oldu
sokak çeşmesi söğüt ağacının altında
zakkum büyüdü artık koca ağaçtır annem
onu iki günde bir suluyor yağmurda
dökülen asma yapraklarını topluyor hayat
kapısının önünde upuzun bir yol
kime çıkar kim bilir

ömrüm ben seni yine yaşadım sayıyorum!

Halim Şafak

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın