Güray Süngü’nün Kitaplarından 21 Alıntı

Güray Süngü, 1976 yılında İstanbul’da doğdu.

Birçok dergide yazıları yayınladı ama en güzellerini İzdiham’da.

Düş Kesiği adlı romanıyla 2010 Oğuz Atay Roman Ödülü’ne, Kış Bahçesi adlı romanıyla 2011 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü’ne layık görüldü. 2014 yılında Deli Gömleği ve Hiçbir şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi kitaplarındaki öyküleri nedeniyle Necip Fazıl Hikaye Ödülü’nü kazandı.

Güray Süngü’nün metinlerinden ve kitaplarından seçtiklerimiz aşağıdadır:

*Modern insanlar vefat etmez, onlar hayatlarını kaybederler.

*Cehalet ne güzel, her şeyi biliyor insan cahil olunca.

*Bir kedi bir kedidir. İki kedi bir kavgadır. Üç kedi bir mutsuzdur. Bir insan bir lisandır. İki insan futbol geyiğidir. Üç insan saçmadır. Çok insan daha saçmadır.

*Mutsuz insanlar yürürmüş çok. Kendi içinde dolaşırmış insan yürürken. Bir de çok mutlu insanlar yürürmüş. İçinde bulunulan mutluluğun tüm zerrelerine kadar varabilmek yürümekle mümkün olurmuş.

*Büyürken yalnızdım. Hep öyleydim şimdi de yalnızdım. Ellerim, ayaklarım da yalnızdı. Burnum bile yalnızdı. Kulaklarım yalnızdı.

*Yürüdüm gün boyu ve yorulmadım hiç. Hatta yaşadığımı hissederek şükran duydum yazarıma, bana böyle bir hayat yazdığı için sevdim onu. Beni böyle yarattığı için, eksik, zaaf dolu ve kusurlu görünen; aklı başında, sıradan ve hakiki. Anneler ölür, babalar ölür herkes ölür; acılar çekilir, neyi kutsayabilirim, yüceltebilirim, acı herkese ait olan ama herkesin reddetmeye çalıştığı eski bir eşya gibi.

*Bazı şeyleri güzel yapan, kusurlarıdır.

*Dışarısı günlük güneşlikti. Karanlıkta olan bendim.

*İnsan böyledir. Çaresiz kalınca inanır her şeye.

*Yüzüne bakmaktan çekindiğiniz bir insanı, nasıl bu kadar iyi hatırlarsınız?

*Ağladım ve yıllardır ilk defa ağladığımı fark edip daha şiddetli ağladım. Hemen evden çıkmak istedim ama kapıyı bile açamadım. Çünkü korktum. Ne var dışarıda? Bilememek değildi korkutan, dışarıyı unutmak değildi. Korku garip bir şeydi, gizemli bir şeydi, belki bu yüzden korkuydu, sebep, neden, nasıl, çıldıracak gibiydim. Döndüm odanın ortasında, bir sağa, bir sola ve durdum. Düşün, neden böylesin?

*Korku, kin, nefret, tiksinti ve hepsinden üstün umut. Umut tüm bunları yeniyor; her şeyi yeniyor da, insanı da yeniyor, umut.

*Günler birbirinin kopyası artık, üstelik sadece yapılanlarıyla değil, yapılmayanlarıyla da.

*İnsanın yalnızlığıyla barışması ve onu sevmesi iyi bir şey değildi.

*Hafıza dediğin kederdir.

*İnsan bazen içinden ağlardı, bazen de içinden gülerdi. Bazen de içinden çıkamazdı.

*Hakikat tektir. Bin surete girer. Sana tanıdık geleni görürsün de bildim dersin. Doğru diye bin şey vardır, hepsi de bir hakikate hizmet eder. Sen bin doğruyu da bilirsin, ama tek hakikati kaçırırsın.

*Görebilen için hiçbir insan tekdüze değildir. Hangi şartlarda ne şekil davranacağını kestirebilir misiniz bir insanın? Sınırlarını bilebilir misiniz? Dayanma gücü, sabrı, nefreti, sevgisi. Değişir, zamana göre, ana göre, duruma, şarta göre.

*Unutma ki, bütün hikayelerde hazine kişinin kendi bahçesinde çıkar. Ama kişi kendi bahçesindeki hazineyi bile, yedi cihanı dolaşıp da bahçesine dönmeden bulamaz. Yani aslında bahçede hazine falan yoktur, hazine eve dönüştür.

*Bazen insan kendisinden memnun değildir ya, öyle biraz, her şeyden şikayet ederken iç bulantısıyla, ben bunları hak ediyor muyum derken, ama aslında kibirle, çocukça yani… ama şimdi öyle değildi. Bu, insanın boşboğazlık edip kendine acıdığı anlardan değil.

*Kırılmasından korktuğu için kullanmıyordu kalbini.

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın