Elias Canetti, Kulakmisafiri (Elli Karakter) Kitabından Bir Bölüm

Kulakmisafiri (Elli Karakter), Elias Canetti’nin çok özel not defterinden manzaralar sunuyor. Bir tip, yazarın hiçbir müdahalesi ve baskısı olmadan nasıl tasvir edilir, bunun en güzel örneğini ortaya koyuyor. Keskin kalem darbeleriyle resmedilmiş elli karakter, Canetti’nin yirmili yaşlarında tasarlamaya başladığı delileri anlatan sekiz ciltlik roman fikrinin de taslağı mahiyetinde. Bu küçücük kitap, yazarın başyapıtı Körleşme’yi daha iyi anlayabilmek adına minik bir pencere açıyor okurlara. Körleşme romanıyla tanıdığımız Canetti’nin pek bilinmeyen not defterinden bir karakteri sizlerle paylaşıyoruz:


Fitneci
Bir başkasının duygularını rencide edecek hiçbir şeyi kendine saklamaz bu adam. Etekleri zil çala çala koşar, çaktırmadan diğer ara bozuculardan malzeme toplar. Bazen kıyasıya bir yarıştır bu. Gerçi herkes aynı ‘start’ çizgisinden yola çıkmaz ama adam o anda diğerlerinin ne kadar yakınında olduğunu hisseder ve dev adımlarla onları sollar. Çok hızlı konuşur, söyledikleri sırdır. Onun bildiğini kimse öğrenmemeli, duymamalıdır. Minnet bekler karşısındakinden çünkü bir ayrıcalık tanımaktadır. “Yalnız sana söylüyorum. Yalnızca seni ilgilendirir bu.”. Fitneci, bir işin tehlikede olduğu durumları iyi bilir. Çok hızlı hareket ettiğinden -çok acelesi vardır çünkü- iş, yolda giderken tehlikeye girer. Gideceği yere varır, her şey emniyetli ve kesindir. “İşten atılıyorsun.” Kurbanın yüzü kireç gibi olur. “Ne zaman?” diye sorar. Ve “Nasıl olur?” der. “Kimse bana bir şey söylemedi.” “Gizli tutuluyor. Sana son anda söyleyecekler. Seni uyarmak zorundayım. Ama beni ele verme.” Bunları söyledikten sonra, ele verilmesi halinde olabilecek korkunç şeyler konusunda ayrıntılı bir nutuk çeker. Kurban içinde bulunduğu tehlikeyi tam anlamıyla kavrayamadan yeterince ölçüp biçemeden bu ara bozucuya, bu en yakın dostuna acımaya başlar.
Fitneci, öfke anında ağza gelmiş ve söylenmiş hiçbir hakareti duymazdan gelemez. Bu hakaretin, hakarete uğrayana ulaşmasını sağlamak onun baş görevidir. Övgüleri taşıma konusunda pek o kadar titiz değildir, ama iyi niyetini göstermek için arada sırada bu işi de yapmaya zorlar kendini. Böyle durumlarda hiç acele etmez, sallana sallana gider, gayet ağırdan alır. Övgü, dilinde lezzetsiz bir zehir gibi yatmaktadır. Tükürmeden önce, boğuluyormuş sanır kendini. Sonunda döker dilini. Konuşur ama bir bakire gibidir o anda, karşısındaki erkeğin çıplaklığından çekiniyormuş sanırsınız. 
Bunun dışında ne utanç tanır ne de tatsız bir duygu. “Kendini savunmak zorundasın. Bir şeyler yapmalısın! Eli kolu bağlı kalamazsın!”. Kurbana öğüt vermeye bayılır. Başka hiçbir neden yoksa bile tebligatın daha uzun sürmesini sağlamak açısından sever nutuk çekmeyi. Tavsiyeleri, kurbanının korkusunu büyüteç altında gösterecek türdendir. Eh, ne de olsa ara bozucu için önemli olan diğer insanların kendisine olan güvenidir, bu güven olmasa yaşayamaz.

Elias Canetti, Kulakmisafiri (Elli Karakter)

Çeviren: Şemsa Yeğin, Payel Yayınevi

İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın