27 Nisan 2021

Düşünmek

ile onur

Önceden hayat şartlarının her insan için aynı olduğunu, herkesin çektiği acının aynı olduğunu düşünürdüm. İnsanların farklı olduğunu hiç düşünmezdim. İnsanların dinlediği müzik bile aynı değilken bunu düşünmem çok saçmaymış, yeni yeni fark ediyorum. Çocuklukları bile aynı olmayan insanları nasıl aynı kefeye koyabilirim ki?

Aynı hayatı yaşamasak da aynı geleceği paylaşıyoruz. Aynı gökyüzünü, aynı çevreyi, hatta ve hatta aynı teknolojiyi… Peki bunları neden fark edemiyoruz? Çünkü düşünmeyi, anlamayı, belki de anlatmayı bıraktık. Bu hale gelmemizde çabamız çok büyük. Bunu yapanlara çok yardımcı olduk. Yönlendirilmeyi biz seçtik, yönetmek yerine.

İnsanlar artık deney fareleri gibi davranmayı seçti. Neden mi? Çünkü artık neyin ne olacağı düşünmekten herkes yorgun düştü. “Acaba bunu yapsam ne olur?”, “Bunu yaparsam insanlar ne der?”, “Etik açıdan uygun mu?”, vs. Yahu kendine dönüp de sor; “Ben bunu yapacak insan mıyım?” Evet sorgulamamız gereken asıl mesele bu.

Biz nasıl bir insanız? Nerede yanlış, nerede doğru yapıyoruz? Biz doğruyu yapabiliyor muyuz, yoksa sadece gösteriş peşinde miyiz? Bu soruları çoğaltabilirim aslında, daha da uzar. Biraz da çuvaldızı kendime batırayım. Kendimi de bu kefeye koyuyorum. Yaptıklarım benim tercihlerim mi, yoksa ben de mi yönlendirilmeyi seçtim? İzlediğim dizi ve film sahnelerini bilinçaltımda hala çekmeye devam mı ediyorum yoksa?

Ya da dünyadaki müzmin şeylerden zevk almayı mı bıraktım? Hayat sadece sosyal ağlardan ibaret o zaman? Hepimizin aslında en büyük sorununa ayak bastım. Peki neden böyleyiz? Artık beraber iki kelam etmek, bazı konularda fikir ayrılığına dahi düşsek tartışmak artık bize zevk vermez hale geldi. Bir çoğumuz klavye beyefendisi yahut hanımefendisi olduk. Yan yana gelince de konuşacak tek harf bulamadık. Şimdiki gençlik resmen bir kalıp üzerine kurulmuş, aynı fabrikadan çıkmış gibi. Herkesteki tavır, duruş, düşünce aynı. İnsanlar artık hayal kurmuyor, kurulmuş hayallerin üzerine çörekleniyorlar. Sizi gidi hazırcılar! Okuduğunuz kitaplar ufkunuzu genişletmek yerine size fikir çalmayı öğretiyor sanırım.

Evet arkadaşlar beyin fırtınası yapıyoruz: sizce bu gençlik nereye gidiyor? Bu acı gerçeği benimle de paylaşır mısınız? İnsanlar neden bu kadar duyarsız. Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir diyen peygamberin akrabalarından dahi habersiz olan ümmeti… Neden bu hale getirildik ve neden biz de buna destek olmayı seçtik? Kur’an’da dahi akıl kelimesi tam 49 defa geçiyor ve bir çoğu “Hiç akıl etmez misiniz” ya da “Ne kadar az düşünüyorsunuz” diye geçmekte. Gerçekten insanoğlu/kızı ilk insandan beri az düşünüyor olmasaydı Rabbimiz bize bunu söylemezdi. Düşünün a dostlar! Düşünmek, fikir üretmek gerek. Düşünmek farklı olmaktır. Evet farkındalık; aslında ihtiyacımız olan sadece bu. Kendi cevherinizi fark edip gerçekten neler yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın sadece kendini düşünen kahraman olamaz.

Şeyma Kızılgedik

İZDİHAM