Didem Madak, 128 Dikişli Şiir

İlk defa bu kadar sağlam yazıyorum.
Haç şeklinde 128 dikişle.
Galiba ahbap artık sana ulaşacağım.
Yeteneğim geri geldi,
Göreceksin artık kutsal dizeler yazacağım.

Hiç yapmadığım şeyler yapıyorum ahbap,
Maç seyrediyor ve devamlı topa bakıyorum.
Telepati yapıyorum.
Hey ahbap! Ben arada bir fikir buluyorum.
Kuşlar için küçük şemsiyeler yapabiliriz,
Böylece yağmurda ıslanmazlar.
Ve içimdeki ağır sözler için de şemsiyeler.
Böylece paraşütle iner gibi hafiflerler,
Şiirin içine girerken.
Bana bazı şarkılar lazım ahbap.
Hafif şarkılar, acı olmayan şarkılar.
Çok şarkıya ihtiyacım var.
Tutam tutam saçlarımı savuracak şarkılar.
Saçlarımla ne yapacağını bilemeyenler,
Bir gün onları kaybederler.
Böyle bir şey yani ahbap,
Çok acıyor, saçlar zaman zaman.
Bana neşeli şarkılar,
B harfine notalardan sütyen yapan şarkılar.

Bir mutfak cadısıyım şu sıralar,

Çeşitli şeyleri çeşitli şeylere karıştırmak.
Ve seni düşünmek, mırıldanmak.
Bazı büyülü yemekler yapmak.
Bazı şifalı yemekler yapmak.
Ve kalmak istemek ahbap.

Füsunun yeşil ela gözleri var,
Ve pembe plastik fincanı ile kahve getirişi var,
Ve bana anne deyişi var.
Benim pembe fincandan pembe kahve içişim var.
Bu kahveleri seviyorum ahbap.
İçimi pembe bulutlar kaplıyor.
Şekerli ve tatlı bir biçimde havalanıyorum.
Sonra ağrılar, sonra hastaneler ve sonra doktorlar…
Şeker donup yapışıp kalıyor bir kağıda.
Acı bazen öyle yoğun, çok yoğun.
Patlak gözlü bir kurbağa,
Tarifsiz çirkin ve kel.
Edip’in kurbağası yakup benimki Seyfettin,
Neden bilmem işte,
Nereden çıktı şimdi seyfettin?
Acı dindi diyorum bazen yağmur dindi der gibi,
Öyle kendiliğinden ya da tanrı istediğinden.
Yüzüklerim yok takmıyorum,
Kolyelerim yok istemiyorum.
Öyle çok şimşek çaktı gece,
Ben sonu Z harfi olarak düşündüm.
Son harf olarak,
Ben Zeni düşündüm ahbap.
Doğdum, doğurdum.
Bir insan nasıl büyüyor gördüm.
Hayatta kalmak için,
Ve hayatta kalmanın yanında,
İnandım şiir bir gevezelikti.
Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda,
Satırlar artık bomboş.
Karnımda hissiz bir şiir var,
İçimde durmadan bölünen şiirler,
Birlikte yok olacağımız şiirler,
Birlikte unutulacağımız şiirler,
Hiç borcu olmamış şiirler,
Ve bu yüzden çok acıyan şiirler.
Acı aniden diner yağmurun dindiği gibi,
Bazen sadece tanrı öyle istediğinden,
Sadece bir mağarada resim çizerim belki,
Rüyaların büyük harfle başladığı bir ülkede,
Üstümden kaldırılmış bir ölü var.
Ahbap senin istediğin o mu?

Didem Madak

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın