Daniil Kharms, Sandık

İnce boyunlu bir adam bir sandığa girdi, kapağını üstüne kapattı ve nefesi kesilerek soluk almaya başladı.

Böylece, dedi nefes nefese soluk alan ince boyunlu adam, bu sandığın içinde nefes alabiliyorum çünkü ince bir boynum var. Sandığın kapağı kapalı ve içeri hava girmiyor. Zorla nefes alacağım, ama yine de sandığın kapağını açmayacağım. yavaş yavaş öleceğim. yaşam ile ölümün mücadelesine tanık olacağım. Yapılacak olan savaş eşit şanslar altında gayri tabii bir savaş olacak, çünkü doğal koşullar altında zaferi ölüm kazanır ve ölüme yazgılı olan yaşam son ana kadar nafile bir umuda tutunarak düşmanla çaresizlik içinde mücadele eder yalnız. Ama şimdi girişilecek olan mücadelede, zaferden haberdar olacak; bunu başarabilmek için yaşamın sandığın kapağını açması için ellerimi zorlaması gerekecek. Kimin kazanacağını göreceğiz! Ama korkunç bir naftalin kokusu var. Eğer olur da yaşam zafer kazanırsa sandıktaki bütün eşyaları makhorka’layacağım*. İşte başladı: Artık nefes alamıyorum. Sonum geldi, bu açık. Şimdi hiçbir şey beni kurtaramaz! Kafamda ulvi düşünceler de yok. Boğuluyorum.

Hey! Bu da ne öyleyse? Bir şey oldu ama ne olduğunu çıkaramıyorum. Bir şey gördüm ya da bir ses duydum…

Hey! Gene bir şey oldu. Tanrım! Nefes alacak bir şey kalmadı. Anlaşılan ölüyorum…

Peki şimdi bu da ne? Neden şarkı söylüyorum? Boğazım acıyor… Ama ya sandık nerede? Neden odadaki her şeyi görebiliyorum? Yerde yatıyorum sanki. Ama sandık nerede?

İnce boyunlu adam yerden kalkıp etrafına bakındı. Sandık ortalarda görünmüyordu. Sandalyelerle yatağın üzerinde sandıktan çıkarılmış eşyalar vardı, ama sandık görünmüyordu.

İnce boyunlu adam dedi ki: Demek ki, yaşam benim anlamadığım bir şekilde ölüme karşı zafer kazandı.

 

Ufak Tefek Olaylar-Encore Yayınları
İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın