Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı’ndan
“Ne kadar ozan olursam olayım, umduğunuz kadar aldanmıyorum, o yapmacıklı ağlamalarınızla beni fazla yorarsınız, yabanıl kadınmışsınız gibi davranacağım size, ya da sizi boş bir şişe […]
“Ne kadar ozan olursam olayım, umduğunuz kadar aldanmıyorum, o yapmacıklı ağlamalarınızla beni fazla yorarsınız, yabanıl kadınmışsınız gibi davranacağım size, ya da sizi boş bir şişe […]
Agathe, uçtuğu var mı ruhunun arasıra, Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan Bambaşka denizlere, bambaşka semalara, Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından? Agathe, uçtuğu […]
Tatile çıkmış kalabalık dört yana seriliyor, yayılıyor, bol bol eğleniyordu. Cambazların, hokkabazların, hayvan oynatıcıların, gezgin satıcıların bel bağladıkları şenliklerden, yılın kötü günlerinin acısını çıkaracak şenliklerden […]
Ölüm, avutan da -ne çare ki- yaşatan da; Hayatın sonu; yine de tek ümit, tek güven; Bizi bir iksir gibi kavrayan, sarhoş eden; Karda kışta, […]
Baudelaire ve Hugo’nun birbirlerini sık sık övdükleri bilinir. Ne var ki, Baudelarie’in bir yakınına yazdığı mektup, Fransız edebiyat devlerinin ilişkilerinin göründüğü gibi olmadığını gösteriyor. Fransız […]
Ey dalga dalga omza kadar uzanan yele! Ey bukleler! İhmalle yüklü güzel kokular! Bu akşam loş odamı bu saçlarda uyuyan Hatıralarla -Ne haz! Ne gayş!-doldurmak […]
Derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık; Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam, Siyah örtülere sardı şehri karanlık; Kimine huzur iner gökten, kimine gam. Bırak, […]
3-Ağustos-1937 Bir kadın eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu kurtarmaya çalışır. Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir kadın, […]
Ölümcül sessizliğin en yüksek sesi Karanlığa ve diri serinliğe gömülü alandaki bahçe. Gecenin karanlığında devliğini yitiriyor yüzlerinin arasından ışıklar sızan evler. Geçmiş göklerin derinliğinde, yıldızlar […]
süslenip bir yangına gideriz seninle rüyanın gümüş kapısına… akşamın kadehi kırılır dizlerimizde evler, ağzında bir parça tabutla gelir ve başlar sıkıntı mermerde. süslenip bir yangına […]
Bir insan boyu yukardan geçiyorum toprağı, Dünyanın ışığı arkamda kalıyor hep: Yanlışlar ve doğrularla boyanmış dünyanın. Şeylerin titreyen örtüsü üzerinde Dayanmak ve durmak bilmeyen ‘Düşünce’yim […]
Gelecek ölüm – gözleri gözlerin olacak sabahtan akşama dek, gözünü kırpmadan, sağırcasına, eski bir vicdan acısı gibi saçma bir alışkanlık gibi ardımızdan kovalayan bu ölüm […]
Yasak kitap bulundurduğu gerekçesiyle hapse atılan, hayatı mücadele ile geçen ve uzun süre Arif Barikat takma adıyla şiir yazmak zorunda kalan usta Şair Arif Damar […]
Kentler ve Arzu 1 Dorotea iki türlü anlatılabilir: kenti, her biri üç yüz ev ve yedi yüz bacadan oluşan dokuz mahalleye bölerek boydan boya kateden […]
Ağaçlara ilişkin kimsenin bilmediği bilgiler vardır. Onlara “bekleyenler” adının verilmesi istendi gerçi. Ama nefretle karşlandı bu öneri ve “eşyanın gerçeği epik bilimin romantizmidir” denmekle yetinildi. […]
Savaş sırasında güçlükle iş bulunabiliyordu; tarlalarda çalışamayacak kadar çelimsizdim, köylüler çiftlikte çocuklarını ya da yakınlarını çalıştırmayı yeğ tutuyorlardı. Yersiz yurtsuz biri olarak herkesin şamar oğlanıydım. […]
İki oğlan çocuğu rıhtım duvarının üstüne oturmuş zar atıyorlardı. Adamın biri, bir heykelin basamakları üstünde, kılıç sallayan kahramanın gölgesinde gazete okuyordu. Kızın biri çeşme başında […]
Beni niye öldürdün G. Seni sevmek için Yaşamak istiyorum. Çoktandır özlediğim yanık saman kokulu bu toprak üzerinde dalıp kalmışım. Uyuyor muyum; yoksa rüya mı görüyorum. […]
Beliriyorsun… Yaşam ortada Yağmur kokusu ortada Seni yaratıyor yağmur Kapımı çalıyorsun Ağaç Kent yelken açtığın deniz Adımlarınla başlıyor gece Uzaklarda beliriyor yürek Alnına uzanıyor Bir […]
28.6.1963 Goethe’ye Göre Dâhi La Harpe hiç hoşlanmaz “génie”(deha) kelimesinden, “talent”(yetenek) nemize yetmiyor der. Dile bu kaypak, bu müphem kelimeyi sokanlara atar tutar. Schopenhauer’a […]
Cemil Meriç’in 1980 yılında Hisar Dergisi’nde çıkan yazısı. Hümanizm bir aydın hastalığıdır. Hümanizm, Avrupalı için kaybettiği dinlerin, yıktığı inançların yerini alan bir put. Hümanizm […]
Posta arabalarından söz et bana Kan var bütün kelimelerin altında Ezop’un şu lanetli dilinden söz et Kan var bütün kelimelerin altında Umulmadık bir gün olabilir […]
önce en yakınların delikler açtı gövdende sonra o her odanın her köşesinde bekleyen gecenin hinoğluhin örümceği yumuldu doğan, günün bu kızıl kapılarına ve o parlak […]
Karısıyla her gün kavga etmekten usanmış bir bedendim artık. Eskileri unutsak da mutlu olamayacaktık. Uzun zamandır da hayatında başka bir herif vardı, adamın yolu bir […]
Orhan Veli şairdi, şair gibi yaşadı ve kurduğu Garip akımına yakışır şekilde belediyenin kazdığı çukura düşerek vefat etti. 14 Kasım 1950. Orhan Veli Kanık, […]
Ölmeyi beceremeyişi, kaybettiği saygınlığını birkaç saat içinde yeniden kazandırdı. Duvarları altın tuğlalarla örülü bir oda uğruna savaşı sattı diye dedikodu yapanlar, onun intihara kalkışmasını bir […]
Savaş sırasında bütün ülkelerin iktidarları, halkın işbirliğini sağlamak için, rüşvet verircesine, alışılmamış ödünler vermeye gerek duydular. İşçi ücretleri artırıldı, Hindulara onların da insan ve kardeş […]
Gelin gülle başlayalım atalara uyarak Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine Bir anda yükselen bir bülbül sesi -Erken erken karlar ortasında Güneş dönmüş ışık saçan bir […]
Bilin: Halkın ekmeğidir adalet. bakarsınız bol olur bu ekmek, bakarsınız kıt, bakarsınız doyum olmaz tadına, bakarsınız berbat. Azaldı mı ekmek,başlar açlık, bozuldu mu tadı, başlar […]
Hey ahali! Görürdünüz ya beni Yerleri ovup silerken hani Bu rezil kasabada Güneyde Bu köhnemiş cenabet otelde Bakardınız aval aval ve bir teklik atardınız Havanız […]
Bir anahtar verdindi bana Kabaran yüreğimi bilerek. Kullanıp durdum onu gönlümce, Aşkıma kenar süsü diyerek; Aşındırdım dişlerini zamanla. Geriye ben kaldım işte. Yalan olur sevmedim […]
Çizmeleri su alan general , de bana: Kimden gelir bu buyruklar? Laf aramızda: Bugün öğle yemeği yedin mi? Kafanda planlar var mı? Miden boş sadece? […]
“Brecht’in Marksist olduğu hesaba katılmaksızın, Brecht’ten söz edilemez.” Rene Allio Tiyatro yazarı, şair ve kuramcı kişiliğinin yanı sıra, sinemayla da içli dışlı olan Bertolt Brecht; […]
Bildiğimiz kağıda basılan dergilerin ömrünü tamamladığını düşünüyorum. Tecrübe ile sabit. Çünkü ben de bir dergi çıkarıyorum. Hem de 25 yıldır. Peki sebep ne? Modern teknolojinin […]
İyi tüfeklerden çıkan İyi kurşunlarla vuracağız seni Sonra da gömeceğiz İyi bir kürekle İyi bir toprağa. Seni kimse satın alamaz, Eve düşen yıldırım da Satın […]
Ne giydiğini yaz bana! Sıcak tutuyor mu? Nasıl uyuduğunu yaz bana! Yatağın yumuşak mı? Nasıl göründüğünü yaz bana! Hep aynı mısın? Neyi özlediğini yaz bana! […]
Ekmeğimi kazandım ve tükettim sizler gibi. Bir doktorum ben, doğrusu: bir doktordum. Saçlarımın renginden mi şeklinden mi burnumun Bir gün evsiz barksız ve aşsız kodular […]
Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın.. H. Nihal Atsız Sevgilim Almıla; Tüm gücümle, anlıyor musun Almıla, seni Tanrı’nın bana verdiği tüm gücümle sevdim. Az sevdimse […]
Beyazıt Bestami Ulaşım A.Ş.ye mektup yazdı. “Yetersiz Bakiye” Sevgili Ulaşım A.Ş bu size son mektubum… Bir şeyden vazgeçmek için onu çok sevmek gerekmiyor, ya da […]
Ben Bestami, ismimin ortancası, Hastalıklılar korosunun astımlı neyzeni, neye döndüğünü bilememiş Mevlevi. Ben Bestami ismimin ortancası, Çöldeki su değil ama; çölü çölü çöl yapan kumlardan […]