Bilge Çipe, Buğu

Bilir misin
Cenaze evi gibi yürür insan geçmişe
“Bitti mi şimdi” der dönüp dönüp
Biten başlayanın haşiyesidir oysa
O zaman
Neden kalbi katıdır acının
yüzü ateştir yağmurun
dili çürümüş bir yosunun
Ve hüzün çamurudur dibine çöken suyun
Biten şey haşiyesidir başlayanın
Yolun sonu kendisidir aslında

Ansızın
Kargaşaya ve huzura ve elma kurtlarına
Hatta şehre dediler bir adam geldi
İşittik ve iman ettik
“Herkesin gömülecek bir yazgısı var
Ve esrarı var büyümeye yüz tutmuş gözlerin”
Ütopya mavisi kadar dediler önce
Napolyon yeşiline çalmış diyorlardı sonra
İşittim itaat ettim
Sırtımda dağılmış damarlar
Sarıya çalan bir iple geziyorum şimdi boynumda
Nefes değmiş cam gibi
Bir el darbesine bakar yok oluşum

Bense “üzgünüm” diyorum bıkmadan
Dilini bilmediğim acılara
Muhtemel sonuçlara, ekmeğe ve aşka
Yürürken çarptığım omuzlara
Her olana ya da hiç olmayana
Yok aslında en çok da
kocasının soyadıyla gömülen kadınlara
Ruhlarına el fatiha

Bilge Çipe

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın