Beyazıt Bestami Keçeli, Bulut Tamircisi

Sana, Türk filmlerindeki kahvaltı sahnesi kadar güzel olan sana.

 Adımı söyle bana bir kalbim olsun
Seslenince bir şarkıyı başlatsın.
Sen bir ormansın bir ağacın içinde
Ben çorak tarla bir başağın içinde

O geminin ardından üzülme diye
Kaybolmuş gökyüzünü avucuna getirsem
Sen bir bulutsun bir yağmurun içinde
Ben kuru bir çölüm bir kumun içinde

Bana mektup yaz bir yurdum olsun
Kapısından çıkıp kapına dayanayım
Sen bir yuvasın bir odanın içinde
Ben kocaman bir hiçim senin içinde

Gamzeni kıskanıp yüzyıl öteden
Ay gelip yanağına otursun
Sen bir rüyasın bir gerçeğin içinde
Ben bir yarayım bir bıçağın içinde

Bütün kalemleri bir bir kırdım
Sesinden resim yaptım kendime
Sen bir hayatsın bir ölümün içinde
Ben bir ölüyüm bir bedenin içinde

Yaşamayı bilirdim eğer doğsaydım
Bunca yıldır yaşadım,onca yıldır ölüyüm
Sen bir cennetsin bir annenin içinde
Ben bir babayım bir yetimin içinde

Kime sorsam sonra ne yapsam diye
Herkes bu dünyanın yabancısı çıkıyor
Sen bir güneşsin pervanenin içinde
Ben bir pervaneyim İbrahim’in içinde

Kâhaneti unuttum, şişeyi kırdım.
Bıçakları kestim avuç içimle.
Sen bir Züleyha’sın bir Yusuf’un içinde
Ben kapkara bir saray bir zindanın içinde.

Beyazıt Bestami Keçeli

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın