Ahmet Haşim, Gelmeden Evvel

kalbim
benim bir ormandı,
isimsiz, asude,
bir büyük orman;
ve gölgelerinde revan
olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi
dağıtırken sükutu bihude,
düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman,
ne zaman
girecektin o kalb-i mes’ude?
etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem
reng-i eşcar ü abı fersude,
dolacak mıydı seslerin, bilmem
o tehi saye zar-ı mesdude?
sanki hicrana bir teselliydi
şeceristan-ı kalb içinde revan
olan hafi suların musiki-i nevmidi.

geldin

bir gün
akşamın ölgün
duran o namütenahi ziya denizlerine
gark olan eşcar,
gark olan ovalar
oluyorken sükut ü hüzne makar
geldin alam-ı kalbi teskine
ey şebabın hayal-ı cavidi,
o melul akşamın havası kadar
gelişin bir sükun-ı saridi…

birlikte
bütün bizimçündür
nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül
gibi üstünde titreyen bu sema;
gecenin dallarında şimdi açan
bu kamer,
bu altın gül…
bütün bizimçündür
ne varsa aşk ile bidar-ı ra’şe, ya naim,
ne varsa aid olan leyl-i hande-me’nusa,
sana aid lebimdeki buse,
lebinin surh-ı bizevali benim.

Ahmet Haşim

İZDİHAM

Eğer yeni bir şey başlatmak istiyorsanız her şeyi unutmak gerek. İzdiham yepyeni bir heyecan, tasarım, içerik ve estetik ile okurlarının karşısına geçiyor.

Türkiye’de yeni bir dergicilik anlayışının öncüsü olacak bir çalışma ile İzdiham bütün heyecanını ve her şeyi en iyi şekilde yapma düşüncesini bütün sayfalarına taşımış. izdiham dergi 41. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.



.

Bir Cevap Yazın