Adem. Maksatsız., Savaş Sahnesinde

1.İsa Mesih’in Çarpım Tablosu
Elementlerin bir tablosu vardır
Her şeyin bir tablosu vardır kainatta
Bakın mona liza ablanın da gayr-i safi yurt içi hasılanın da
İşte Osman sen ümmeti oradan
Kolla.
İnsan kaldırılabilir bir paravandır kainatın sonunda
Zeyneb sen arada çık ve bir yarayı derinden
Bantla.
Kükürt kokan gül yığınları arasında
Rengini belli etmeyen kuşağını giyinmiş bir melek
Dinç bir melek merakla bekliyor
Bir kere sıfır kaç edecek=1001111101010111

Bir ve sıfır uzun zamandır afilli bir gerçek

İlk salvoyu buradan yer göğsümüz
Göğsümüz, yere değmeyen ellerimiz ve annelerimiz
Herşey soylu gazlar için kurban edilir
Ve bunların bir de soysuzları var kabul edilir
Fosforun bombası
Kül rengi çocukların annesidir.

Bu bir sınıf meselesi değildir kardeşim Süleyman
Göğsünden hırıltılar geliyor gözlerinse süt liman
Sessizsin biliyorum
Senin sesin sınıfları ören telden bir duvar
Bak marangoz Kasım’ın oğlu yontuyor medeniyeti bir sıra kenarından
Kurtarılmayı beklemek demek diyor öğretmen nalan
Tırnaklarını yemektir korkudan

Mevsimlerin sırası ve çarpım tablosuydu çocukken en korktuklarım
Beni kış gelecek diye inandırdılar düşen her sarı yaprağın ardından
Bir kere sıfır yok edecek diye yazdırdım meleklerime
Büyüdüm ve büyüdükçe devrildi içimdeki katlı yaralar
Osman kollamayı bıraktı ümmeti
Zeyneb pıhtılaştı damarlarında sol omzumdaki meleğin
Süleyman’ın okulları öğretmiyor artık eski lahitleri

Ziller çaldı bizim için bay hemingvey
İsa Mesih gelecek diyor gazetelerin Pazar ekleri
Eklem yerleri ile gelecek bir makinedir
Hesap da yapabiliyor İsa üstelik
Bir ve sıfır çarpılmayacak dedi işte kanunlar

Bir mesaj vermeye zorlanıyorum tek ayak üstünde kainata
İsa Mesih gelince görecek ki sınıf bölünmüş bir bölü sonsuz oranında
Bir geminin eskisi olur su da eskiyor petrol borularında
Ama insanın eskisi olur mu diye ürperiyorum
İnsan yenidir İsrafil’e uyandığında
İnsan yenidir Mekke duvarlarında ve mescid-i aksa’da
Kalkın çocuklar! Söyleyin insan yenidir güneş her doğduğunda!
Söylemiştim rabbim ben mevsimlerin geçişlerinde yeniliyorum
Ben yenilirken Kudüs de yeniliyor Şuheda
Bir mesajımız var ve iki bin yıldır iletiliyor dumanla.

Şekspire de küskünüm bu manada
Dünya bir tiyatro sahnesi değildir
Değildir işte! dünya bir savaş sahnesidir kan akıyor topraklarında.

2.Burada Susuzluktan Çatlayan Kuyu Gerçekleri
Sana sorulan yetti biliyorum ama
Azap atı neden koşmuyor Züleyha?

Türkler ata binmeyi mi bıraktı şevrole impala
Orada bir savaş veriliyor söylesene nasıl gideceğiz Hanzala
Burada insan kalmadı
Burası güneşi var edene inanmayan
Ama onu sömüren bir noktadır planlarda
Çöl burada.
Burada insan diyorsam aldanma artık
Konuşan bir metal yığını olabilir
Bak ters takla atabiliyor hatta
Göğercinler artık eski moda
İnsan artık burada
kandırılabilir bir palavra.

Azap atı için geniş bir düzlüktür alnım
Burnum kanıyor sakalımdan sızıyorum kuyuma
Yaşam bir parçası değil artık bu hayatın
Sen gizemi değilsin artık bu kuyunun dünya
Sabahları kalkıyor ve işe gidiyoruz, okula
Parçalarımızı bir araya getirecek olan
Bizi senden ayıracak olan o sinsi casusluğa
Dünya vatandaşlığı
Kamera ve politika
Su yok artık bu kuyuda
Yağmuru bekliyoruz
Gözlerini yıkamak için şehitlerin.

Değişmesi gereken değişmiyor diye küsemeyiz Yusuf’a
Bir bakın mavi değildir kızıl denizin rengi haritada
Göç etmiş kavimler kabullenemiyor göç eden kabileleri
Kalaşnikofun bile öldüresi gelmiyor yankileri
Bir ata neden azap çektirdiler diye sormadım hayatımda
Bir sokağın adı neden Şehitlere verilir bilemedim
Çünkü ben;
Arz, kendini talep ettiğinde yetişemedim
Ben yetiş-medim çavdar tarlalarında
Kementlemedim bir atı bağrından
Bir aynayı kırmadım diş çatırdamasından
Bir plaza camını patlatamadım ahımı haykırırken
Kinimi sıyırdılar kemiğimden
Kemik bir müze meselesidir burada
Atlar lunapark oyuncağı
Süt laboratuvar menşeidir
Yüzde 100 buzul bakteri şirketi borsasında

Bir palavraya inanmak kolaydır ve revadır aslında
Uluslararası ilişkiler mesela
Kanatıcı olan bir eczayı gerçeğe inanmaktır
Bir tren sürekli geliyor diye açtığım yaradır dünyada

Atlar koşsa nereye varacak Züleyha?
Gönlümüzden bir pergel açalım menzil olsun onlara.

3.Bir Perde Kapanmıyor
Ve bizler bir oyun oynamıyoruz
Oyun bizi oynuyor diye öğütüldük değirmen taşlarında.
Oyun bir nar çiçeğini aşamaz karnı burnunda
Daha çoğalacağız
Çağalacağız
Çağlayacağız kır kenti tomurcuklarında
Çünkü inandık çe harfi buğdayı da biçti çarkları da

Akşam oldu gün karardı gerçekler ap açık aydınlık
Annelerimiz perdeyi kapatacak bir bir korardık
Sayıklıyor kezzap yutmuş vicdanım
Kılıç elinde Osman tekrar gelecek inandık

Kaldır beni anneciğim
Ben her sabah tekrar dineleceğim yarama
Heykel gibi duruyrolar ama

İnsan insanın bulduğu yaradır dünyada.

Adem. Maksatsız

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın