Yusuf Uğur Uğurel, Akrep

Uzun bir eski zaman dürbünüyle bulutlara dokunurken
Kendimi, bir hayvanı seyreder gibi dinliyorum ve
Her deniz ister istemez kendine döner
“Daha önce söylenmiştir köpük, köpürmeden
Ya bir denizkızı geçer ya da batmış bir geminin sesi”[1]
İlginçtir, karanlıkta daha çok duyulur eşya
İki yüzlü bir maske atılmışsa buraya, düşer
Üstelik doğanın çığlığı girer araya.

İcat edilmiş ateşe küfrediyorum; tekerleğe, merdivene
Çıkıp da inemeyen var gül dikene fazlayken
Herkes aynı yemeği yiyor ya, küfleniyor insanın dili
Nemli kutularda kalplerimi sayıyorken
Şükretmenin bencilliği sarıyor kimilerini.

Bir sembol müdür lades kemiği?
Aklımda tehlikeli addedilen yaratıklar dolaşıyorken
Lades kemiği sembolün ta kendisidir ve alın, size akrepler veriyorum.

Ölü kokuyor sokaklarımız, yanlarından geçiyoruz
Balkonlarımız çok temiz. Aman! Eve çıkıyor bütün yollar.

Çünkü biz bir akreple karşılaşınca, onu öldürmek zorunda kalırız.
[1] : Stéphane Mallarmé

 

 

 

 

 

 

Yusuf Uğur Uğurel

İZDİHAM

 

 

 

 

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın