Yusuf Uğur Uğurel, Akrep

Uzun bir eski zaman dürbünüyle bulutlara dokunurken
Kendimi, bir hayvanı seyreder gibi dinliyorum ve
Her deniz ister istemez kendine döner
“Daha önce söylenmiştir köpük, köpürmeden
Ya bir denizkızı geçer ya da batmış bir geminin sesi”[1]
İlginçtir, karanlıkta daha çok duyulur eşya
İki yüzlü bir maske atılmışsa buraya, düşer
Üstelik doğanın çığlığı girer araya.

İcat edilmiş ateşe küfrediyorum; tekerleğe, merdivene
Çıkıp da inemeyen var gül dikene fazlayken
Herkes aynı yemeği yiyor ya, küfleniyor insanın dili
Nemli kutularda kalplerimi sayıyorken
Şükretmenin bencilliği sarıyor kimilerini.

Bir sembol müdür lades kemiği?
Aklımda tehlikeli addedilen yaratıklar dolaşıyorken
Lades kemiği sembolün ta kendisidir ve alın, size akrepler veriyorum.

Ölü kokuyor sokaklarımız, yanlarından geçiyoruz
Balkonlarımız çok temiz. Aman! Eve çıkıyor bütün yollar.

Çünkü biz bir akreple karşılaşınca, onu öldürmek zorunda kalırız.
[1] : Stéphane Mallarmé

 

 

 

 

 

 

Yusuf Uğur Uğurel

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın