Yaşamak

Şairler olmasaydı, şiir üzerimizden aşar, hayatı besleyemez, seliyle öldürürdü.

Cahit Zarifoğlu, hakkında yeni bilgiler edindiğim-daha doğrusu kitaplarıyla yeni yeni içli dışlı olduğum- bir yazar/şair. İlk olarak internette denk geldiğim şiirleriyle tanıdım kendisini. Çok geçmeden takipçisi olmuştum ve övülen kitaplarından ‘Yaşamak’ı okudum.

Kendisini ilk okuduğum andan beri hakkındaki düşüncem; ‘yürek şairi’ olması. Yüreğiyle hitap etmekte kelimelere. Daha doğrusu kelimeler yumuşak, içten. Oysa üzerinde taşıdığı mana ve ağırlığı dağlar kaldıramaz. Çünkü o acılar şairi. Kağıtlara, sayfalara yanan bir yüreğin duayla sempatiklik kazandırılan yazıları işlemiş.

Ne çok acı var.

Bu söz, kendisiyle bağdaştırıldı. Koca bir hayatı -insanlığı- çağrıştırmakta insana.

Kitabı açtığımda, ilk okumaya başlayacağım-ki, kitabın ilk cümlesi olması hasebiyle- bütün bir yorgunluğumun anlatıldığını hissettim. Zaten böyle bir cümleyle başlayan kitap ne kadar yüksek bir değer taşıyacağını da ifade etmiş oluyor.

Cahit Zarifoğlu’ nun diğer şairlerden ayrıldığı yanı; şiirlerinde ya da düz yazılarında acıya, varlığa veyahutta yokluğa değinirken duasal bir tarzı korumasıdır. İnce sitemlerin içine duaların gizlenmesi yazılarına güzellik katıyor. Kendisinin de başka bir yazısından hatırladığım kadarıyla; sözcükleri yumuşatın diyor, fakat onlar tesirini korusun.

Şöyle diyorum; okurken içinize ferahlık yayılması an meselesi.

Hep şunu öğütleriz; İçinize dönün.

Benim kitaplardan istediğim; acımın, yalnızlığımın, yorgunluklarımın kelimeye dökülmesidir. Ve bu kitap ince kelimelere bürünerek acılarımı, yorgunluklarımı, kırılan yanlarımı kelimeye dökmüştür. İnsanın özüne inip onu en iyi anlatan kitaplardandır Yaşamak.

Bir kaç Yazar-Şair tanıdım, her kitabının ayrı ayrı okunması gerektiği. Diyebilirim ki -hatta emin olarak söylüyorum- Cahit Zarifoğlu bu adamların önde gelenlerindendir.

Bir milletin tarifi, geçmişi, geleceği. Hem geçmişimizden, ecdadımızın temizliğinden, edebiyatından faydalanmış, hem günümüzle beslenmiş ve hem de geleceğe yönelmiştir Zarifoğlu. Bu üç devri biriktirmesi ve birleştirmesiyle, yazılarında insanların gönlünde taht kurmuştur.

Evimizde her türlü musibete ve hastalığa karşı bir tek doktor ve ilaç vardı; dua ve aspirin. Daima şifa bulduk.

Her biri ayrı günlük yazılarından oluşmaktadır. Sonradan derlenmiş ve kitap olarak basılmış. Belki de bu yüzden imla kurallarına dikkat edilmemiş. Serbest bir şekilde yazılmış. Noktalama işaretleri veya büyük küçük harf yazımı gibi edebiyat kurallarına uyulmamış. Düşüncem o ki, bu kalıpları kaldırarak daha bir işlemiş duygularını kağıda Zarifoğlu.

Aşk, bedenin, bizim için mutlu olan bir andan yararlanarak kendini yalnızlığa sunduğu zamanlarda ortaya çıkar.

Günlük yazılarında aynı anda öyküleştirmeye de gidilmiş, ve her şeyden söz açılmış sayfalarda. Bir yürek şairinin nasıl etkilendiğini, nelerden beslendiğini görebiliriz yazılarında; hayat, acı, ölüm, aşk, şiir, şair, rahmet ve feryat ve de yalnızlık…

Bütün büyük acılar yalnızlıktan yontuldu.

 

Yaşamak – Cahit Zarifoğlu – Beyan Yayınları

Nihat İlhan

İzdiham

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın