Suat Koçer İle Söyleşi Yaptık

Suat Koçer, 1980 Erzurum doğumlu bir yazar. Sinema alanında güzel bir dergi çıkaran ve aynı zamanda yayıncılık alanında eserler veren Koçer ile yaptığımız enteresan söyleşi.

 

Suat Koçer Kimdir: 

1980’de Erzurum’da doğdu. Ortaokul yıllarında hikâyeler yazarak başladığı yazma serüvenine, 2002’den itibaren İstanbul’da devam etti. Çeşitli ulusal dergilerde sürdürdüğü kültür sanat konulu yazılarının ardından, tamamen sinemaya yöneldi. Türk Sineması eksenli eleştiri, araştırma-inceleme ve röportajları ulusal gazete ve dergilerde yayınlandı. Film Arası isimli aylık sinema dergisini kurdu. Halen dergide yayın yönetmeni olarak görev yapıyor.

Yayımlanmış kitapları:

Bu Ne Biçim Cumartesi – Sepya Yayıncılık (Hikâye)

Belki Şehre Bir Film Gelir – Sepya Yayıncılık (Hikâye)

 

 

Yazıp yazıp yırttığınız neler var?

Bir zamanlar sık yaptığım bir şeydi. Ama uzun süredir yazıp da yırttığım bir şey olmadı.

 

 Neden bütün soruların cevapları yanlış çıkıyor?

Belki de sorular yanlıştır.

 

 Yaşınızdan kaç yaş küçüksünüz?

Yaşımla aynıyım.

 

Şiirde mi ölmek istersiniz, yoksa bir romanda mı? Bir de kaç yaşında ölmek istersiniz?

Bir hikâyede ölmek isterim. Yaşa gelince… Allah’ın istediği yaş daha doğru. Bana kalsa bir sınır çizemezdim çünkü.

 

Yaz mevsiminde sokakta yatanlara neden daha az üzülüyorsunuz?

Kışın yatanların durumu daha kötü olduğundan olabilir.

 

 Sobalı evlerde kestane geleneği hangi kavim tarafından başlatılmıştır sizce?

Hiçbir fikrim yok.

 

 Ertelenmiş günlerinizde ne yaparsınız?

Ertelenen günüm yok.

 

 Uyurken hangi marş yastığınızın altında çalmasını isterdiniz?

Fetih Marşı. (Bana ertesi sabah daha fazla şey yapmamı salık verirdi)

 

 Toprak isyanla lekelenir mi, yoksa temizlenir mi?

İsyanına bağlı. Kimi isyan lekeler, kimisi de temizler.

 

 Eski bir çekmecede bulunan mektupların duygusunu kim anlar?

Yürekten seven.

 

 Dünyayı görmeyen kaç kişi var sizce?

Bilemiyorum.

 

 Şiirde adı geçen kadın / erkek isimlerinden hangisine âşık olmak isterdiniz?

Aklıma bir isim gelmedi.

 

 Hayatın hangi yanı yaşamaktan daha önemli?

İnanmak.

 

Tanıdığınız en merhametli insan kim?

Annem.

 

 

İzdiham

 

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın