Sinema Nedir?

Sinema Nedir?
Sinemanın ne olduğu, nasıl olması gerektiği mevzusu hiç bir zaman kesin bir sonucu olmayacak bir tartışma konusu.
Kimi gülmek eğlenmek, günlük hayatın sıkıntılarından bir film süresi veya film süresi + filmin geyiği boyunca kurtulmak ister, kendisini sinema koltuğunda unutmak onu rahatlatır. Bazıları içinse durum çok farklıdır, film onlar için her karesi keşfedilmeyi bekleyen bir anlam hazinesidir, yönetmenin bulunduğu kuşak ve akım içerisinde ne demek istediğini anlamaya çalışmak onlar için yaşam gayesidir.
Tartışmalar yukarıdaki uç görüşler arasında gidip gele dursun bakalım sinema hakkında ünlü yönetmenler ne demiş :
Sinema sirke çok benzer. Sinema olmasaydı bir sirk yöneticisi olabilirdim. Sirk de sinema gibi katıksız bir teknik, kesinlik ve doğaçlama karışımıdır. Prova edilmiş gösteriyi yaparken bile hala tehlikeyi göze alıyorsunuzdur. Böyle aynı zamanda yaratma ve yaşatmayı seviyorum. Bir yazar ya da ressamın çalışmasındaki kısıtlamalar olmaksızın doğrudan eylemin içine dalarak.
Federico FELLINI
“Sinema Nedir? Bu sorunun yanıtı göründüğü kadar kolay değil… Sinema diğer görsel sanatlara benzer. Sinemanın yazınsal özellikleri vardır, resim ve heykel sanatlarına yakınlaştığı zamanlar olur, müziksiz bir sinema düşünülemez. Ancak sinema sonunda yine sinemadır.”
Akira KURUSAWA
Sinema endüstrisinin bu şan-şöhret odaklı işleyişi karşısında çok naif kaldığımı fark ettim. Oscar bana kendimi herkesin önünde çırılçıplak kalmış gibi hissettirdi, herkesin benden büyük beklentileri vardı ama sanırım benim büyük beklentilerim yoktu.”
Marisa TOMEI, Oyuncu
Film çekmek karanlığa doğru yol almak gibi. En zor şeylerden biri film yapmaya neden olan ilk dürtüleri, tüm pratik engellere rağmen koruyabilmek.
Nuri Bilge CEYLAN
Yeni Dalga, Fransız sinemasını gerçekten çok kötü etkiledi. Yaşım ilerledikçe, tüm o üzücü hikayelerden, iki saat boyunca mutfakta kavga eden çiftlerden sıkılır oldum. Lütfen, yeter artık!
Jean-Pierre JEUNET
Fotoğrafçılık yaptığım yıllarda uzun-ince boylu bir delikanlı olduğum için kendimi flamenko dansçısı olabilecek potansiyelde görüyordum ve Kika adlı bir çingene dansçıya giderek Flamenkocu olmak istediğimi söyledim. Kika, bana bir müzik çalarak dans etmemi söyledi. Ben de bildiğim kadarıyla flamenko yapmaya çalıştım. Dansımı bitirdiğimde Kika, başka bir işle uğraşmamın daha iyi olacağını söyledi ve belki de bu yüzden içimde ukde kalan dans filmlerimin baskın motifi olarak kullanmaya karar verdim.
Carlos SAURA
Fransızların sıcak ve samimi ilgileri yıllardır bana hep destek oldu. Şimdi onlara olan gönül borcumu ödemek istiyorum. Bu film ise bunu yapabilmek için çok uygun.
Woody ALLEN
Bu rolde karakterin kendi içindeki dev dönüşümü çok ince bir şekilde vermem gerekiyordu. Basit Bir Plan’ın dışında bu filmdeki her sahne daha önce çektiğim filmlerden kat kat zordu. Hayatımda ilk defa aklımı kaçırdığımı sandım.
Bob THORNTON, Oyuncu
Günümüzde yapılan filmlerin çoğunda çok az sinema var. Bunlara ‘konuşan insanların fotoğrafları’ diyebilirim. Sinemada bir öyküyü anlatırken ancak
başvurulacak başka bir yol kalmadığında diyalog kullanılmalıdır. Ben daima bir öyküyü öncelikle sinemaya özgü bir yöntemle anlatmaya çalışıyorum.
Katıksız sinema müzik notalarından bir melodi yapar gibi filmin parçalarını bir araya getirmektir.
Önceleri keyfi, sonra uğur, son zamanlarda da zorunluluktan yapıyordum. Seyirci alıştığı için beni arayıp duruyor ve filmi kaçırıyordu. Bu yüzden bende genellikle filmin başlarında görünmeye özen gösterdim ki seyirci görsün rahatlasın ve filmi rahat izlesin.
Başkaları insanlara hayattan dilimler sunabilirler. Ben onlara pasta dilimleri veriyorum
Sinemaya duyduğum aşk, ahlaksal değerlerimden çok daha önemlidir.
Drama, sıkıcı ve boş anları gösterilmeyen bir hayat demektir. Görüntüler, kamera hareketleri, ritim, efektler, hepsi konuya bağımlı olmalıdır.
İki aktör benzer giysiler giymişlerse, seyirci onları ayıramaz. Eğer mekan açıkça belirlenmezse, izleyici olayın nerede geçtiğini merak edebilir. O bütün bunları kafasında bulmaya çalışırken çok önemli bir olay meydana gelirse,duygusal çarpıcılık sağlanamaz. Bu nedenle açıklamak, her şeyi sürekli
berraklaştırmak önemlidir.
Oyuncunun aklından geçen düşüncelerin izleyiciye yüz ifadeleri ile iletilmesine karşıyım. Gerçek yaşamda insanların yüzleri, ne düşündüklerini yansıtmaz. Bir film yönetmeni olarak ben bunu izleyiciye sinemasal yöntemler kullanarak yansıtmalıyım.
Perdede cinselliğinde gerilim unsuru olması gerektiğini düşünüyorum. Eğer cinsellik aşırı derecede belirginse,  gerilim olmaz. Filmlerimde hep soğuk sarışınları seçmemin nedeni ne biliyor musunuz? Biz, ancak yatak odasına geçtikten sonra fahişeleşmeye başlayan, gerçek hanımefendilerin peşindeyiz. Zavallı Marlyn, cinselliğini yüzünde bir bayrak gibi taşıyordu.
Bir sahnenin uzunluk ya da kısalığını izleyiciyi kavrama derecesi ile ölçerim. Eğer tümüyle kavrıyorsa, sahne kısadır. İzleyiciyi sıkıyorsa, o sahne dayanılmayacak kadar uzundur.
Alfred HITCHCOCOK
İZDİHAM

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: