Sevgilim Merkel, yakıştı mı şimdi bu sana?

Sevgilim Merkel, 

Bugün uzun zamandır başkanlık yaptığın Alman parlamentosu Ermeni soykırımını kabul etti. Biliyorum, sen böyle işlerin içinde hiç olmazsın. Evde çamaşır, bulaşık derken eminim yetişemedin toplantıya. Ama aşkım sen Alman parlamentosuna gitmezsen senin adamların oturup Ermenilere ağlıyor, üzülüyorlar. Biraz ilgilensen kuzum benim.

Sevgilim Merkel, 

Aklıma seninle geçirdiğimiz ama pişman olduğum günler geliyor. Hatırlar mısın, çocukların gözünün önünde onların da canı istesin diye her zamankinden daha iştahla dondurma yalardın. Ermenilere bakış açın aynen böyleydi o zamanlar. Nerede bir Ermeni görsen cüzdanından dondurma çıkarır, onları kahretmeye çalışırdın. Kahpe seni. Şimdi mi Ermeniler aklına geldi?

Merkel’im, tuzu kurum, çirkinim, 

Senin memleketinde zamanında Kral Şarl, Kral Bismark binlerce Alman olmayanı öldürürken sen o zamanlar yazları sıcak, kışları soğuk ve yağışsız geçen ülkende bir portakal çekirdeğiydin. Hatırlatmayayım diyorum ama aşkım aklıma geliyor sizin sabun yaptığınız insanlar. Hele o II. Dünya Savaş’ında Avrupa’daki masum milyonlar ölürken senin baban subaydı ve önüne gelenin yüzüne çişini yapıyordu. Aşkım üzülme ama sizinkiler böyle şeyleri maalesef çok yaptılar.

Hele o Yahudi soykırım meselesine hiç girmek istemiyorum. Ağlamak güzel ama aşkitom sen en son 1951 yılında ağladığın için unutmuş olabilirsin.

Merkel’im, aşkitom ve soylu kötüm, 

Namibya’yı ve Güney Afrika’yı sömüren dedelerin yüzünden Afrika’da taş taş üstünde kalmadı. Sonra diyorsun ki yok şöyle, yok böyle. Tatlım, sana hiç yakışıyor mu böyle şeyler? Sizin adamlara söyle seni istemeye geleceğiz. Hazırlıklarını yap ve biz gelince sen hariç herkes evde olsun.

Öpüyorum aşkım. Dedelerinin yaptığı tüm soykırımlar başta sen tüm Almanlara nefes olsun. Nefes olsun ki mutlu olasınız. Siz Alamanlar çok dangaloz insanlarsınız. Halkı tenzih ederim; senden ve yönetenlerden bahsediyorum.

Bizim buralarda bir söz var: Almanın domuzundan, elmanın kurdundan bir halt olmaz diye. Duymadın mı? Zaten yoktu ki. Şimdi uydurdum.

Puhahahahahaha:)

İmza:

Aşkın İzdiham

 

 

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın