Puslu Kıtalar Atlası’ni Hatice Büşra Benli Değerlendirdi

Puslu Kıtalar Atlası’ni Hatice Büşra Benli Değerlendirdi

 

 

İHTARNAME
Yazarın nerde, ne zaman doğduğuna ve kitabın tanıtımına geçmeden önce okuyucuya ihtar etmem gereken bir husus var. Bu satırları korkarak ve kelimelerim uçup gitmesin diye koşarak yazıyorum. Yazar kitapta şöyle diyor;
“Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, var olmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”
Kitap tüm yaşantısı babasının düşünden ibaret olan bir çocuğu ya da düşündeki çocuğuna kendisinin arzulayıp yaşayamadığı maceraları yaşatan bir babayı anlatıyor. Kitap ismini babanın düşündeki oğluna yol haritası olarak verdiği atlastan alıyor. Ben bu yazıyı kaleme alan kişi olarak babamın bir düşünden ibaretsem bu kitap tanıtımı da babamın düşünün bir parçası olmalı bu durumda ben dâhil bu yazıyı okuyan herkes birer düşten ibaretiz şimdi dua edelim babam düş kurmamış olsun. Peki ya babam da dedemin düşüyse?  Bu ihtimaller dahi sizi üzüyorsa tanıtımın devamını okumamanızı tavsiye ederim ya da tavsiyemin basit bir okuyucu avlama taktiği olduğunu düşünüp, merak edip okumaya devam edebilirsiniz.
İHSAN OKTAY ANAR HAKKINDA
İhsan Oktay Anar, 1960 doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans, doktora ve öğretim üyeliği yaptı. İlk kitabı olan Puslu Kıtalar Atlası 1995 yılında yayınlandı. Yirmiden fazla dile çevrilen kitap Kültür Bakanlığı tarafından da tanıtıldı. Yazarın yayınlanmış kitapları: Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005),  Suskunlar (2007),  Yedinci Gün (2012), Galiz Kahraman (2014). Yazar 2009 yılında, Can Yayınları kurucusu yazar Erdal Öz’ün anısını yaşatmak amacıyla ailesi ve yayınevi tarafından verilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.
PUSLU KITALAR ATLASI HAKKINDA
Puslu Kıtalar Atlası ismi dahi esrarengiz bir maceranın kollarına kendimizi atacağınıza karine teşkil ediyor. Yazar kitaba Inception filmi tarzında bir başlangıç yapmış. İlk bakışta kitabın fantastik yapısı ilkokul öğrencisi çalışkan kızın sonunu rüyaya bağladığı ödüllü kompozisyonunu andırıyor fakat yazar öyle ustaca hamleler yapıyor ki ilerleyen sayfalarda okuduğunuzun bir roman mı felsefe ya da tarih kitabı mı olduğunu karıştırıyorsunuz. Yazar sanat, felsefe, musiki ve tarihi o kadar güzel sentezlemiş ki kitapta ud çalan ve güzel raks eden bir dilberi methederken köle pazarı piyasasının nabzını perde olarak kullanmış. Yazarın etkileyici ve akıcı bir üslubu var bu sayede en fantastik düşünceyi dahi neden olmasın şeklinde yormaya başlıyorsunuz. Yazar kitapta Uzun İhsan Efendi karakterine ismini vermiş bu yazarı okuyucu nezdinde samimi kılıyor. Kitabın diğer başrollerini ise Uzun İhsan Efendi’ nin oğlu Bünyamin ve onun mücadele ettiği dilencilerin piri Ebrehe karakteri paylaşıyor. Kitabı farklı ve kaliteli yapan fazlaca unsur var fakat bir yönüyle entelektüel birikimi haiz dilenciler için el kitabı niteliğinde olduğunu söylemeden geçemeyeceğim zira yazar dilenme sanatının inceliklerini, yöntemlerini, alternatiflerini olay örgüsünde sessizce işlemiş.
Bu kitapla tarihin arka odasını televizyondan değil sayfalardan izliyorsunuz. Bir düşün âşık olabildiğine şahit oluyorsunuz. Yazarın tarihçileri, felsefecileri, entelektüelleri üstelik dilencileri dahi düşünerek kaleme aldığı bu kitabın 20 dile çevrilmiş olmasını isabetli buluyor, yazarın ilk kitabında bu kadar özgün bir eser ortaya koymuş olmasını hayretle karşılıyorum.
Ve Uzun İhsan Efendi düşündeki oğluna şöyle dedi;
”Oysa benim sana, düşlerimden başka verebilecek bir şeyim yoktu.
Senin için gerçek bir baba olmayı, saçlarını okşamayı, seni öpmeyi çok isterdim. Ama düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?”
Hatice Büşra Benli
İZDİHAM

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın