Özgür Bakar, Nasıl Yaşam Koçu Olunur

Öncelikle koç burcu olmanız şart. Şaka şaka adam olun yeter.

Bu mesleği önerirken aslında kendi kendime hayıflanıyorum. Yani yazdıkça hoşuma gidiyor ve kendi kendime diyorum ki; ulan hakikaten kıyak işmiş ha. Ne böyle sürünüyorum buralarda. Kaymak gibi iş. Sermayesi bile yok denecek kadar az. Ayrıca vücudunuzun en narin yerinden uyduracağınız bir kaç sertifika ile feci şekilde işin eğitim kısmını halledebilirsiniz. Çünkü zaten okumak isteseniz bir okulu yok. Sadece önerebileceğim bir kaç tane büyük kitapçı var. Bu işi yapmaya karar verdiysek hemen çıkıp en yakın kitapçıya gidiyoruz.

Bu büyük baba kitap marketlerden biri olsun çünkü orada kişisel gelişim diye yine uydurulmuş bir tür olan kitap kategorilerini bir arada bulabilirsin. Muhtemelen en az 5 bin ayrı kitabın aynı şeyi anlatması daha önce gördüğün bir şey değildir. Yani bütün tarihçiler haçlı seferlerini bin ayrı kafadan anlatabilir eyvallah ama “yürü be oğlum kim tutar seni” “ya sen aslında gerzek değilsin valla bak” temalı konuları nasıl oldu da 5 bin ayrı dilden anlattınız abi. Bu yüzden çok kasmıyorsun ve herhangi bir raftan “içindeki sen’i keşfet” “yapabilirsin!!!” “Paramı nasıl ikiye katlarım” başlıklarına 3 kitapta bir denk gelirsin zaten. Bunlardan bir düzine al. Önsözü falan atla. N’apıcan okuyup? Yazar yazısını falan da geç. Hop gitti yarısı. E bir zahmet meslek sahibi olacaksın, okuyuver kalanı da. Bilezik veriyoruz bilezik. Altın bilezik bunlar hep kolunda altın bilezik.

Evet, kişisel eğitimin teoride neredeyse tamamlanmak üzere. Daha önce bahsettiğim sertifika meselesini de hallettik mi tamamdır. Bunun için yazılı bir belgeye gerek yok. Ağzından iki kelimede bir, atıyoruuuum: “yorkşayrr yunivörsti piiğpıl insayd of dı spotlısmaynnd” başlıklı programı bitirip, üzerine bir de bir süre İngiltere’de eğitimini verdiğinden falan bahsedeceksin. Merak etme yalanının çıkmasına imkân yok. Seni yalanlayacak kişi de zaten benzer bir yalan uydurduğundan “biz beş kişiyiz birbirimizi biliriz” durumu olacak. Bu da zaten seni ismi konmamış, tüzüğü olmayan bir cemaatin, gurubun, bir locanın üyesi yapacak. Çok enteresan değil mi? Korkma. Gayet doğal bir süreç.
Evet, sahaya çıkma vakti. İlk iş olarak biraz paralanana kadar ofis olaylarına falan giremezsin. Zaten bizim akademi olarak ilkemiz neydi? “Sermayesiz kariyer planı!” O yüzden ofise falan para vermiyoruz şimdilik. Peki, müşterilerimi nerede ağırlayacağım dediğini duyar gibiyim. Basit; Diyeceksin ki Ofisim Nişantaşı’nda ama ilk görüşmeleri müşterimin evinde ya da çalışma ortamında yapıyorum ki onların negatif olarak etkilendiği durumları gözlemleyip tedavi sürecine geçebileyim diyorsun. Hop! Oldu bitti. Zaten kusura bakma da iki tane müşterin olsa, iki seans bu yalanla idare etsen. Seansı 2000 liradan 8000 lira yapar. Beğenmedin mi? Şimdi git bu paranın bir kısmıyla havalı ofisini tut. İki tane masa at. Duvarlara internetten inme, hazır, sırıtan aile fotoğraflarını as. Sonra bir kaç tane aç üniversiteli bebeye basitinden bir web sitesi yaptır. Oldu bitti.

“Peki hocam kendimizi nasıl tanıtacağız.” Yavrum iki tane Pazar sabahı alternatif tv programı konukluğuna bakar. Kuantumdu, pozitif enerjiydi araya karıştırabileceğin programlardan bir kaçına katılabilirsen. Ki ekonomi programı bile olur bak. Zorlarsan olur. Kuyruk olurlar kuyruk. Ama herkese kendi bakmıyormuş asistanını gönderiyormuş diye dedikodu çıkartacaksın. Yok mu sözlük yazarı bir kaç arkadaşın? Benim var, ayarlarız. Hadi bakalım kariyerinde altın döneme girmeye başlıyorsun. Buradan sonra yalnızsın.

Başarılar.

 

 

Özgür Bakar
İZDİHAM

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın