Mihraç Cerrahoğlu, Sıradaki Şarkı

Azametini kaybetmiş dökük sarayların, çorabındaki deliği saklar gibi gökdelenlere olan mahcubiyeti takdire şayandır. Sıradaki pardon inatla sahilde ev almaktan vazgeçip kırsala taşınan efsane dedelerden tüm torunlara gelsin. Şu an aslında Esenyurt’ta değil de Halim Paşa Konağı’nda oturması gereken birçok tanıdığım var. Üçüncü sayfa haberlerinin ve ucuz bülten haberciliğinin sloganik cinayet manşetlerinden bıkmış olacak ki, kader artık ağlarını örmüyor. Suyumuza elektrik verip üçer beşer çarpıyor bizi. Bazen de bir çift yeşil gözle. Tavşanın ışığı görünce kalması gibi kalırdım ben de. Ve kader farlarını örüyor, arabayı tavşana doğru sürüyordu.
Hepsi bu. Devamı olmaz ve hatta sonu da bu masalın. Biz gecekondu prenslerinin prensesleri hep giriş kattadır ve uyumaz. Bu yüzden de saç uzatmazlar. Masallar bizim uyumamızı sağlayan akülü arabalı veletlere babalarının satın aldığı hayallerdi. Biz hep Mario hep Mario. Komşunun oğlu ile ortak kurtardığımızdan, tek kahraman olamadık. E malum ortaklık da racona ters, yol verdik prensese. Sanayi atıklarının deresinde yüzdüğümüzden, bizi öpsen de hep kurbağayız. Prense dönmesek de sevinçten deliye dönebiliriz.  Bremen mızıkacılarına aşinayız tabi ama Ahmet Kaya ile bir başkayız. Anlamlarını bilmediğimiz sözlerini bir Tofaş içinde beş kişi bağırarak sahilde söylemişliğimiz var.
Mihraç Cerrahoğlu
İZDİHAM
  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın