Mehmet Aycı, Melezliğe Övgü

Urfalı Kızılderili

Derisi kızıl değil; sahiciliği, şehrin bilinen bilinmeyen, okunan okunmayan, yazılan yazılmayan bütün yazılarını söken bir iştiyakı var.

Bir şehir bir adama “aferin” diyecekse, önce Urfa ona aferin der.

Biraz Türk, biraz Arap, biraz Kürt; çok insan. Soydan ağa olmasa da gönlünün soy ağacında adı “ağa” kayıtlı.

Sıra gecelerinde dizleri, safi neşeden, safi kederden, safi elemden oluşan, kızların rüyalarında yol alan bir düğün seğmenini andırır türkülerde ruhunun kılcal damarları karıncalananlardan…

Bakarken, hani sevimli bir cinin insanın hücrelerine işleyen bir bakışı var. Cinlik ve hinlikten uzak derinlemesine bir bakış.

Nebi ve Nabi Hazretlerinin şefaatine nail olması umulur.

Urfa’dan başka kuş tanımasa da, her kadim şehre, kimliği olan her kente içten içe muhabbet duyanlardan.

Sürgün yemişliğini ve linçe maruz kalmışlığını olgunluğa tebdil edenlerden.

Ceketinin iç cebinde gizliden gizliye “isot” taşıdığı rivayet edilir; dilinin yaka cebinde “şive”si yaka mendili gibi aşikârdır.

Damağı da dimağı da acıya dayanıklıdır.

“Feodalite” şiiri Güneydoğu ağalarının topuğuna sıkılmış kurşundur; en usta cerrahların bile çıkarması mümkün değildir.

Bahçesinde köpek beslemeyi düşünmemiştir. Bahçesinde köpek besleyenlerin kaybetme korkusuna gülüşü alaycıdır.

Çayı demli ve az şekerli içer; sözü demli ve çok şekerli söyler.

Hikmetli söz söyleyenin kapısında kul olmaya mütemayil bir fıtratı vardır.

Kıssa ve hisse adamıdır. Teferruatı muhabbete yufka ekmek yapar.

Aklını çok okuyarak terletenlerdendir. Sıcak terler. Sıcak terlemesi de Urfalılığına dâhildir.

Mehmet Kurtoğlu bu, kardeşimiz.

Bir düzine yazılmış Urfa kitabının, düzinelerce yazılacak Urfa kitabının sahibi.

Şehrinin yazılmakla ve söylenmekle tükenmeyeceğine iman edenlerden.

Hazreti İbrahim’in duasını aldığından ateşe düşse yüzü yanmaz.

Şairliği Urfa sevgisinin gölgesinde kalmıştır.

Yüzü bir İbrahim bağlısının, Peygamber ateşe atıldığında çok korkmuş, ateşten çıkarken sevinçten çığlık atmış yüzüdür.

Taşı görünce “salli” ve “barik” dualarını okur.

Böyle biliriz.

Mehmet Aycı, Birnokta Dergisi
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın