İsmet Özel’in “Faydasız Yazılar” Kitabından Alıntılar

22)“Peygamberimiz (s.a.v.) bize bir tek yol göstermiştir. O cahilî toplumu ve o toplumun kurumlarını ıslah etmemiştir. İnsanlığa parçalanamaz bir kulluk tavrı önermiş, örneklerini göstermiştir. Asr-ı saadette, putperest kafası mümin kafasına “inkılâb etmiş” değildir. Yalnızca “iman” kendi hakimiyetini sarsılmaz bir biçimde kurmuştur. Altın bulunmuştur. Bakırdan elde edilmemiştir.” / syf.112

21)“Bilelim ki günümüzün zengin ülkeleri sağlıklı bedene sahip insanlardan oluşmuş hasta toplumlardır. Buna mukabil yoksul ülkeler söz konusu hastalığı iki kat çekiyorlar. Çünkü onlar ahlaki değerlerini zengin ülkelerin ölçülerine ayarladıkları yetmiyormuş gibi bir de refah seviyeleri bakımından pek zavallı noktada kalmanın zilletini çekiyorlar.” / syf.108

20)“Bazı olaylar karşısında aklını kaybetmeyecek olan insanın kaybedecek aklı da yoktur.” demiş G:E Lessing. Bence Müslümanların işte o, kaybedilmesi muhtemel akla talip olmaları gereklidir. Çünkü içinde yaşadığımız dünya bizi hiçbir olay karşısında hiçbir fevkalade zihin sarsıntısına uğratmayacak duruma sokmak istiyor. Şartlandırmalar dünyası düşünmeyi bir matematik işlem, bir bilgisayar faaliyeti olarak sunuyor.  İnsan bilgisayar gibi düşünülünce onun aklı da kaybedilmez bir akıl olur elbet. Her şeyin bir akli izahını sunuyorlar bize. Böylece insanın aklını kullanamaz oluşu bazılarının işine yarıyor. … Modern akla karşı aklımızı elde etmek zorundayız.”/syf.106

19)“Lafzen “filan dava uğruna savaşıyorum” demiş olmak yeterli değil, hatta gerekli bile değil bu. Siz öyle yaşayacak, öyle davranış göstereceksiniz ki, hangi meseleyi yüklendiğini ayrıca belirtmenize gerek kalmayacak.” / syf.99

18)“Müslümanım diyen birçok kişi açıkça veya gizliden gizliye “çözümü olmayan mesele yoktur” yargısına dayanarak yaşar.” /syf.92

17)“Günlük hayat eğer bizlerin yüce ve değerli bulduğumuz düşünce ve duygulardan kopuk veya onların yanında anlamsızsa önce durup bir düşünmeli. Hangi tarafımız sahtedir?” /syf.79

16) “Bilgide derinleşmenin, sanatta incelmenin yüksek gümrük duvarları vardır. Belli bir amaç uğruna harcanması, bazı genel geçer istifadeli şeylerin feda edilmesiyle ancak o alanlara girilebilir.” /syf.78

15) “Halbuki yoksulluk başkasının elindekine özenmekten başka bir şey değildir.” /syf.75

14) “Güzeli çirkinle, iyiyi kötüyle ,gerçeği yalanla, hakkı batılla anlayabiliyoruz. … İnsan olarak bizim yapabileceğimiz, yapmamız gereken zıtlıkları ortadan kaldırmaya çalışmak değil, zıt kutuplardan birinde aldığımız yeri bilmektir.” / syf.64

13)“İnsanlık kurtulmak için hangi yola girmişse aynı yola mahvolmak için de girmiş demektir. Yani kurtuluşunu hangi ele bırakmışsa insan, mahvının da aynı elden geleceğini bilmelidir. Mahvedemeyen kuvvet kurtaramaz ve şerri hatırlatmayan hayr; hayrı davet etmeyen şer yoktur.” / syf.62

12)“İnsan varoluşundaki sırrı tadarsa gerçek anlamıyla insan sayılabilir. Bu sırrı tadamayanlar, Adem soyunun meydana getirdiği yapının bir tuğlası olarak bir nesne olur ve “şeyleşir”. İşte teknolojik medeniyet insanın biricik olma imkan ve fırsatlarını asgariye indiren bir işleyişi hükümran kıldığı için insanlık gerçeğini insan gerçeğinin karşısına bir hasım olarak dikmektedir.” / syf.52

11)“İçinde yaşadığımız medeniyetle birlikte insan denilen varlık “nesne”leşti. … Bütün yaratıklardan şerefli bir yaratık değil de dünyanın sıradan bir parçası sanki insan. Kendi kurduğumuz şehirler içinde insanlar ilave unsurlar durumuna düşürülmüş. Büyük sulama şebekelerinin, enerji hatlarının, yolların, tabii gölleri önemsiz gösterecek büyüklükte baraj göllerinin, kilometrelerce kare alanları kaplayan ekilmiş arazilerin, büyük sanayii komplekslerinin içinde insanlar oraların yürütücüsü, yöneticisi değil de o şebekenin işlemesi için tedarik edilmiş bir unsur, bir mütemmim cüz kimliğindedir.” / syf.50.51

10)“Bugün batı medeniyetine muhalefet eden unsurlar ya pastadan daha fazla pay almak isteyenler veya pastanın daha leziz, daha besleyici ve daha az hastalık getiren bir pasta olmasını isteyenlerdir. Henüz bu medeniyetin ürettiği pastanın yenilmeye değmez olduğunu, ekmekle doymak gerektiğini söyleyen bir muhalif çıkmış değil. Bu mahrumiyet yüzünden batı medeniyeti muhalifleri eliyle güçlendiriliyor, yaygınlığı artıyor.” /syf.48

9)“Batı medeniyetinin bütün korkusu modern entegrasyonun tamamlanmamış ülkelerin karşılaştıkları zorlukları çözmede batılıların usullerinden farklı bir usul, onların gittiklerinden ayrı bir yol bulmaları korkusudur. Onların elden düşme teknolojisine muhtaç olmamak, onların Batı hükümdarlığını dikte eden proğramlarına dirsek çevirmek bütün gücünü satarak soymaya dayamış günümüz medeniyetinin sonu olacaktır.” / syf.47

8)“Ademoğlu kendine “bilen” sıfatını yakıştırdığı zaman bütün kainata verilen anlamı bir başına türettiği iddiasını da getirmiş olur. Gerçi insan bildikleriyle bütün öteki mahlukatlardan ayrılır. Allah Adem’e isimleri öğretmiştir. Melekler bu yüzden Allah’ın emriyle Adem aleyhisselama secde etmişlerdir. Ancak dikkat edilmeli ki Adem’in bilgisi alınmış bir bilgidir ve sadece alındığı kaynağa uygun olarak kullanılırsa insana şeref sağlayabilir. Dolayısıyla Ademoğlu kendine “bilen” demekten çok “öğretilmiş” demeye hak sahibidir.” /syf.42

7) “.. zira Katolik Kilisesi bir tek gerçeği tanır, o da İsa krallığının ülkesidir. Bu krallığı milletlere bölersen İsa’yı tahttan indirmiş olursun.” /syf.38

6) “ Yaratılmış olan her şeyin yaratıcısıyla, Allah’la bir ahdi vardır. Yaratılmış olan şeyler arasında yalnızca insanın bu ahdi unutmak gibi bir özelliği vardır.  … Bugün bizi de etki alanı içine alan batı medeniyeti bir unutma, bir nisyan medeniyetidir. … İnsanlar peygamberler aracılığıyla ulaştırılan bilginin gereklerini unutmaklar attılar bu medeniyetin temelini. …Zannı sistemleştirdiler. Risaletin insanlara ulaştırdığını unutmak ile hakikatin, hakkın üzerine örtmek bir medeniyet olarak temayüz etti. Burada “küfr” kelimesinin asli anlamının “örtmek” olduğunu hatırlamak yerinde olur.  … Unutmak.. Denilebilir ki küfre doğru katedilen yolun en kestirmesi budur.” / syf.32.33

5) “Dünyada bir tanık olarak bulunuyorum. Tanıklığımı ancak unutmayarak doğru çizgide sürdürebilirim. İnsanlara nasıl tavır takınacağım ki hem kendi mahiyetime sadık kalayım ve hem de doğru davranış çizgisinde mesafe katedebileyim? Bu sorunun cevabını yıllar sonra Thomas S. Szasz’in bir affirmation’unda buldum: “Akılsız adam ne affeder ne unutur; saf yürekli adam önce affeder sonra unutur; bilge ise affeder ama hiçbir zaman unutmaz.”  / syf.26

4) “Çekoslovakya’daki bir özgürlük posterinde yazılanlar benim ağzımdan konuşuyor gibiydi. Şöyle diyordu:
Hiçbir şey öğrenmedik
hiçbir şey bilmiyoruz, hiçbir şey anlamıyoruz,
hiçbir şey satmıyoruz,
yardım etmiyoruz,
ihanet etmiyoruz,
ve unutmayacağız.” /syf.25

3) “Az gelişmiş ülke aydını yok artık, az gelişmiş aydınlar ülkesi var.” / syf.17

2) “Düşünce başarıyı arar, sanat içtenliği.”  / syf.14

1) “İdeolojiler müşterek bir aldanış olmaksızın ayakta duramazlar, düşünce ise müşterek bir aydınlanmayı gözetir.”  /syf.9

Sıddık Durmaz hazırladı. 

İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: