Hu Kaan , Bir Kapı Bin Kapalı

Hu Kaan, kabak çekirdeğini bıraktığı zaman şiiri de bırakacak.

dışarıda ayın yirmi dokuzu, içimde ayın biri. bir kapı bin kapalı.
bu çamurlaşan bulutlar
yere inip yeniden mi buharlaşmalı. bunu soruyorum kendime.
sanki yumuşak pamuklarla vuruyorum metalin karnına.
içimde geçmek bilmeyen bir ses. ağaçlarda ve aynalarda
yatmışım sırtüstü, gözüm göklerde
bekliyorum.
bazı yerlerde nisan ayları bir ömür
bazı insanlarda unutkanlık
bir ömür.
güllerle vuruyorum sevdiğimi.
içimde geçmek bilmeyen bir ses.

“bu trene yol versen belki karsa gidecek.
otursan şu masaya belki yıllar geçecek.
biraz daha böyle durabilsen belki döndü denecek”

mektup yazmalıyım bir mektup.
bir kapı bin kapalı.
al bu benim boyum, gölgem ve bir zaman ben her kimsem,
al boş sokaklı şehirlere götür.
içimde geçmek bilmeyen bir ses.

“boyasan bu evi belki beyaz olacak,
yaksan bu evi belki gece aydınlanacak.”

mektup.
elimi yazıyorum sana elimi,
bunca vakit hep susturdum kendimi.
sorardın orman içlerini, tenha uzay köşelerini,
usullaşan güneşinin mevsimlerini.
gayret derim yine gayret!

hani konuşmuştuk seninle,
bakarız demiştin
bir dahaki sefere daha yakından bakarız
sanmıştım
uzaklaşıyoruz birbirimizden.
o zaman bahsetmiştin
başka bir kapı
bizi kendimizden geçirecek
bir kapı
onu açmak için
bin göz kapalı.

 

Hu Kaan Eden

İzdiham

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın