Homeros, İlyada

  Tarih henüz çok gençken sevmek yine vardı.  

“Sen bana bir babasın, Hektor,

Ulu anamsın benim, kardaşımsın,

Arkadaşısın sıcak döşeğimin

Burada, kalede kal, acı bana,

Yetim koma yavrumuzu, karını dul koma.

Şu incir ağacı önünde tut orduyu,

Kente oradan kolay girer düşman,

Kolay çıkılır oradan duvarlara.

Üç kez denedi orasını Akhaların en iyileri,

İki Aias denedi, ünlü İdomeneus denedi,

Atreusoğulları, Tyedeus’un yılmaz oğlu denedi.

Belki onlara biri söylemişti bunu,

Tanrı buyruklarını iyi bilen biri.

Kimbilir, belki de içlerine doğdu.”

 

Oynak tolgalı Hektor karşılık verdi, dedi ki:

“Ben de düşünüyorum bunları, karıcığım,

ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi,

Troya erkeklerinden utanırım,

bakamam uzun entarili kadınlarının yüzüne,

içimden de gelmez, ne yapayım;

ün kazanmak için hem babama, hem kendime,

öğrenmişim atılgan olmayı,

Troyalılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim.

Kafama, yüreğime koymuşum ben şunu:

Elbet bir gün yok olacak kutsal İlyon,

Priamos, onun iyi kargı kullanan halkı.

O vakit Ne Troyalıların acısı umrumda olacak,

ne Hekabe’nin, ne Kral Priamos’un acısı,

ne de kardeşlerimin acısı umrumda olacak,

o kardeşlerim ki hem çok, hem soyludurlar,

Gene de düşmana boyun eğip, girecekler toprağa.

Benim üzüntüm sensin asıl,

Tunç zırhlı Akhalardan biri alacak hür gününü,

götürecek seni gözyaşları içinde,

Düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı,

Bu yüzden arkada kalacak gözüm.

Argos’a gidip tezgah dokuyacaksın,

gireceksin bir yabancı kadının buyruğu altına.

Su taşıyacaksın Messeis Irmağı’ndan, Hyperie Irmağı’ndan,

çökecek omuzlarına kara kader,

çekeceksin bin türlü sıkıntı.

Gözyaşı dökerken görecek biri, diyecek ki:

“Hektor’un karısıydı bu kadın,

Hektor, İlyon’un çevresindeki kavgada,

Troyalıların en başında dövüşürdü.”

İşte böyle diyecek bir gün bir adam,

yeniden tazelenecek senin acın,

seni kölelik gününden kurtaracak

Böyle bir erkeğin olmadığına yanacaksın.

Kölelik sürüklenirken çığlığını duymaktansa

dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi.”

 

 

 

Çeviri: Azra Erhat-A.Kadir

İZDİHAM

 

 

 

 

 

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın