Hatice Ramazano, Ulu Komik

at nalları şakağından vurabilir bir gün batıl olanı
biz de bu sayede on iki yerimizden falan parçalanabilirsek ne âlâ
renkli gözlülerin “maaşallah” demeyi unuttuğu her şey gibi
nazar boncuğundan bir ev hediyesi,
porselen bir matruşka bebeği gibi mesela
gibilerle aramızda heyecan verici bir şeyler var bu sıra
kendimin kardeşi olsam mesela ben,
hiç düşünmeden kuyuya atardım kendimi
ama yine de,
acaba diyorum,
böbreğinde taş olan bi ülkenin firavununa aşık olduğumu
anneme anlatmalı mıydım sizce?
ormanlardan ve baykuş seslerinden korku filmi yapılmayacağını
anlatmalıydık senariste
çünkü tatlı dil, -yılanı bile- bilmem hangisidir muhtemelen Latince
ama ava çıkan kocasının kalbinden vurduğu kekliği,
çocuklarına yedirmemeli hiçbir anne
gürgen ağacı olarak uyandığım rüyadan bahsetmiş miydim
bahsetmemişsem bu konuyu geçelim çabucak
canımız kokoreç çektiyse kokoreç yiyelim
Sait Faik’e  söyleyelim,
bir roman yazsın kokoreç üzerine
hatta yeri gelmişken Oktay Ustadan da roman yazmanın tarifini isteyelim
sahi dal sigara aldığımız yılları geride bırakalı ne kadar oldu?
artık paket paket vuruluyoruz kederimizden.
ama görmüyor musun?
niçin görmüyorsun!
gör artık, lütfen
ne kadar da yalınayağım, baksana sevgilim, seni düşünürken!
 

Hatice Ramazano
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın