Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 33

Tanrı Her Yerdedir

Elleri kahır yüklü ve acılı
Kışın tüten bacalarda ölümcül sis
Izmarit kokusu, ayrılık korkusu
Bu hüzün üzerine klişe cümlelerden miras
Mimarı yıktı içimi,
Notalarda yüzün solgun biraz.
Herşeyi tatlıya, seni bana bağlasınlar
Uzun günleri kış için sanmasınlar.

Bazı şiirler
Vurur günün tam ortasından
Kahverengi üzerinde eskimez adamın
Demi kaçaksa çayın,
Ve düşünceleri uçuksa kadının,
Sırlanır perde ardında devasa gezegen.
Başak boyu verdi özlemin
Yarım çocukların sevinçleri çağa özel.

Bazen fışkırıyor içimden
Bazen zamana doğru yayılıyor
Uzun ve sıska bilekli
İnce belli,
Kırmızı rujuyla alaylı yürüyor.
Gözlerine bakıyorum
Kesik kesik kaçamaklı bir biçimde
Kafamda olmaz düşünceler var,
Gitmek şeklinde.
Insan olan yaraları kapatır,
Esnek tuttuk iç çekişleri.
Kaos yaratıyor jüpiter’de sesin
Öfkeyle yırtınır gösterişin.

İşte şehri yaşanılır kılan senin çalkalanılışındır
Dört mevsimde hafif çınlayışındır.
Arka mahallenin kahkahaları,
Arsız ve küstah
Birazdan gökyüzüne adım basacak
“Seversem bir daha nâmerdim”
yemini arş-ı âlâda sabit
Oysa ki tanrı her yerde,
Bir akşamüstü annemin dizlerinde.
Tuttum ve yüzleştirdim aynaları
Elbette haindir sevilmek
Bizim payımızda eksik kalır özlemek.

Ah şu insanlar!
Bekletirken birbirlerini,
Kırmızı ışığın süresini hesaba katmazlar
Ve severken ayrılığı sevdaya yormazlar.
Tarih dersi kadar sıkılgan bir yığın ceset
Tanrım yardım et,
İklimler çürüyecek!

Nezire Obuz


Sn. Nezire Obuz

Şiirinizin ismi büyük bir güven duygusu vererek şiiri başlatıyor. Tanrının heryerde oluşu her zaman için bir umudun olabileceğini ve yardımın gelebileceğini açık ediyor.  Şiirinizde geçen kimi dizeler şiirin anlatım seviyesini derinleştiriyor. “Mimarı yıktı içimi,” dizesi bunlardan biri. Ancak aynı dizeden sonra gelen “Herşeyi tatlıya, seni bana bağlasınlar” dizesi ise bir anda seviyeyi yüzeye fırlatıyor. Metin Eloğlu’nun içinde bağlamak geçen dizelerini anımsadığımızda “iti bağladılar ağaca,/ağacı bana bağladılar,/beni yağmura;/ve soluyuşumuzu yere çaldılar.” Dizleri bu bağlama şeklinin hangi seviyede gösterilebileceğine ışık tutuyor. Yine de  “Tanrım yardım et,/İklimler çürüyecek!” dizeleri şiirinizi başarılı bir şekilde sonlandırıyor.

Halit Ayarcı
İZDİHAM
İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın