Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 28

TUZ VE TAHRİK

şehrin eteklerini sarmış bir türkü
nağmeli kollarına takmış göğü
pıhtılaşan hava çelik sancılar sunarken göğe
beşliği belinde çeperi muaf
doğurganlığı tükürükle yıkanmış bir ömrün
kenti terk etme çabası.
ben değilim
ben değilim o bunamış gündüzleri
sağır ve kör gövdelere siper eden.
yaralarımın kabuğunu soyup tuzla acıya
tahrik ederim de
dili bezgin, yüzü mat, eli kauçuk
bıçak sırtı karantinalara
ne bir ölüm ne de bir yazgı politikasına muhtaç etmem
serçelerin sesinde kendime kurduğum meclisi.
hangi suçun kaftanı bana biçtiğiniz
boşa çıktı tanrılarınızın kehaneti
ben kalemimi kendi meclisimde kırdım.
yaşadım sessiz ve sakin
ölümüm bir o kadar onurlu.
görmeliydiniz.

Enes Turan


Sn. Enes Turan

Şiirinizde devrimci bir ruh ve idealizmin masumiyeti var. “yaralarımın kabuğunu soyup tuzla acıya” dizesinde açıkça belirtilen şekilde tuzu tercih etmiş olmanız, sonuçları ne olursa olsun zor olanın yükünü taşıma iradenizi açık ediyor.

Şiirinizde okuduğunuz şairlerden etkilenmeler gözleniyor. Örneğin  “boşa çıktı tanrılarınızın kehaneti” dizesi İsmet Özel’in “Bosa çiksin reislerin, kahinlerin, sairlerin kuvveti” dizesini harta getiriyor. Tahrik de yine aynı şairin bir şiirin adı.

Şiirinizde yer yer güzel dizelere de rastlanmıyor değil “kenti terk etme çabası”, “serçelerin sesinde kendime kurduğum meclis” gibi. Şiirinizin son dizeleri başta söylediğimiz ve kendisinden çok şey beklediğimiz ruhun ömrünü erkenden bitiriyor: “ben kalemimi kendi meclisimde kırdım/yaşadım sessiz ve sakin/ölümüm bir o kadar onurlu/görmeliydiniz”. Ölümü erken fark eden birinin ölümü tatma konusundaki hevesi diyebiliriz buna.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın