Fatma Şengil Süzer, Karabatak Dergisi’nden Mısralar Seçtik

Fatma Şengil Süzer, O Mısralar Var Ya

sayın kibir yüz puan birden kazandınız inanamıyorum
iyiliği dünyanın öbür ucundan aşağıya ittiniz
bir şarkının nakaratını siler gibi ittiniz onu
vücudunuz ne güzel hepimiz kiracınız olmak istiyoruz zaten
zaten birkaç isyankar var aramızda
bozuk paralar gibi düşüp kayboluyorlar dünyadan
Ayşe Sevim
(Karabatak, 15)

 

Bir okul yaptırdım adına bir oğul
Tanrım seni tanırım, budur ispatı
Kalkmadan yerimden “âmin” deyişim
Ve herkes kalabalık herkes çoğul
Yerini bilip de söylemeyişim
Hüseyin Akın
(Karabatak, 15)

 

göründü yıldız sarı uzak
bak ve unut. ardında güneş sıcak
suyun sureti. elbet aslına dönecek nar
her tane ayrı komşu zar uzak
kaçaklıkta yaşamak
sıcak güneş. kanma
insan hüsrandadır ancak
Şafak Çelik
(Karabatak, 15)

keşiş. kan tutuyor bir iki üç hayat
ekmek kaç para. sen kaç yaşındasın
elif niye ölsün. niye ölür kız
ve kan nasıl durur. ve ah ne olur
Çayan Özvaran
(Karabatak, 15)
görürüm onu kolumdan uçurduğum haberci, konar döner konar fısıldar
“çabuk karar veriyorsun dünya değildir sensin kılıcını bileyen” ama benim insan olan
Meryem Kılıç
(Karabatak, 15)

 

Ağzımın ve sisimin tuhaf yankısı kendini
yeni bir dilin eşiğinde bulmada. Çün ki insan
irkilmek için kendinden, dikilmiş birbirinin ağzına
Emrah Yolcu
(Karabatak, 15)

 

Kuşku doğuran kimse yok kalalım böyle
Bardağı tutuşun böyle kalsın
Parmakların sırası
Kapıdaki numara
İncelerek dökülen bakışın kalsın ensemde
Soluğunu geçirerek tenimden
Kızıl boşalır değişir gözlerin
Sarı siyah dönerek
Kalalım böyle
Sümeyra Yaman
(Karabatak, 15)

 

mayıs-yavaş yavaş çektiler seni kundaktan
yavaş yavaş soydular üzerindeki tarlaları
anan ipliğinden bir parça iplik
baban kollarından bir parça
dağlara kaçan bir sesin var
sana gelecek kıyameti çiçekler ayıklasın
Emirhan Kömürcü
(Karabatak, 15)

 

Dağın yutkunmasından söz et
Gök çardağı altında kaç yüz
Kaç kapı geçilmiş
Hangi ses örtmüş üstümüzü
Sevgi Yerlioğlu
(Karabatak, 15)

 

pompei pompei bekle! beni unuttun
yaşlanan vazolar arasında kaldım
ayak sesleriyle dolu adamlar geldi
dualar mesaiye yeltenir diye
ayak sesleriyle dolu adamlar kılıç getirdi
Yusuf Koşal
(Karabatak, 15)

 

Ben güneşe çıkarken kırılmış düşler gibi
Bir türkünün rengini nasıl bozabilirim
Nurettin Durman
(Karabatak, 15)

 

kanımı kurutan çok ve az
beyazlar çoğaldı bileğimde
eski bir dilde kaybolduğumu hatırlamıyor kimse
eşinin ölümüne yas tutan ne çok kuş
F.Nuriye Torun
(Karabatak, 15)

 

Seksenyediyaz
Tavana asılı beşiklerde her zikirde uçan
Her pışpışta göğü yeşerten çocuklar
Büyümediler dokundukça haritaya
Harita nedir bilmediler
Doksandokuzyaz
Gelenlere dur diyemediler top ayakta
Top elde basket ama gördüler
Uzanan ellerden kaçırarak başlarını
Fatih Taşcı
(Karabatak, 15)

 

duyulmayan bir yankı bu seslenen

ışığı duvara sor, bana ayrıkları
ipek bile testere bakıldığında ten
teslim olurum yağmur yağmasa da
Fuat Eren
(Karabatak, 15)

 

Sana söylemek istiyorum: Sakin ol!
Dünyayı istiyorum, bir insanın
Mucizeye inandığı o anı
Koray Feyiz
(Karabatak, 15)

 

ellerini çevir
kuş parmakta rehin
ellerini yak
tütsülensin güvercin
Şeymanur Cuvoğlu
(Karabatak, 15)

 

Doğru söylemek için şeytan
Yalanlarda tanrı oluyorum
Lûgatta yalnız kalacağım gün
Beni seninle yakacaklar
Yolsuz dilenci “ben”den “bizi” isteme
Bülent Özdemir
(Karabatak, 15)

 

Dört karıncanın talip olduğu tek pirinç
Yüzüyor, daldıkça hafifleyen şeye bak,
Gömleğim beyaz her rüzgâr kaldırımda dut lekesi
Sedanur Saka
(Karabatak, 15)

 

derimiz pullanırdı sürüngenlerle ünsiyet kursak
ammâ ki seni sana sorduk
putlarını koydular önümüze
çocuktuk
Muhammed İkbal Yıldırım
(Karabatak, 15)

 

Yeşilden sonra sana en yakın kuşak. Korkma.
Deseni çizen duvarda, bak! Perdeye asılsan
Tanıyacağım.
Sare Öztürk
(Karabatak, 15)

 

hem bir şehre ait olmak zor değildi
her yer harf kesiğiydi çünkü
ansızın terk etmek,
kanunları kaldırmak, işten çıkarılmak zor değildi.
en çok ben koşardım çünkü.
hem uzunluk ölçülerini bilmek, çini vazoyu saklamak
hiç zor değildi
çünkü mutluluk düz ve sarıydı.
Nazlı Ergin Duran
(Karabatak, 15)

 

 

Fatma Şengil Süzer

İZDİHAM

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın