Bizim en sevdiğimiz Kitabevi üzgünüz, kapandı

Yayın dünyamızın kalesi olan Cağaloğlu’ndaki Çatalçeşme sokağının sembol kitapçısı Kitabevi kapandı. Mekan, 15 yıldır akademisyen, yazar, öğrenci ve çevre esnafın uğrak yeriydi. Gerekli yerlerden yeterli desteği göremediklerini belirten Mehmet Varış, “Sadece yayınevi olarak yola devam edeceğiz. Kaderime küstüm kimseye küsmedim” diyor.

 

Yüz yıllardır kültür sanat hayatımızın merkezi olan Cağaloğlu Çatalçeşme sokağı sakinleri bir bir taşınıyor. Matbaalar, yayınevleri, kitapçıların adresi olan sokaktan son olarak Profil Yayınları ve İz Yayıncılık ayrılmıştı. Bu halkaya son eklenen yayıneviyse Kitabevi oldu. Kitap satış kısmının kapanıp sadece yayınevi olarak yola devam edeceklerini söyleyen Mehmet Varış, “İlgili kişilere söyledim, dostlarıma söylemedim. Devlet kurumları kitaba inanmalı. Kültür politikamızın gözden geçirilmesi gerekiyor” diyor.

İlhan Berk, Mustafa Kutlu, Adnan Özer, Ahmet Tabakoğlu, Selim İleri, Abdullah Uçman, Beşir Ayvazoğlu, Turan Koç, Mahmud Erol Kılıç, Ali Şükrü Çoruk, Emine Gülsoy, D. Mehmet Doğan, Mehmet Genç, İhsan Fazlıoğlu gibi çeşitli alanlardan isimlerin ziyaretine tanıklık eden mekanın kapanması kültürel bir kayıp olarak görülüyor.

800 YAYINLIK AKADEMİ

Mahir İz’in “Yılların İzi” adlı eseriyle başlayan yolculuk, günümüzde 800 kitaba ulaşmış. Kitapçının yanı sıra herkesin rahatça çayını çorbasını içip yemeğini yiyebildiği bir yer olarak da tanımladığı mekan, yazar Alper Çeker’in deyimiyle bir akademi, akademisyen Beşir Ayvazoğlu’na göreyse kültür merkezi. Nihat Armağan öncülüğünde Üretmen Han’da yapılmaya başlanan çiğköfte partilerininse yeri ayrı. Kitapçıda da devam eden partiler için “Gelip geçen herkese açıktı, Son 1-2 senedir ise keyfimiz olmadığı için çok az sayıda yaptık” diyen Varış, “Mehmet Tevfik Ekiz, Ömer Erdem, Hasan Ayhan çiğköfteyi yapardı.

Ayrıca Alfa Yayınları sahibi Faruk Bayrak, Ömer Faruk Altıparmak’ın da katkıları olurdu” ifadelerini kullanıyor. Mekan, başvuru eserlerini alan Sudan, Bangladeş, Afrika ülkeleri başta olmak üzere yabancı ve yerli birçok öğrencinin uğrak yeriydi aynı zamanda. Kitabını aldığınız yazarı burada görebilir, sohbet ve çaydan sonra imzasını alabilirdiniz. Varış, değişen şartları şu sözlerle anlatıyor: “Herkes birlik içindeydi, yalnızca sağ ve sol diye ayrımı vardı. Şimdilerdeyse her cemaat kendini büyütme sevdasına girdiği için başka kitaplara yer açılmıyor. Sonuçta da Rus elçisini öldüren genç gibi memleketin başına dert açan birileri çıktı.” Varış piyasadaki etkilerini ise bir zamanlar gazetede köşe yazarlığı da yapan bir ismin üzerinden anlatıyor: “Mesela bir yazar vardı kitapları bizden çıkıyordu. Daha sonra çok daha büyük bir yayınevine geçti. O yazarın kendi kitaplarıyla ilgili tespiti şuydu: Kitaplarım sizden çıkarken daha az satılırdı ama daha çok konuşuluyordu şimdi ise kitaplarım daha çok satılıyor ama konuşulmuyor.”


İYİ İŞLERDE BAŞARILI OLAMADIK

Kitabevi bünyesinde tarih, tasavvuf, yeni edebiyat başta olmak üzere birçok yayın yapılmış. Türk kültürüne hizmet ettiklerini vurgulayan Varış, “Sosyal medya hareket sağlıyor fakat okunduğuna inanmıyorum. İlk başladığımızda içeriği boş, çok satan kitapları basarsan rahatlarsın dediler. O zamanlar buna nasıl tenezzül etmediysem şimdi de sosyal medyaya dönüp bakmıyorum. İyi işler yaparak bir yere gelmeye çalıştık, görünen o ki başaramadık” diyor. Mehmet Varış, bazı kitapların yayın hikayesini ise şöyle anlatıyor:

“Televizyon programında Süleyman Çobanoğlu ile mektuplar üzerine konuşan Abdullah Uçman’ı arayıp elindeki çalışmaları yayınlamak istediğimi söyledim. Böylece Rıza Tevfik, Ali İlmi Fani’nin aralarında olduğu 7-8 kitaplık bir seri yayınlamıştık. TRT’deki bir programdan esinlenip Sabri Koz beyi arayarak bir Yağmur Duası kitabı yazmasını önerdim. Bir de Beykoz taraflarında rast geldiğim askıda ekmek uygulaması hakkında Emine Gülsoy’la konuşmamamızın ardından bununla ilgili bir eser çıktı ortaya.” Yağmur Duası ve Ekmek Kitabı’nın yanı sıra Temizlik, Saç, Ayakkabı, Mum, Tütün Kitapları da bir seri olarak yayınlandı. 2001 yılında taşındıkları bu mekandan daha küçük bir yer olan Yerebatan caddesindeki Hüdaverdi Han’a taşındıklarını söyleyen Mehmet Varış, “Kitabevi Yayınları, Türk kültür tarihiyle ilgili yayınlar yapmak için kuruldu. İmkânlarımız el verdiği müddetçe az çok buna devam edeceğiz” diyor. Varış, son olarak bir Sivas türküsüyle konuşmayı bitiriyor: “Kaderime küstüm, kimseye küsmedim.

Sohbetleri özleyeceğim

Kitabevi’nin emektar çaycısı Cemalettin Menteşe, 20 yıldır Mehmet Varış’la birlikte çalışıyor. Kitap kolileri götürülürken Menteşe’nin gözleri sık sık doluyor. Haber için bulunduğumuz kısa sürede bile, aralarında 10 yıl önce tek basımı yapılan bir eser başta olmak üzere birçok kitap soruldu, ziyarete gelenler oldu. Çabuk sinirlenen, nevi şahsına münhasır biri olarak bilinen Menteşe, “Burası başkaydı. Sohbetleri özleyeceğim” diyor.

 

 

 

 

İlker Nuri Öztürk, Yeni Şafak Pazar Eki

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın