Emine Şimşek, Kutsanmış Ruhlar Tetiği Genç Werther

Sen gittin dostum, ben nasıl kalabildim bunca yoklukla?

Parmaklarımdan utanıyorum dostum! Seni düşündükçe parmaklarımdan utanıyorum. Varlığımın azabından kurtulmak için seni görmem lazım. Geceleri yıldızlarla yaşıt olan gözlerine bakmam lazım. Gündüzleri ıhlamur kokulu sokaklarda gezinişini görmem. ‘’ Lotte…Lotte…’’, diyen dillerine doyamadım. Şimdi neden burada değilsin dostum! Bütün perdeler karanlık karanlık karanlık. Senden sonra her şey öyle karanlık. Aldatıcı periler gezinmiyor, hani? İçimi neden tanrısal bir hayal gücü sarmıyor; dostum sana şiirce anlatmak istiyorum oysa. Şair olmasam da hudut ne bilmeyen bir aşığım. Sana anlatmalıyım dostum!

‘’ Değil resim yapmak tek bir çizgi bile çizemem şu sıralar; ama yine de hiçbir zaman bugünlerde olduğum kadar büyük bir ressam olamadım. ‘’ ( 7.syf)

Şu kahrolası, dudak uçurtan rüyalarımda bile yalnızım. Yeni bir dini anlatmakla görevli peygamber kadar yalnız…Ah Werther, laleliklerini sular basan bir bahçıvanım ben. Evet, dostum, aşkını kaybeden neyi kazanır? Bana parmaklarını ver! Bana parmaklarını vermende ısrar ediyorum Werther. Ben bir öykücü hiç değilim. Sen bu kadar uzaklıkken ben hiçbir şey değilim. Sana bakmam lazım, gönlüm hoş değil. Sana bakmam lazım. Bana parmaklarını ver! Bana parmaklarını verirsen günahları bağışlanacak aşıkların .

‘’ Aşksız yaşamak neye yarar Wilhelm? ‘’ (38.syf)

Wilhelm’e değil bana sor sevgili dostum, mutluluk bir aldanıştır. Aşk en büyük aldanış. Ve sen dostum, en büyük aldanmış. Bana gecelerde dolaşmamam gerektiğini neden söylemedin? Lotte hep gecede. Bütün geceler Lotte’ nin gözlerindeyken Lotte hep gecede kayıp. Nedir bu, beni hiç kılan boşluk?

‘’ Ah , nedir bu boşluk! Göğsümde şiddetle duyduğum bu korkunç boşluk! Durup durup kendime, onu bir kere, yalnız bir kere bağrıma basabilsem; bütün bu boşluk dolacak diyorum. ‘’ ( 87.syf)

Bu dünya hevesi dostum, üstümden silkip atmak istiyorum. Lotte ölümlü değil. Sevmek ölümlü değil. Sadece onun varlığına inanıyorum. Aşk’ı Tanrı kutsamış Werther, biz kutsandık. Bir kez sarıldık Lotte’ ye bizden mutlu kimse olmayacak. Ah dostum, sen Lotte’ ye kucaklarını açıp onu beklemeye gittin. Ben nasıl kalabildim! İçimde upuzun bir nehir gibi beni kendine çağıran sevgilimin elleri varken ben nasıl kalabildim? Lotte senden başka kimsenin olmadı Werther!

‘’Sen benimsin. Evet, Lotte, sonsuza kadar benimsin. Albert kocan olmuş ne çıkar? Koca! O yalnız bu dünya için. Ben de seni sevmekle , seni onun kollarından kendi kollarıma almak istemekle günah işledimse, o da bu dünya için. Günah mı? Varsın olsun. Ben de bunun için kendimi cezalandırıyorum. Ben günahın yüce tadını tattım. Bu ilacı ve hayat gücünü doya doya içime doldurdum. İşte o andan itibaren sen benim oldun. Benimsin Lotte! Ben senden önce gidiyorum. Babama, senin olan o babaya gidiyorum. Ona gidip derdimi anlatacağım. Sen gelinceye kadar o beni avutacak. Sonra orada uçarak seni karşılayacağım. Seni kucaklayacağım. Tanrı’ nın huzurunda seninle kucaklaşıp sonsuza dek öyle kalacağız.’’ ( 121.syf)

Bilmiyorum sevgili dostum, Lotte’ den sonra hiçbir şey bilmiyorum. Mezarına sarılmak ağlamak, kendime ağlamak istiyorum.

‘’ Tanrı’ nın huzurunda kurumuş bir çeşme, delik, eskimiş bir kova gibi duruyorum. Kaç defa kendimi yerlere atıp başının üstündeki göğün tunç gibi kaskatı durduğu ve toprağın susuzluktan çatladığı zamanlarda yağmur isteyen yağmur isteyen bir çiftçi gibi Tanrı’ ya bana gözyaşı vermesi için yalvardım. ‘’ (88.syf)

Bilmiyorum sevgili dostum, Lotte’ den sonra hiçbir şey bilmiyorum. Ah Werther, biricik dostum! Aklımı kaybetmek istiyorum. Bir ceset olarak uyanıyorum her gün. Bir mezar kazıcısı olarak uyuyorum. Dilsiz çocuklar sarıyor etrafımı, çöp adam gibi sürükleniyorum. Sürükleniyorum sürükleniyorum sürükleniyorum. Paramparça olmak istiyorum Werther, tek bir parçam dahi kalmasın. Paramparça…Kendimi öldüremediğim için her gün beni öldürsün Lotte’ nin bakışları. Ben buralarda , ben mi Werther, ben ne! Lotte yoksa, ben olur mu dostum! Ben olur muyum Lotte’ siz. Bütün sevgililer Lotte…

‘’ Senin için ölmek, senin yolunda kurban olmak benim için ne mutluluk Lotte! ‘’ ( 126.syf)

Bana parmaklarını ver dostum! Kutsal parmaklarını. Cennet suyuyla yıkanmış parmaklarını. Bu ellerim beş para etmez. Ne güzel öldün Werther! Tetiği çekmeseydin her gün bir ölüyle uyanmaya devam edecektin. Her gün ölüm kokacaktın dostum. Ölürken ne kadar güzeldin. Ah Werther, sen ölüm güzelisin. O masanın başında, Lotte’ nin tuttuğu silahı okşayıp severken, öperken , öperken silahı Lotte diye, sen ne kadar güzeldin bir bilsen. Sen Werther’ din, işte o zaman belki de ilk kez kendin oldun dostum. Hiçbir şey gizlemeden, aracısız: ‘’ Lotte, Lotte seni seviyorum. ‘’ diyebildin. Silahı tutan ellerinden öpüyorum Werther.

Bana parmaklarını ver dostum, kutsal parmaklarını. Cennet suyuyla yıkanmış parmaklarını. Bu ellerim beş para etmez!

‘’ Bu elbiselerle gömülmek istiyorum, Lotte. Çünkü onlara senin elin değdi; kutsallaştı artık onlar. Bunu babana da rica ettim. Ruhum tabutumun üstünde dolaşacak. Ceplerimi araştırmasınlar. Seni kardeşlerinin arasında ilk gördüğüm vakit göğsünde taşıdığın o soluk kırmızı fiyonk… Onları benim için bin defa öp, talihsiz dostlarının başına gelenleri anlat. Ah, sevgili çocuklar! Hepsi gözümün önünde, etrafımda dolaşıyorlar sanki. Bilsen sana ne kadar bağlanmıştım. İlk gördüğüm andan beri yanından ayrılmayacağımı anlamıştım. Onları bana doğum günümde hediye etmiştin. Sana ait olan her şeyi nasıl içimde saklıyordum. Ama ne yazık, o yolun beni buralara kadar getireceğini düşünemedim. Sakin ol, Lotte! Yalvarırım sakin ol!

Silahlar dolu. Saat on ikiyi vuruyor. Kader bu, önüne geçilmez. Lotte! Elveda Lotte!

Elveda… ‘’ (127.syf)

 

Emine Şimşek

İZDİHAM

 

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın