Doğukan İşler, Kırmızı

Doğukan İşler bir gün ünlü olacak ve yine fatura ödemekte zorlanacak.

 kırmızı başlıksız kızların büyükannelerinin kurtlar tarafından yenme ihtimali yok mudur?

bu bilindik sürreal hadise yalnızca kırmızı renkte bir başlığa sahip kızların, bilinmez bir nedenden ötürü bir ormanın ıssızlığında yaşayan yatalak büyükannelerine ilaç niyetine bir kase sıcak çorba yerine salakça kurabiye, pasta, börek götürmesi üzerine mi vuku bulur?

kurt, neden yolda gördüğü kırmızı başlığı ile gündeme gelen kıza saldırıp mideye indirmez de, böyle uzun uzadıya bir plan yapıp kartlaşmış büyükanneyi de yer?

büyükanne, neden böyle bir plan içinde gümbürtüye gitmektedir?

bu yenilip yutulma hadisesi yalnızca kırmızı başlıklı torunu olan kırmızı başlıksız büyükannelerinin mi başına gelir?

başlığı olan, fakat rengi kırmızı olmayan kızların büyükanneleri bu tür hadiseler de şanslı mıdırlar?

yahut başlıksız; ama kırmızı bir kızın olması mümkün müdür?

bu kırmızı olma durumu varoluşa engel teşkil eder mi?

sartre, bize bu konuda bilgi vermiş midir?

sartre’ın da büyükannesi bu tür bir kurt saldırısına maruz kalmış mıdır?

sartre kırmızı başlık takmış mıdır hiç?

peki kurt, kırmızı başlıklı salak kızın salak sorularına neden “seni daha iyi görebilmek için!

seni daha iyi duyabilmek için!” türünden “her zaman en iyisine” kavuşma isteği içinde biri gibi yanıt vermektedir?

kurt, çocukluğunu imkansızlıklar içinde mi geçirmiştir?

psikanaliz yöntemi ile bu soruya bir yanıt bulabilir miyiz?

freud, bize bu konuda yardımcı olmadan neden ölüp gitmiştir?

freud ile sartre’ın anne bir, üvey kardeş olduğu iddiasını ilk bu yazı mı ortaya atmıştır; yoksa bu salak yalan daha önce bir magazin programında futbol yorumcuları tarafından ağır çekim eşliğinde analiz edilmiş midir?

kartlaşmış büyükanneyi mideye indiren kurt bu konu hakkında ne düşünmektedir?

büyükanneye yiyen kurt, neden aç gözlü davranıp kırmızı başlıklı kızı da yeme ön çalışmaları içine girmiştir?

büyükanneye kanaat etmeyen, kırmızı başlıklı kızı nereden bulacaktır?

kurt cobain ile bu masalda erol taş rolünü üstlenen kurt, yalnızca isim benzerliği açısından mı “kurt!” diye artlarından bağırılınca dönüp bakmaktadırlar?

bu benzerlik açısı kaç derecedir? ki kurt cobain ölmemiş midir? yoksa kalbimizde; ya da elvis presley ile ıssız bir adada mı yaşamaktadır?

kurt kocayınca köpeklerin maskarası mı olur? köpekler, kocamış kurtları “maskara” olarak kirpiklerine mi sürmektedirler?

büyükanneyi ve kırmızı başlıklı kızı yiyen kurdu vuran avcı, kurtlardan maskara imalatı işi mi yapmaktadır ek iş olarak?

kendini “kahraman” sanan bu avcı, nasıl olup da büyükanne ve kızı canlı canlı çıkarmıştır kurdun midesinden?

kurt, onları yememiş de yutmuş mudur? nasıl bir yemek borusu vardır bu kurt hayvanlarının? hem kurt senaryo gereği büyükannenin kılığına büründüğüne göre, kurdun midesinden çıkan büyükanne çıplak mıdır? elin avcısı yaşlı ve hasta ve çıplak bir kadınla karşı karşıya gelince ne tür bir tepki vermiştir? avcı tepki verirken, tepkiyi kim almıştır? kurt bu arada “eşhedü”yü çekmemiş midir? yoksa kurtlara yapılan yargısız infazlara tepkisini gösteren bir konuşma mı yapmıştır?

aç bir kurt, sırf karnını doyurabilmek için yaptığı bu eylem sonucunda ne hakla kendini halk kahramanı sanan bir avcı tarafından katledilebilir? niçin kimse kurtların açlık sorununa eğilmez? panter emel, bu konuya eğilmek için ne beklemektedir? eğildikten sonra kalkamayacağından mı çekinmektedir? panter emel’in belinden bir rahatsızlığı mı vardır? bu konuya eğilmekten çekinenler, avcılar odası başkanlığından “vurmayalım da, besleyelim mi?” gibi “kenan evrenmatik” bir yanıt almaktan mı korkmaktadırlar? halbuki bu konuda kurttan daha çok, el kadar bir kız çocuğunu kırmızı kırmızı, yanar döner kıyafetlerle ıssız ormana salan zihniyet suçlu değil midir? neden bu konu hiç tartışılmamaktadır? “dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek ırza geçme planları yapmaz!” şeklinde atasözü kıvamında bir savunma kurdu kurtarabilir mi? tecavüzcü coşkun bu konuda bir avukatlık hizmeti sunabilir mi? kültür-edebiyat camiası bu masal davasında kurdun mu, yoksa kırmızı başlıklı kızın ve büyükannesinin mi tarafını tutar? yoksa hiç kimse metin üstündağ’ın dediği gibi “miki’mden aşağı disneyland!” diyerek sallamaz mı bu davayı?

*bu yazıya, sırf  “ ‘kırmızı’ başlıklı yazı” densin diye “kırmızı” başlığı konulmuştur!

 

Doğukan İşler

İzdiham

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın