Bedirhan Günel, Bir Kış Gecesi Rüyası

Genç çift yağan karın altında parkın ortasındaki havuzun kenarında bu mükemmel havanın keyfini çıkarıyor gibiydi.2040 yılının şubat ayıydı. Her yer bembeyazdı. Kar yağışının etkisiyle yumuşayan hava kadife gibi sarmalıyordu bedenlerini. Masalsı bir akşamdı. Gökyüzü çoktan pembeye boyanmıştı. Genç adam yanındaki genç kadına bir şeyler anlatıyordu. Anlatırken o kadar heyecanlıydı ki adeta kendisinden geçiyor, yerinde duramıyor, kızın etrafında dört  dönüyordu . Köşedeki bankta oturmuş olan yaşlı bir çift, onların konuşmalarına çoktan kulak misafiri olmuştu bile.

Genç adam karşısındaki genç kadının konuşmasına müsaade etmeden hızlı hızlı konuşuyordu.

Karanlık bir oda hayal et. Çok geniş olsun. Şu an için kapı ve penceresi yok. Odanın bir duvarının tam ortasına kuyruksuz ceviz ağacından bir piyano yerleştir. Unutma oda hala karanlık. Şimdi piyanonun üzerine iki adet ahşap şamdan yerleştirmeni istiyorum tabi ki mumlarıyla beraber.

Ha bu arada mumları yakmayı unutma. Odamız aydınlandı sanırım. Sarı loş bir ışık var içeride, güzel bir ortam oldu, değil mi?

Tam piyanonun üzerine Eduardo Leon Cartes’in Paris sokaklarını anlatan güzel bir tablosunu asmanı istiyorum. Piyanonun önüne ahşaptan yapılma, kahverengi deri koltuklu, piyano taburesini de yerleştirelim.

Piyanonun her iki yanında boş kalan duvarlara boydan boya ahşap yapı kitaplık koy.Kitaplıklar tamamen dolu olsun, kitaplarla ve dergilerle.O kadar çok olsun ki kitaplar ve dergiler ,odaya gelen misafirler odanın sahiplerine “Bunların hepsini okudunuz mu?”, diye sorsunlar.Onlarda kendilerinden emin ve kibirli bir tavırla Walter Benjamin gibi “Kitaplar sadece okunmak için alınmaz.Birlikte yaşamak için de alınır.”,desinler.

Yaşlı adam yanında oturan yaşlı kadına dönerek “Delikanlı güzel ilerliyor,ne dersin?”dedi. Yaşlı kadın gülümseyerek “Evet,oldukça etkileyici”,dedi.

Lafı fazla uzatmadan genç çiftin aralarında geçen diyaloglara tekrardan kulak kesildiler.

Genç adam ellerini hızla açıyor kapatıyor,kendisinin ve kızın etrafında  dönüyor,zıplıyor sanki ne yaptığını bilmiyordu.Biraz sustuktan sonra devam etti.

Kitaplğın olduğu duvarın devamındaki duvara geçelim.

Bu duvarın tam ortasına büyükçe bir şömine yerleştirmeni istiyorum.Şöminenin etrafındaki kasa kırmızı tuğlalardan oluşacak.Bu şekilde hayal et.

Odunlar yeni tutuşturulmuş ve çıtır çıtır sesler çıkarıyor.İçerisi iyice aydınlandı sanırım.

Şömine üzerine de büyükçe bir tablo daha yerleştir.Yine Eduardo Leon Cartes’in Paris sokaklarını anlatan tablolarından birisi olsun.Tercihi sana bırakıyorum.Şöminenin önüne koyun postundan kahverengi bir kilim de yerleştiriver.

Şömine ile kitaplığın arasındaki duvar kısmına yakın yerdeki boşluğa kahverengi,nostaljik bir gramofon güzel olur.Gramofonumuz olduğuna göre güzel bir ödülü hakettik sanırım. Erik Satie’den Gymnopedie No.1 ile gecemize renk katalım.

Genç kız sabırsızlanıyordu ve genç adama acele etmesini söylüyordu.Kız heyecanın verdiği stres ile hafif kızmıştı ama biliyordu onun huyunu.O karşısındakinin anlamadığı,merak etmediği belki de hiç ilgisini çekmeyen konular hakkında bile tek başına saatlerce konuşabilirdi.Aslında bu bir şeyler anlatma ve saatlerce konuşma arzusunun sebebi karşısındakine bir şeyler öğretme ve karşısındakinden bir şeyler öğrenme isteğiydi.Böylece dünyaya farklı açılardan bakabileceğini düşünüyordu.Genç adamın bu düşünce yapısı yanında her fikre karşı hoşgörülü olması,her fikri saygıyla dinlemesi  ve herkesle kibar ve sakin bir şekilde tartışabilmesi genç kadını etkiliyordu.Ona olan derin sevgisinin ve muhabbetinin sebebi belki de bu davranışlarıydı.

Genç  adam “Tamam tamam ,sabret  lütfen, bitmek üzere.”dedi ve sözlerine devam etti.

Şöminenin bulunduğu duvarın tam karşısındayız.Bu duvarın kitaplığa yakın kısmına kahverengi  bir kapı yerleştirelim.Kapıdan girince  hemen sol tarafına aşırı büyük olmayan meşe ağacından yapılmış küçük bir çalışma masası ve deri bir koltuk ekle.Masanın üzerinde aile fotoğrafları,antika bir telefon,dolma kalemler,defterler,kitaplar…vs. Bu bölgeyi senin hayal gücüne bırakıyorum.

Genç kız kahkaha atarak “Teşekkür etti.”

Genç adam gülümsedi ve derin bir nefes alarak sözlerine devam etti.

Masanın arkasınadaki duvara tik taklı antika saatlerden yerleştirelim.Duvarları da koyu kahverengi üzerine sütlü kahve tonlarında çiçek desenleriyle bezeli  duvar kağıtlarıyla kaplı olarak hayal edebilirsin.

Ayrıca tavana da çok dikkat çekici  olmayan bir avize yerleştirelim.Şu an ışığı açık değil. Bir de yere beyaz renk üzerine çiçek desenleri işlenmiş orta boy bir İran halısı sermeni senden rica edeceğim.

Nihayetinde en önemli  ve en can alıcı kısmına geliyoruz, hazır ol.

Penceremizin bulunduğu  son duvar.Evet bu duvarın tam ortasına geniş  cumba tipi bir  pencere koyalım.Sağında ve solunda tül perdesi de olsun.Ayrıca dışarıda gün batımı olduğu için odamızın içi çok aydınlanmadı.

Manzaramızda çok önemli. Forrest Gump filminde Forrest’ın evinin  geliş tarafındaki sağında ve solunda ağaçlar bulunan bir yol vardı hani.İşte manzaramız bu olacak.Tabi çok uzaklarda ki yüksek dağlarıda unutmayalım.Bu arada dışarda kar yağdığı için her yer bembeyaz.Bu şekilde hayal etmeni istiyorum.

Pencerenin hemen önünde tekli bir koltuk hayal et.Yine eski tarz hani şu dört ayaklı, kolları deri olan tiplerden.Koltuğun yönü hafif sağ tarafa eğimli.Hemen yanında da küçük bir sehpa bulunmakta.Sehpanın üzerinde bir fincan Türk kahvesi ve hemen yanında deri ciltli bir kitap bulunmakta, Carlos Fuentes’in ölümsüz eseri, Terra Nostra, olsa gerek.

Koltukta genç bir adam oturuyor.Ayak ayak üstüne atmış elindeki pipoyu ağzına götürüyor ve uzaklara bakıyor.Üzerinde klasik kesim gri renk bir takım elbise var.Kravatının rengi kırmızı,gömleği beyaz,ayakkabıları ve kemeri kahverengi.Yeleğinin cebinde de  eski köstekli saatlerden var.

Genç adam birden duraksadı.Yanındaki genç kız heyecanla dinliyordu onu.Genç adam o kadar güzel anlatmıştı ki kız merakla,gözünü kırpmadan  sonuna kadar dinlemişti.

Genç adam kıza yaklaştı ve konuşmaya devam etti.Bu anlattığım her şey hayallerimde yaşattığım ,mutlu dünyalarımdan sadece bir tanesi.Her zaman merak ediyorum bir gün gerçek olurlar mı diye?

Belki başka bir evrende başka bir zaman diliminde. Kim bilir?

Genç adamla kız havuzun az ilerisindeki banka oturdular.

Peki bu hayali bu kadar tiyatral bir şekilde yoğun efor harcayarak sana neden anlattım hiç düşündün mü?

Kız cevap verecek gibi oldu ama sustu.Genç adam sözlerine devam etti.Aslında anlattıklarımda seninle tanışana  kadar bir eksiklik yoktu.Bu hayali her zaman bu şekilde tasarlamıştım ama seninle tanıştıktan sonra hayalimin aslında tamamlanmamış olduğunu farkettim.

Koltukta oturan adam piposunu ağzına götürüyordu demiştim, hatırlarsın.Piposundan derin bir nefes çektikten sonra kafasını sağ tarafına çeviriyor.Öyle içten ve severek bakıyorki yeşil gözlerinin içi parlıyor adeta.

Kız genç adamın sözünü keserek  “Pencere önündeki koltuğun sağ tarafında bir şey yok diye hatırlıyorum.”, dedi.

O zaman pencere önündeki koltuktan bir tane daha koy oraya.Bu sefer koltuk hafif sola meyilli olsun.Bu koltukta da güzeller güzeli bir kadın oturuyor.Üzerinde çok şık kırmızı bir elbise var.Mavi gözleriyle kar yağışını seyrederken arkadaki gramofonda çalan Erik Satie’den  Gymnopedie No.3 ‘ü  dinliyordu.Çoktan uzaklara dalmıştı.

Piposunu içen adam bir anda ayağa fırlayıveriyor.

Genç  adam konuşmasına devam ederken bir anda oturduğu yerden, ayağa fırlamıştı.

Ceketinin iç cebine elini atıyor ve sol koltukta oturan güzeller güzeli kadının önünde  diz çöküveriyor.

Genç adam genç kızın önünde diz çökmüştü bir anda.

Yaşlı adam oturduğu yerde duramaz olmuştu.Yaşlı kadın onu zor zaptediyordu.

Genç adam diz üstü çökmüş elindeki yüzüğü genç kıza uzatmış bir şekilde sözlerine devam etti.

O odanın içinde o koltukta  uzun zamandan beri yalnız başıma oturuyorum.Tatlı hayaller kurup,acımasızca yıkıyorum onları.Yalnızlığın verdiği acı ile hüzünleniyor ve hissediyorum eksikliğimi en derinlerimde.Bir diğer yarımı arıyorum sürekli.Hayallerimde dahi var edemediğim,güzelliğini dahi düşleyemediğim bir güzelliği arıyorum ve sonunda, onu hayallerimde değil gerçek hayatta buluyorum.Gerçek hayatta bir düş görüyorum adeta ;hayallerime sığdıramadığım bir güzellik, gerçek hayatta karşımda oturuyor ve bana gülümsüyor.Hayır hayır ,Shakespeare’in yaramaz perisi Robin1 bulaşmadı bu işe.Gözüme aşk iksiri falan damlatmadı.Bu, iksire gerek duymayacak kadar büyük ve derin bir aşk.

Benimle sonsuza kadar bu odanın içinde yaşamak ister misin?

Benimle evlenir misin?

Genç kız çok şaşırmış ama sevincini de gizleyememişti.Bir anda genç adama sımsıkı sarılıverdi.

Evet diye bir çığlık attı.

Seninle o odada o pencerenin önündeki koltukta sonsuza kadar oturmayı her şeyden çok istiyorum dedi.Genç adamın mutluluğu yüzünden okunuyordu.

Genç çift sonrasında parkın dışarısına doğru yürüdüler.

Yaşlı adam ve kadının oturduğu bankın yanından geçerken yaşlı çift ayağa kalkarak genç çifti alkışladı ve onları tebrik etti.

Yaşlı adam, genç adama sertçe bakarak şu sözleri de eklemeden duramadı:

“Evlat, ne olursa olsun çekinme,ne yapmak istiyorsan onu yap.Hayal kurmak istiyorsan hayal kur,yazmak istiyorsan yaz,okumak istiyorsan oku.Bir şeye inanmak istiyorsan inan, inanmak istemiyorsan inanma.Hekim olmak istiyorsan hekim ol,başka bir şey olmak istiyorsan başka bir şey ol..”

Hani Slyvia Plath’ın bir sözü vardır,bilirsin sen de:

“İstediğim bütün kitapları okuyamam; olmak istediğim bütün insanlar olamam ve istediğim hayatları süremem… İstediğim bütün becerileri edinemem.Öyleyse ne istiyorum? Yaşamak ve hayatta olabilecek bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin bütün renklerini, tonlarını yaşamak ve duyumsamak istiyorum ve berbat bir şekilde kısıtlıyım.”

Bu söz Slyvia için geçerli olabilir ama ondan etkilenipte kendini asla ve asla kısıtlama.Eğer sen her şey olmak istiyorsan her şey ol.

Yaşlı kadın araya girerek yaşlı adama ” Genç çiftimizin işleri vardır, biz onları fazla oyalamayalım.”,dedi.

Tavsiyeler için yaşlı çifte teşekkür eden genç çiftimiz, parktan ayrıldılar.

Yürürken genç adam genç kadına dönerek “Yaşlı amcanın tavsiyeleri çok ilginçti.Ne zamandır bu tür şeyler düşünüyordum.Düşüncelerimi okudu sanki.Ayrıca benim doktor olduğumu nereden biliyordu ki?” dedi.

Genç kız “Boşversene ,yaşlı bir çift işte ,dedikodu peşinde geziyorlardır”,dedi.

Genç adam “Haklısın ,saçmaladım sanırım.” dedi ve yürümeye devam ettiler.

Genç çift parktan ayrılırken onları izleyen yaşlı kadın eşine dönerek: “Geçmiş yılları özlüyorum Kemal.Ne kadar da masumuz,sanırsın dünyayı bizim aşkımız kurtaracak .Bana bu şekilde evlenme teklif ettiğin için çok teşekkür ederim.O anları, anlattığın o odayı hayatım boyunca hep hatırladım.Ayrıca beraber mükemmel bir hayat geçirdik her şey için teşekkür ediyorum.”,dedi.

Kemal yeşil gözleriyle , o sevgi dolu bakışlarını atarak artık zamanlarının dolduğunu söyledi ve ikisi hayatlarının en mutlu anlarını geçirdikleri o parkta gözlerini, 2158 yılının Şubat ayında sonsuza kadar kapadılar.

 1-Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası oyununda sürekli yaramazlık yapan peri karakterinin adı. Robin Godfellow. Diğer adı Puck.

 

 

 

 

Bedirhan Günel

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın