4 Bin Yıllık Gelin Kaynana Kavgası

Toplumsal bir sorun haline gelen gelin-kaynana çekişmelerinin 4 bin yıllık bir geçmişe dayandığı bildirildi.

‘Yaşamda Dönüşüm’ dergisinin yaptığı araştırmaya göre, gelin -kaynana ilişkilerinde, çoğunlukla iki taraf da birbirlerinden sürekli yakınır ve iki taraf da kendisine göre hep haklıdır. 4 bin yıl önce kocasına bir tablet mektup yazan kadının kaynanasından yakındığını yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya çıktı. Kültepe-Kaniş höyüğünde Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında 1948 yılından beri sürdürülen kazılarda, Asurlu tüccarlara ait binlerce çivi yazılı tablet bulundu. Asurlu bir tüccarın arşivinde bulunan iki tablet, gelin-kaynana anlaşmazlığının günümüzden 4 bin yıl önce de var olduğunu ortaya koydu. Asur’da oturan bir genç gelin, Kayseri-Kültepe’de tüccarlık yapan kocasına gönderdiği çivi yazılı tablet mektubunda,

“Annenden çok çekiyorum. Bana büyük kötülük yapıyor. Artık bunu taşıyacak halim kalmadı. Bir an önce bu kadından beni kurtar” şeklinde ifadeler kullandı. Gelin ve kaynana arasındaki bu çekişme esprilerin, şakaların, fıkraların ve özellikle de en hararetli dedikoduların en iyi malzemesi durumundadır. İki kadın arasındaki bu ilişkide dikkat çekici en önenmli ikonu ise; sorunu kimin ağızdan dinlerseniz ona hak verirsiniz.

GELİN VE KAYNANA NELERDEN ŞİKAYETÇİ? 
Psikologlar, gelinlerin en çok şikayetçi olduğu konuları şöyle belirtiyor: “Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Herşeyimize karışıyor. Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor. Kocam sürekli onlara harcıyor, bizimle ilgilenmiyor. Kaynanam yaptığım temizliği beğenmiyor, beni sürekli müsrif olmakla suçluyor, oğlu ile arasını bozduğumu söylüyor”.

Kaynanaların şikayetleri ise şöyle: “Gelinim oğluma bakmıyor, torunlarımla ilgilenmiyor. Oğlumun parasını çar-çur ediyor, devamlı geziyor, evdeki işlerle ilgilenmiyor, benimle hiç konuşmuyor”.

SORUNLAR NASIL GİDERİLİR? 
Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, erkek çocukların ailesine aşırı bağımlı olduğu, evlilik sonrası ailesinden ayrılmak istemeyerek eşini de aynı evde oturtmaya çalıştığına dikkati çeken uzmanlar, “Evlenenler ailesiyle birlikte oturmasın” önerisinde bulunuyor. Uzmanlar, sorunlar karşısında daha anlayışlı, daha hoşgörülü ve daha duyarlı davranmak gerektiğini de belirterek, iki tarafın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesinin sorunları azaltacağı görüşünü taşıyor.

 

Not: Bu yazı 2003 yılında yayınlandı. Biz yeni gördük. Nasılsa o kavga hiç bitmez.

İZDİHAM

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın