Ayetullah Humeyni, Filistin Konuşmaları

Ayetullah Humeyni’nin Filistin Konuşmaları.

 

Bugün Mısır’da, Enver Sedat, müslüman kardeşlerimizi geniş çapta tutuklayarak İsrail’e hizmetini tamamlamıştır. Sedat’ın Amerika ve İsrail ile birleşmesi Arap milletinin yüz karası olmuştur.

Bölgede işlediği cinayetler dışında, bugünlerde müslümanların ilk kıblesi olan Mescid’ül Aksa’da kazıcılık yaparak büyük bir cinayet daha işleyen İsrail ile birleşmiştir; bu kazı sonucu müslümanların ilk kıblesi Mescid’ül Aksa’nın temelleri gevşeyerek, Allah göstermesin tahrip olacak ve İsrail iğrenç arzusuna kavuşacaktır.

Siz, ey dünya müslümanları! Ve ey zalimlerin sultası altında bulunan mustazaflar! Ayağa kalkıp birleşin, İslam ve mukadderatınızı savunun, süper güçlerin gürültüsünden korkmayın, zira bu asır Allah’ın izniyle, mustazafların müstekbirlere ve hakkın batıla galebe çalacağı asırdır..!

İsrail’in Eliyle İslam Düşmanlığı

Müslümanlar bilmeliler ki, İslam İnkılabı ve İslam’ın olağanüstü gücüne istinaden, Amerika’nın suikast ve planları, sünni ve şiiler (1) Filistin topraklarını işgal eden gasip İsrail rejimi geçmiş kavimlere ait Levhler, kitabeler vb. tarihi eserleri arama bahanesiyle Mescid-i Sahra, Mescidi Aksa ve Beyt’ül Mukaddes etrafında çeşitli kazılar yaptı. Böylece hem birçok müslüman arabı daha evinden barkından etmiş; hem de bu binaları yıkarak yeniden ve istediği gibi inşa etme imkanına kavuşmuş oldu. Bilindiği üzere gasıp İsrail rejimi, Beyt’ul mukaddes gibi şehirlerin islami çehre ve mimarisini değiştirip bu gibi yerlere yahudi yerleşim bölgesi görüntüsü kazandırabilmek için her yola başvurmaktadır.

Müslümanlar arasında tefrika yaratmak ve İslamî kıyamın güçlü merkezi İran’a saldırı düzenlemekten tutun derin ve geniş çapta Lübnan’a saldırı projesi(2) ve o büyük cinayetlere kadar hepsi İslam’ı ortadan kaldırmak ve bu ilahi gücü tazyif etmek içindir. Bilmeliler ki, habis İsrail’in eliyle uygulanmakta olan Amerika’nın planları Beyrut ve Lübnan’la bitmemektedir. Bilakis, her yerde, İslami ülkelerde, özellikle Fars Körfezi’nde ve ilahi vahiy merkezi olan Hicaz’da hedef islamdır.

Birinci hedef bölgeye hakim olanların körü körüne Amerika’ya ve ondan daha acısı İsrail’e teslim olması, her türlü tahkir ve uşaklık zilletini kabul etmesidir. Böyle büyük bir faciaya karşı müslümanlar ilgisiz olmamalı, islamı ve islami ülkelerin hakimiyetini korumak için ellerinden gelen hiç bir şeyi esirgememelidirler.

Müslümanların ve sözde islami olan ülkelerin burnunun dibinde gasıp İsrail’in bu kadar cüretle mazlum Lübnan halkına, Beyrutlu aziz bacı ve kardeşlerimize tecavüz ettikleri halde İslami ülkelerin başındakiler ilahi ve insani bir fariza olan savunmaya geçecekleri yerde bu kadar yumuşak davranmaları ve hatta Amerika ve İsrail’in uğursuz hedeflerine kavuşmaları için çalışmaları, zalim İsrail yerine İslami İran’ı ve İran’da İslam’ı hedef almaları ne kadar da acı bir durumdur.

Bugün, susmalarına ve hatta bu caninin ve efendisinin çirkin amaçlarına yardımları için bahaneler uydurabiliyorlarsa tarihi de aldatıp saptırabilecekler mi? Özgür ve hür milletleri de aldatabilecekler mi? Zalimlerden intikam alan Allah Teala’yı da geçersiz bahaneleriyle ikna edebilecekler mi? Yüce İslam diniyle böyle oynarlarken bu büyük günahları affedilerbilir mi? Beyrutlu masum kadın, erkek ve çocukların kanlarının cevabını verebilecekler mi?

Amerika ve İsrail İslam’ın Aslına Düşmandır

Kutlu İslam beldelerinde bulunan müslümanlar hangi milletten ve hangi mezhepten olurlarsa olsunlar iyice bilmeliler ki, İslam, Kur’an-ı Kerim ve yüce İslam peygamberinin -sav- asıl düşmanları, İslam beldelerine göz diken, büyük yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yağmalamak için hiç bir cinayet ve suikastten çekinmeyen süper güçler, özellikle Amerika ve uşağı İsrail’dir. Onların bu şeytani suikastte muvaffak olmaları mümkün olan her yolla müslümanlar arasında tefrika yaratabilmelerine bağlıdır. Hac törenlerinde, mesela kendilerine bağlı mollaları vb. şiilerle sünniler arasında ihtilaf çıkarmaya zorlayabilir ve bu şeytani düşünceleri sürdürmeleri sonucunda bazı saf kimseleri aldatıp tefrika ve fesat çıkarabilirler.

Her iki fırkadan olan kardeş ve bacılarımız uyanık olmalı ve bilmeliler ki, bu kalbi kararmış alçaklar İslam, Kur’an-ı Kerim ve Resulullah’ın sünneti adıyla müslümanların arasından İslam’ı, Kur’an’ı ve sünneti kaldırmak veya en azından saptırmak istiyorlar. Kardeşlerimiz bilmeliler ki, Amerika ve İsrail bizzat İslam’ın kendisine düşmandır; zira İslam’ı, Kitab’ı ve Sünnet’i kendilerine engel ve yağmaları için mani olarak görüyorlar, çünkü İran da işte bu Kitap ve Sünnet’i izleyerek onlara karşı kıyam etti ve inkılap ederek zafere ulaştı.

Mesele Filistin’in İşgali İle Bitmiyor

Herkes bilmeli ki, büyük devletlerin İsrail’i ortaya çıkarmaktan hedefleri, sadece Filistin’i işgal etmekle bitmiyor; onlar Filistin’in başına getirdiklerini bütün Arap ülkelerinin başına getirmek istiyorlar ve bugün biz Filistinli mücahidlerin Filistin’i Filistinlilere bırakma amacıyla yaptıkları cihada şahidiz; kelle koltukta işgal ve tecavüze karşı, Filistin ve işgal edilmiş toprakları kurtarmak amacıyla kahramanca cihad eden mücahidleri görmekteyiz; sömürgecilerin uşaklığını edenlerin dün Ürdün’de(3) ve bugün de Lübnan’da mücahidlerin başlarına getirdiklerine, sömürgeci güçler tarafından başa geçirilenlerin vasıtasıyla çeşitli şeklillerde müsllüman grupları Filistinli mücahidlerden ayırma ve mücadeleyi (İsrailli siyonist güçlere derbe indirmek için çok münasip bir ortamı olan) stratejik bölgelerden dışarı çıkarmak amacıyla onların aleyhine yapılan tebliğ ve suikastlere şahidiz.

Acaba müslümanlar ve müslüman ülkelerin başlarında olanların böyle bir ortamda Allah Teala, akıl ve vicdanlarının huzurunda vazifeleri yok mu? Filistinli mücahidlerin sömürgecilerin uşaklığını edenler tarafından sömürge bölgelerinde katledilip diğerlerinin bu cinayet karşısında susmaları ve hatta bu özgürlük uğruna yapılan cihadı en uygun bölge olan stratejik bölgeden dışarı çıkarma için mücahidlere karşı suikast düzenlemeleri yakışır mı? Acaba Arap ülkeleri ve o bölgelerde yaşayan müslüman halk, bu cihadın bastırılmasıyla diğer Arap emniyet hissedemeyeceklerini bilmiyorlar mı?

İsrail Tehlikesi Bütün Ortadoğu’yu ve İslam Beldelerini Tehdit Etmektedir

İslami ülkelerin başlarında bulunanlar şu noktaya dikkat etmeliler ki, İslami ülkelerin kalbinde -merkezinde- ortaya çıkarılan bu fesat kaynağı sadece Arap milletini bastırmakla kalmayacak, bilakis onun zarar ve tehlikesi bütün islami ülkeleri tehdit etmektedir; siyonizmin projesi, İslam dünyasını sulta ve hakimiyeti altına almak, ve verimli toprakları olan beldeleri ve İslami ülkelerinin yeraltı zenginliklerinin bir çoğunu sömürmektir; ve bu siyah sömürge kâbusunun şerrinden ancak fedakarlık, mukavemet ve İslami ülkelerin vahdetiyle kurtulmak mümkündür ve eğer islamın başına gelen bu hayati olayda bir ülke kusur edecek olursa, diğer İslami ülkeler kınayarak, tehdit ederek ve ilişkilerini keserek onu bu işe zorlamalıdırlar. Müslüman petrol ülkeleri, petrol ve ellerinde olan diğer imkanatları, İsrail ve diğer sömürgecilere karşı bir silah olarak kullanmalı, İsrail’e yardım eden ülkelere petrol satmaktan sakınmalıdırlar.

Lübnan’ın Başına Gelenler Diğer İslam Ülkelerini Beklemekte

İslami ülkelerin başlarında olanlar ve özellikler, Arap ülkeleri, söz birliğiyle fesat kaynağı olan İsrail’i defetmeye çalışmalıdırlar; eğer bu konuda kusur edecek olurlarsa bu olayın diğer benzeri ülkelerin de başına gelmesinden korkmalıyız. Allah Teala’dan ecnebilerin ve onların destekçilerinin ellerinin kesilmesini ve İslami ülkelerin istiklalini niyaz ederim. “Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun”

İsrail Golan’la Yetinmeyecek

Sizler birleşerek böyle bir fesat kaynağını ortadan kaldırmalısınız. Eğer siz onu ortadan kaldırmazsanız, bilin ki o, bir kanserdir; Golan’la yetinmeyecek bilakis, diğer yerlere de bulaşacaktır. Onlar İsrail’in bütün ırklardan üstün olduğuna, Fırat’tan Nil Nehri’ne kadar bütün yerlerin İsrail’e ait olduğuna ve ona geri dönmesi gerektiğine inanmaktadırlar ve siz ise oturmuş bir takım küçük ve ehemmiyetsiz şeyler üzerinde birbirinizle kavga etmektesiniz ve İran, bizim diğer ülkelerde, diğer milletlerde gözümüz yok, biz onlarla birleşmek ve fesadı bölgeden çıkarmak istiyoruz diye feryat ederken siz bütün varlığınızla İran’ın birden birşeyler söyleyip bazı hareketlerde bulunmasından korkarak ona düşmanlık etmektesiniz.

Niçin böyle oluyor? Düşmanın kim olduğuna, düşmanın kovulması ve dostlarla birleşilmesi gerektiğine kavimlerin reisleri dikkat etmeli, aydın kesim dikkat etmeli, beldelerin alimleri dikkat etmeli, tüm ülkelerin alimleri dikkat etmeli. Bu sorun bütün müslümanların eliyle halledilmeli ve bütün müslümanlar arasında vahdet ve birlik hakim olmadığı müddetçe bu sorunlar olacaktır.

İsrail Mevcut Durumla Yetinmez

İsrail’in, şu an olduğu yerle yetinmeyeceği meselesi defalarca hatırlatılmıştır; o adım adım ilerleyecek ve ilerledikçe “bizim bir işimiz yok, biz buyuz” söyleyecek ve yarın daha büyük adımlar atacaktır. Bugün Lübnan, yarın Allah göstermesin Suriye ve öbürgün Irak …

Maalesef ülkeler ona karşı kıyam edeceklerine, onun önünü almak için birleşeceklerine onu red bile etmediler, şimdi bile onun yerini sağlamlaştırmak için çabalamaktalar ve bu ise İslami ülkeler için; başta olan reislere dolaysız olarak ve başta olanları; istedikleri her işi yapmaları, İslam ve müslümanları her türlü zillete düşürmeleri için makamlarında bırakan ve önlerini almayan islam beldelerinin milletleri için ise dolaylı olarak utanç verici bir lekedir. Biz bu müsibetleri nereye götürelim?

İsrail’in Uğursuz Amacı

Müslümanlar ve özellikler bölgenin mazlumları bilmeliler ki, İsrail belki de Filistinli ve Lübnanlı mücahidleri aldatmak için değiştirdiği taşlarla hiç bir zaman Nil nehrinden Fırat’a kadarki islam ülkelerine tasallut olan çirkin amacından vazgeçmeyecektir; bölgede diş ve tırnağını gösteren Amerika, bölgede cinayetlerini icra eden İsrail gibi bir taşı tamamen savunmaktadır; onların siyasi oyunlarını gözden ırak tutmamalıdır. İsrail’i savunanlar bilmeliler ki, himayeleriyle fırsat bulduğu zaman Allah göstermesin bölgeyi felakete uğratacak zehirli ve çok tehlikeli bir yılanı güçlendirmekteler ve bu tehlikeli yılana fırsat vermemelidirler.

Büyük İsrail Projesi

Yeni işbaşına geçip cumhurbaşkanı olmak isteyen ikinci taş İshak Şamir daha ilk baştan programını söylemiştir. Daha ilk baştan büyük İsrail’in gerçekleşmesi gerektiğini, Filistin’in tamamen ortadan kalkması ve İsrail’in elinde olan bütün yerlerin İsrail’in ayrılmazı bir parçası olduğunu söylemiştir. Büyük İsrail, Nil nehrinden Fırat’a kadar demektir, yani arapların oturduğu bütün bölgeler… Hicaz da bu bölgenin içinde olmalıdır, Mısır da bu dairenin içine girmektedir; bunlar ise oturmuş seyretmekteler ve çoğu da onlara yardım etmektedir, İsrail’i resmen tanımak istiyorlar … Bunlar asrımızda başımıza gelen müsübetlerdir ve maalesef müslümanlar yani islami hükümetler ise buna karşı ilgisiz durmaktalar ve halklarının bu konuda konuşmalarına müsade etmemekteler. Gerçekten dünya bir ıstırap ortamı yaşamakta, bu iki süper güçten ıstırap çekmekte.

İsrail Bu Antlaşmalarla Yetinmez

Allah’a hamdolsun İslam’ın ve İslam Cumhuriyetinin gücünün bölgede dillere destan olduğu 15 Hurdat 1362’de(5) , İslami ülkelerin hükümetlerini geçmiş hatalarından el çekmelerini, birlik ve vahdet içinde olmalarını, Allah Teala’nın karşısında huzu ve huşu ederek ve islamın gücüne dayanarak zalimlerin ve dünyayı sömüren yağmacıların, özellikle Amerika’nın elini bölgeden kesmelerini, Amerika’nın bölgedeki sultasını sağlamlaştıran ve İsrail’i İslami Lübnan’a ve ondan sonra diğer islami ve Arap ülkelerine üst gelmesine sebep olacak bu Amerika-İsrail antlaşmasını mahkum etmelerini ve bozmalarını ikaz ediyorum. Bilin ki, defalarca dediğim ve sizlerin de duyduğunuz gibi, İsrail bu atlaşmalarla yetinmeyecektir…

O Nil nehrinden Fırat’a kadar Arap ülkelerinin gasbedilmiş olduğuna inanmaktadır ve er veya geç Amerika’nın yardımıyla Allah göstermesin fırsat bulursa ve Arap ülkeleri ağır uykularından uyanmazlarsa bu çirkin planını gerçekleştirecektir. Amerika’nın dünyanın diğer tarafından mukeddaratlarına hükümet etmesi ve kafir, gasıpçı İsrail’in vasıtasıyla hepsini tuzağa düşürmesi ve bedbaht etmesi müslümanlara ve İslami ülkelerin başlarında olanlara bir kusur ve leke sayılmaz mı?

Nil’den Fırat’a Kadar

Bölge ülkelerinin tüm güçlerini İsrail’i coğrafyadan kaldırmak için seferber etmeleri gerekir. Mazlum Filistinlileri bugüne düşüren ve kahraman Lübnan’a onca zulmeden ve bölge ülkelerine tecavüz eden fasit İsrail’i… Bölge ülkelerinin elele vererek bölgeyi İsrail ve onu destekleyen Amerika’nın şerrinden kurtarmaları kadar güzel bir şey var mıdır? Ben defalarca İsrail’in Nil nerhrinden Fırat’a kadar olan bölgeyi kendisine ait bildiğini ve sizin tarafınızdan bu toprakların gasbedildiğine inandığını hatırlattım; tabii ki, şimdi açıkça bunu söylemeye cüreti yok; İsrail’in kardeşi Saddam da bölgeye musallat olmaya çalışmaktadır ve farzen güç kazanırsa herkesin huzurunu kaçıracaktır.

Yahudiler siyonistlerden ayrıdır

Bazen, İsrail’den uzman getireceğiz diyorlar. İsrail’den getirecek olurlarsa onlara karşı vazifemizi biliyoruz. İsrailli bir kişi (yahudi değil, İran’da olan yahudilere dokunmaya hiç kimsenin hakkı yoktur, onlar İslam ve müslümanlara sığınmış durumdalar; ne yahudileri ve ne de hiristiyanları, resmi bir dini olanları hiç kimsenin rahatsız etmeye hakkı yoktur. Son zamanlarda Bahailer’e sataştılar, hükumet sataştı. Onların şeytanca fikirleri var, onların şeytani düşüncelerine müslümanlar itina etmesin; onlar diğer tabakaları müslümanların aleyhine ayaklandırmak istiyorlar, siz aldırmayın. Devlet kurullarının dahalet ettiği şeye siz muhalefet edin, zira onların kötü niyetleri var)

İran’a gelerek petrolü götürmek isterse onları dışarı çıkarmak ve hepsini öldürmek bütün müslümanların üzerine farzdır. Onlar İslam’la savaş halindeler, müslümanlarla savaşmaktalar, biz onlara ulaşabilirsek sonlarını keseceğiz (köklerini kurutacağız). İran’a ayaklarını basacak olurlarsa, bir İsrailli İran’a ayağını basacak olursa onları ortadan kaldırmak farzdır İran halkına. İsrail mi geliyor? Halt ediyor!

İsrail’le her türlü ilişki kesilecektir, ancak yahudiler serbesttir, İran’da kalarak sizin saltanatınızın döneminde olduğundan daha özgür bir ortamda yaşayabilirler, zira islam bütün dinlere saygı duymaktadır.

Yahudilerin Hesabı Siyonistlerin Hesabından Ayrıdır

Soru: Sizin istekleriniz İsrail’in ortadan kalkmasıdır; bu -isteğiniz gerçekleşir de- İsrail ortadan kalkar ve Filistinliler zafere ulaşırşa o zaman yahudilerin hali ne olacak?

Cevap: Yahudilerin hesabı Siyonistlerden farklıdır. Müslümanlar Siyonistlere galip gelecek olurlarsa -siyonistler- şahın akibetine uğrayacaklar; fakat yahidilere dokunulmayacak, yahudiler diğer milletler gibi bir millettir, onlar hayatlarını yaşarlar ve kendilerine dokunulmaz.

Siyonistler Dinsizdir

Sadr-ı İslam’da Mekke’nin fethinden sonra müslümanların arasında olan dini azınlıklar, suikast düzenleyen müşrikler veya insanları birbirinin canına salmak için komplo hazırlayan diğer bazı kesimlerden farklıdırlar; bu dini azınlıklara İslam saygı duymaktaydı.

Bütün kesimlerin -azınlıkların- salahını işte böyle gözetiyorlardı. Biz yahudilerin hesabını siyonizmin ve siyonistlerin hesabından ayrı biliyoruz; onlar kesinlikle din ehli değillerdir. Kur’an-ı Kerim’de bütün peygamberlerden daha fazla zikredilen ve Kur’an’da tarihi söylenilen Hz. Musa aleyhisselam’ın ilahi talimatı değerli bir talimattır; hz. Musa’nın -as- Firavun’a karşı davranışı… -Musa- güçlü ve iradeli bir çobandı ve o haliyle Firavun’un büyük gücüne karşı kıyam etti ve Firavun’u ortadan kaldırdı.

İlahi güç ve ilki Firavun olan müstekbirler karşısında mustazafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak müstekbirlere karşı kıyam etmek hz. Musa’nın -as- yoluydu ve bu siyonistlerin programladıklarının tam aksinedir. Onlar müstekbirlere ulaştılar (onlarla bağlantı kurup bir oldular), onların (müstekbirlerin) casusudur (siyonistler), onların uşağıdırlar ve hz. Musa’nın -as- tam aksine mustazafların aleyhine hareket etmekteler; hz. Musa -as- diğer peygamberler gibi bu sıradan halkı, bu cadde ve sokaktaki sıradan halktan adam toplayarak Firavun’a ve Firavun’un gücüne karşı kıyam etti. Müstekbirlerle ilişki ve bağlantısı olan ve mustazafların aleyhine hareket eden siyonistlerin tam aksine mustazaflar müstekbirleri istikbarlarından aşağı düşürmek için onlara saldırı düzenlediler. Aldanarak dünyanın her köşesinden oraya toplanan yahudiler belki de şimdi pişman olmuşlardır; Yahudi olup da hz. Musa’nın -as- yüce taliminden başka bir şey istemiyen kesimler oraya gittiklerine pişman olmuşlardır.

Zira oraya giderek onların programlarını gören, yersiz yere nasıl adam öldürdüklerini, Amerika ve diğer kesimlerle nasıl bağlı olduklarını gören bir kimse, bir göruhun “ben yahudi toplumundanım”, adıyla hz. Musa’nın -as- dini aleyhine böyle hareket etmesine tahammül edemez. Biliyoruz ki, yahudiler onlardan (siyonistlerden) farklıdır; biz onlara (siyonistlere) karşıyız, karşı olmamızın sebebi de onların bütün dinlere karşı olmalarıdır; onlar yahudi değillerdir; onlar yahudi adına bir takım işler yapan siyasi kişilerdir, yahudiler de onlardan nefret etmekteler; bütün insanlar onlardan nefret etmelidirler.

Yahudiler Siyonistleri Kabul Etmiyorlar

Bugün görüyorsunuz ki, yahudi olduğunu iddia eden, ancak yahudileri kabul etmeyen siyonistler halkın başına neler getiriyorlar ve bununla birlikte hz. Musa’ya -as- tabi olduklarını iddia etmekteler.

Hz. Musa’ya -as- Tabi Olduklarını İddia Eden Yalancılar

Ve şu noktayı da arzedeyim ki, insanlar arasında bilinen, hz. Musa’nın -as- dini, hz. İsa’nın -as- dini, İslam dini gibi meşhur dinleri getirenlerin tarihlerine baktığımızda, mesela hz. Musa’nın -asyaşamına, tebliğ metoduna ve tağutla nasıl mücadele ettiğine baktığımızda ve sonra da “biz hz. Musa’nın -as- ümmetiyiz* ve onun izleyicileriyiz” diyenlerin hallerini göz önünde bulundurduğumuzda bu ikisinin arasında büyük bir fark görmekteyiz.

Hz. Musa -as- tağutla savaşıyordu, ancak “biz hz. Musa’nın -as- ümmetiyiz” diyen (siyonist)lerin kendileri tağuttur, bununla birlikte biz hz. Musa’nın -asizleyicileri olduklarını ileri sürmekteler. İsrail radyosu oldukça fazla bir oranda hz. Musa’nın nasihatlarını da nakletmekte, ancak İsrail’in gerçek yüzü nedir? Durumu nasıldı? Onlar kendilerini hz. Musa’ya istinad etmekteler, (oysa) hz. Musa’nın -as- durumu, yaşantısı bellidir; Musa bir çobandı ve bir asası vardı, çobanlığının durumunu da tarih anlatmaktadır. O durumda yerinden kalkarak zamanın en büyük gücüne karşı koyarak onunla mücadele etti ve kesinlikle dünyaya hiç ilgi duymadı. Oysa kendilerini hz. Musa’nın -as- ümmeti bilenler (İsrail) sıkı bir şekilde dünyaya yapışmışlar. Amerika’nın büyük sermayeleri onların elinde, Amerika’nın maddi gücü onların elindedir ve yine de (utanmadan), biz hz. Musa’nın -as- izleyicileriyiz demekteler.

 

İsrail’in Büyük Hâmisi: Amerika

İsrail’i ve taraftarlarını savunan Amerika’dır; müslüman arapları avare etmesi için İsrail’e güç ve kudret veren Amerika’dır.

 

İsrail’i Tüm Sömürgeci Güçler Himaye Etmekte

İsrail, batılı ve doğulu sömürgeci ülkelerin antlaşma ve danışmalarından türemiş olup müslümanları ezip sindirme ve sömürme amacıyla ortaya çıkmış ve bugün tüm sömürgeci güçler tarafından himaye ediliyor, destekleniyor. İngiliz ve Amerika askeri ve siyasi destekleriyle, İsrail’e öldürücü silahlar vererek onu Arap ve müslümanların aleyhine ardarda tecavüzlere, Filistin’i ve diğer İslam topraklarını işgale devam etmeye teşvik ediyor. Sovyetler Birliği müslümanların silaha sarılmasına engel olarak, müsülümanları izleyerek İsrail’in varlığını tazmin ediyor.

 

Amerika’nın Şah ve İsrail’i Desteklemesi

Amerika bu unsurları (Şah Rıza Pehlevi’yive İsrail’i) desteklemekle müslümanlar açısından tarihin zalim ve canilerinin başında yeralıyor. Amerika, müslümanların zengin yeraltı kaynaklarından bedava yararlanmak için milyonlarca şefli insanı alçak ve insaniyetten uzak …

Yüzbinlerce müslümanın haklarını görmezlikten gelmek, bir avuç serseriyi onların mukadderatına musallat etmek, müslümanların hukukunu gasbetme, onların özgürlüğünü ellerinden almak için, kanuni ve resmi olmayan İran -şah- rejimine ve temelsiz İsrail hükumetine fırsat vermek ve orta çağa yakışır hareketlerde bulunmak Amerika cumhurbaşkanlarının dosyasına kaydedilen cinayetlerdir; bir takim vaadler veren şimdiki cumhurbaşkanın geçmiştekilerin cânice hareketlerinden sakınması İsrail’e Giden Petrol Boruları Kapatıldığı İçin Amerika’nın İran’a Karşı Komplo Düzenlemesi. Gazetede Amerika senato meclisinin İran’da olan idamları kınadığı ve bu projesi siyonistlerden olan bir İsrail dostunun verdiği yazılmıştı. Onların, İran’da olan idamları kınamamaları yersiz bir beklentidir. Bizim Amerika’dan böyle bir beklentimiz yok; özellikle İran, İsrail’e giden petrol borularını kestikten sonra… Artık İsrail’e petrol vermiyoruz, o da Amerika’nın yakın dostlarındandır, (dolayısıyla ondan da) bizim beklentimiz yok.

 

Amerika Siyonizmi Destekliyor

Bütün bu başımıza gelenler Amerika’dandır, müslümanların başına bütün bu müsibetler Amerika’dan gelmektedir; siyonistleri o şekilde destekleyen ve kardeşlerimizin kitleler halinde katliam edilmesine sebep olan Amerika’dır.

Amerika İsrail Anlaşması
Ben defalarca İsrail’in tamahı hakkında sizleri uyardım ve İsrail gasbetmiş olduğu yerlerle yetinmeyecek dedim; şimdi Kudüs’ü başkent yaptığını gördünüz mü? Amerika, insan hakları taraftarları ve yurtdışında olan bütün bu konseyler ve toplantılarda olan şeylerin hepsi ve hepsi hece uyumu olmayan şiirlerdir, safsatadır; dolayısıyla onların inkar ettiklerini ve İsrail’in ise hiç aldırmadığını, tenbih ettiklerini ve İsraili’in ise onları kınadığını görüyorsunuz.

Bütün bunlar mesele ciddi olmadığı içindir; Amerika’nın, İsrail’in başkentinin Kudüs’te olmasına gerçekten karşı olması ve bununla birlikte yine de İsrail’in böyle bir işe kalkışabilmesi ciddi bir olay değil; bütün bunlar bir tatbikattır veya örneğin o beldelerde bu türden olan insan hakları ve benzeri konseyler, bunların hepsi el ele vermiş biz müslümanları ve Asya’da, Afrika’da ve o beldelerde olanları sömürmek için düzenlenmişlerdir, ama maalesef müslümanlar bir türlü uyanmamaktalar.

 

İsrail Amerika’dan İzinsiz Cinayet İşleyemez

Olayın sadece Golan tepeleri(8) olduğunu sanmayın; olay bunların ötesindedir ve hiç kimse milletlerarası konseyle, insan hakları vb. konseylerin milletlerin lehine bir adım atacaklarını sanmasın; hiç bir zaman bu konseylerin muhalefetinin İsrail ve benzerlerinin cinayetlerinde bir etki bırakacağını sanmasın. Amerika da Golan tepelerinin İsrail topraklarına karışmasına muhalefet etmiştir; ancak İsrail’in Amerika’dan izin almaksızın, onunla anlaşmadan bu işleri yapacağına hangi akıllı insan inanır?

 

Bu Müslümanların Amerika’dan Yediği Bir Şamardır

İslam’ın bu durumu ve müslüman olduklarını iddia edenlerin bu durumları gerçekten üzücü bir olaydır. İslam mütecavizlere ve başkalarının haklarını çiğneyenlere karşı o kadar sert bir tavır almışken, biz islama tabiyiz diyenler onları teşvik de etmekteler.

İslam’ın bu durumu ve müslüman olduklarını iddia edenlerin bu durumları gerçekten üzücü bir olaydır. İslam mütecavizlere ve başkalarının haklarını çiğneyenlere karşı o kadar sert bir tavır almışken, biz islama tabiyiz diyenler onları teşvik de etmekteler.

Bütün cinayetkarların başında yer alan Amerika ve bir süre önce Beyrut’ta işlenen cinayet siyonistler tarafından işlenmiş görünmesine rağmen perde arkasında asıl cinayeti Amerika işlemiştir. Onların kendileri de bunun Amerika’nın projesi olduğunu itiraf ettiler. Amerika olmasaydı, İsrail’e “halt etme, çekil kenara” deseydi, çekilirdi. Bu Amerika yok mu… Bu müslümanların Amerika’dan yediği darbelerdir.

Durum böyleyken beyler müslüman olduklarını iddia etmekteler, müslümanları savunduklarını iddia etmekteler, herşeylerini Amerika’ya takdim etmekteler ve peşinden onlardan özür de diliyorlar. Bu milletler için, islam için ve herkes için üzücü bir olay değil midir?! Bu milletler onların ne yaptıklarını görmüyorlar mı?! Yaptıklarını görmediler mi?!

Her şeyi yaptılar, ortalığı karıştırdılar ve herkes oturup buna seyirci kaldı; bir grubu da onlara taraftar oldular ve eğer bir kelime bir şey söyledilerse de sadece -boş- bir kelime idi, bıraktılar ve gittiler ve bütün cinayetler vuku buldu.

 

ABD Silahlı Kuvvetlerinin İsrail’i Savunmak İçin Bölgeye Girmesi

Bakınız bugün Lübnan’da neler oluyor. Şimdi benle siz burada oturmuşken Lübnan’da nasıl kan döktüklerine bir bakın. Lübnan’ın gasıp ve zalim hükumeti, bu emin bilinen hain -Emin Cemayel- Lübnan halkının başına neler getiriyor. İsrail neler yapmıştı orada; şimdi onun yerine bunlar aynı işleri yapmaktalar. Ama Amerika’nın bir kelime konuştuğunu görmedik. Kendisi göndermiş oraya; bu cinayetlere yardım etmek için silahlı kuvvetlerini göndermiş oraya; bir ad altında yapıyor bu işi ve belki de sahneyi kendisi düzenliyor; farzedin bir iki silah atışı yapıyor, bir ikisini yaralayarak gürültü çıkarıyorlar veya onun yapmadığını farzedin, o zaman onlar ev ev arayıp gençleri yakalıyorlar, gençleri zindana atıyorlar, gençleri öldürüyorlar. Bu olaylar vuku bulmaktadır dünyada ve Amerika ise bu olayları tutuşturmakta ve hepsinden daha üzücüsü müslümanların bütün bunlara seyirci kalmalarıdır.

 

 

 

Ayetullah Humeyni
İzdiham

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın