Yunus Nadir Eraslan İle Konuştuk: “Hiç Kazandığım Mücadele Olmadı”

Yunus Nadir Eraslan, bir öykücü. Devletin, toplumun ve dinin arasında yazıyor. Onun öyküleri, otoritelerce baskılanmaya bir isyan niteliği taşıyor. Özgüllüğü bozulmaya çalışılmış, yolu kesilmek istenmiş ama o, aldırmadan yürümüş hep. Yakın zamanda yayımlanan öykü kitabı Çırak da bu yürüyüşün bir süreği. Onunla, bütün otorilerden uzak durmak için kediler, türküler ve öykülerden konuştuk.

Söyleşi: Mücahit Gündoğdu

“İNTİHARI KENDİM İÇİN HİÇ DÜŞÜNMEDİM”

Mücahit Gündoğdu: Neden yaşamayı sürdürüyorsunuz? Zor olmuyor mu? Ara ara intiharı düşünmüşsünüzdür belki.

Yunus Nadir Eraslan : Yaşamayı sürdürüyorum çünkü bana takdir edilen ömür henüz tükenmedi. Onurlu bir hayat sürmek zor elbette. Beşir Fuad’ı, Nilgün Marmara’yı, Tezer Özlü’yü, İlhami Çiçek’i okurken düşündüm; lakin İntiharı kendim için hiç düşünmedim.

Mücahit Gündoğdu: İstemeden yaptığınız işlerden size ne kaldı? Bir işi istemediğiniz halde yapmaya mecbur kalırsanız tepkiniz ne olur?

Yunus Nadir Eraslan : İstemeden yapılan işten kalsa kalsa kocaman bir can sıkıntısı kalır. İstemediğim bir işi yapmamak için direnirim, baktım ki olmuyor mutlaka usulüne göre yaparım.

Mücahit Gündoğdu: Toplumu seviyor musunuz? Toplumla aydının ilişkisi sizce nasıl olmalı?

Yunus Nadir Eraslan : Milletimi çok seviyorum. Ülkemizde aydın olmak kolay da adam olmak zor. Benim dediğim aydın, hani şu adam olan… O evvela kendini bilir, kendini bilen Rabb’ini bilir. Rabb’ini bilen yaratılanı yaratandan ötürü sever. Bu doğrultuda yaşayan herkes aydındır benim nazarımda.

Mücahit Gündoğdu: Kediniz olduğunu biliyorum. Kediler zararsız hayvanlar ayrıca da sevimli. Hayatta yalnız zararsız ve sevimli şeyleri mi seversiniz? Dikenleri olanlarla, baş ağrıtanlara karşı tavrınız nedir?

Yunus Nadir Eraslan : Kedi evcildir, ayrıca eve çok yakışan bir hayvandır. Sonra temizlik konusunda çok titizdir kedi. Kendini sürekli temizler. İkinci soruya gelince: onları da severim elbet; uzaktan severim; kurt, aslan, yılan gibi…  Baş ağrıtanlara gelince, hududullah neyi emrediyorsa o. Domuzdan uzak dururum yani.

“HİÇ KAZANDIĞIM MÜCADELE OLMADI”

Mücahit Gündoğdu: Geride bıraktığınız yaşamınızda en büyük mücadeleyi neye karşı verdiniz? Kazanabildiniz mi?

Yunus Nadir Eraslan : Hiç kazandığım bir mücadele olmadı. Kaybettiğim tüm mücadeleler kendimi tanımama vesile oldu.

Mücahit Gündoğdu: Türkü seviyor olmalısınız. Sevdiğiniz üç türküyü bizimle paylaşır mısınız?

Yunus Nadir Eraslan : Türküleri çok seviyorum, evet.

Bir gül için bülbül giymiş karalar: Erzincanlı Hafız Şerif’e ait. Aysun Gültekin Hanımefendi’den dinlerim hep.

Mezire’den çıktım ağrıyor başım: Harput yöresi, Muzaffer Ertürk Bey’in yorumu enfestir. Harput yöresini hep ondan dinlerim.

Yüce dağ başında yanar bir ışık: Sivas yöresi, Nazlı Öksüz Hanımefendi’nin yorumunu tercih ederim.

Mücahit Gündoğdu: Yakın zamanda Çırak adında bir öykü kitabınız çıktı. Yayımlanan ilk kitabınız için 48 yıl beklediniz? Bu bilinçli bir tercih miydi yoksa öyle mi icap etti?

Yunus Nadir Eraslan : “Kuşlar kaderle uçar.” Zarifoğlu’na rahmet olsun, ne güzel söylemiş. Bilinçli bir tercih değildi, vakti gelince olan oluyor.

Mücahit Gündoğdu: Kitabınızda çok fazla otobiyografik unsurlar olduğu kanaatine vardım. Doğru mu? Doğruysa, neden hep kendi hayatınızdan anlattınız?

Yunus Nadir Eraslan : Doğru. Üçgene baktığınızda hep iç açılarını görürsünüz; ya dış açıları?

Mücahit Gündoğdu: Kitabınızın edebiyat muhitinde yeterli ilgi ve dikkati çektiğine inanıyor musunuz? Sizce neden?

Yunus Nadir Eraslan : Çırak hakkında yazılanlar benim için çok sevindiriciydi. Evet, eserin yeterli ilgiyi gördüğünü düşünüyorum. Şimdiye değin Abdullah Harmancı, Erdal Çakır, Sadık Yalsızuçanlar, İbrahim Demirci, Hatice Şimşek, Mehmet Kahraman, Meral Afacan Bayrak, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Nurullah Aydın ve Erdal Noyan eser hakkında tanıtıcı ve eleştirel yazılar yazdılar. Hece Öykü’nün 91. Sayısında ise Çırak hakkında geniş katılımlı bir oturum yapıldı. Emeği geçen herkese buradan teşekkür etmeliyim.

“HECE ÖYKÜ İYİ BİR ÖYKÜ OKULU”

Mücahit Gündoğdu: Hece Öykü Dergisi’nde yayımlıyorsunuz öykülerinizi. Bu dergi sizin için ne ifade ediyor? Haydi, daha genişletelim soruyu, edebiyat dergilerinin sizdeki yeri nedir?

Yunus Nadir Eraslan : Hece Öykü adından da belli olduğu gibi bir tür dergiciliği yapıyor. Gündemi öykü olan bir dergi. Hece Öykü için iyi bir öykü okulu diyebilirim. Edebiyat dergilerini büyük ölçekli haritalara benzetebiliriz. Daha dar ve sınırlı bir alanı tüm ayrıntılarıyla önünüze sererler. Doğallıkla ilgilisi için mutlaka takip edilmesi gereken yayınlardır.

Mücahit Gündoğdu: Yetişkin zamanlarınızda açıktan ağladığınız oldu mu hiç? Yani kalabalığın içinde. Ne hissettiniz? Sizi öyle görenler ne hissetmiştir? İnsanlarla bir yarayı paylaşmak gerekir mi?

Yunus Nadir Eraslan : Açıktan ağladığımı hiç hatırlamıyorum. Ağlamak doğal bir tepkidir. Bir yarayı – dert mi deseydik – İnsanlarla değil de güvendiğim bir insanla paylaşırım elbet. Derdini söylemeyen derman bulamaz.

Mücahit Gündoğdu: Bundan 48 yıl sonra hayatta olduğunuzu düşünürsek, bugün sahip olduklarınızdan neyi o gün de muhafaza etmek isterdiniz?

Yunus Nadir Eraslan : Eşim, çocuklarım ve tüm sevdiklerim diyeyim; sen de buna dâhilsin.

İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın