Ünlü Azerbaycan Şarkısı Ayrılık’ın, Hiç Duymadığınız Hikayesi

Şarkının bestekarı Ali Ağa Selimî 1922’de Bakü’de doğdu. Annesi Bakülü babası ise Erdebillidir. Stalin’in insanları ezen, yok eden baskıcı politikaları sonucu Selimî ailesi oradan oraya sürgün edilirken, kendisi de ünlü bir tar sanatçısı olan babasının kararı ile 1938’de İran’a göç etmek zorunda kalmışlar.

Ali Ağa Selimî, daha 10 yaşına gelmeden, meşhur sanatkârlardan Ahmet Bakıhanov müzik eğitimi aldı. Bakü ona müziğin ilk kapısını açtı, Tebriz ise bestekâr olmasına tesir etti. Selimî, bin bir güçlükle kendisine yer bulduğu Tahran Radyosunda Azerbaycan Türkçesinde programlar hazırlayıp sunuyordu.

Bu programlar aslında Sovyet Azerbaycan’ında kalan halkına hasretle seslenme imkânıdır onun için. Programları yalnız Azerbaycan Türkleri için değil, İran’da yaşayan başka halklar için de heyecanla dinlenen ve günden güne ülkeye yayılan bir tesir oluşturdu. Eşi Fatma Gennadi’nin çok güzel bir sesi vardır ve bu özel programları birlikte yapıyorlardı.

Ayrılık şarkısının sözlerini, Güney Azerbaycan’ın Erdebil şehrinden olan şair Ferhat İbrahimi yazdı. Şarkının bestecisi, yine aynı şehirden olan Selimi’ydi.

Ali Ağa Selimi, şarkıyla ilgili şunu söyler: “Ben uzun zamandır birçok Azerbaycanlının hayatına ağrı ve keder getiren ayrılık konusunda bir şarkı bestelemek için uygun sözler arıyordum. Çoğumuz için bu, aile fertlerimiz, sevdiklerimiz, akrabalarımız ve Aras nehrinin o tarafındaki (Kuzey Azerbaycan) kendi köy ve şehirlerimizden ayrı olmak demekti. O dönemde ne Sovyet ne de Şah Rejimi bizlere o taraftakilerle görüşmeye izin veriyorlardı. Bir gün Ferhat adında genç bir şair, bana bir şiir getirdi. Önce çok ilgimi çekmese de şiiri okuduktan sonra “işte benim aradığım budur” dedim.”

Şarkıyı ilk defa bestekarın eşi Fatime Gennadi seslendirse de şarkı siyasi olduğu için devlet sansüründen geçemedi. Bu yüzden bestekar Ali Selimi, şair Ferhat İbrahimiden, şarki için yeni metin hazırlamasını rica etti. Böylelik şarkı günümüzdeki halini aldı. Fakat anlayacağınız üzere bu şarkıdaki anlam, kadın ve erkeğin ayrılığı değil, Güney Azerbaycan ile Kuzey Azerbaycan’ın ayrılığıydı.

Azerbaycan tarihte bir bölge ismidir. Bu bölgenin de merkezi Tebriz şehridir. Eski zamanlardan bir ve bütün olarak gelen Azerbaycan, ilk defa geniş şekilde, 12 Ekim 1913 yılında yapılan “Gülüstan” anlaşmasıyla, Farslaşan Kacar hanedanının yönettiği İran ve Rusya arasında ikiye bölündü. Bugünkü Ermenistan’ın tamamı ve Nahçivan İran’a kalmakla, Azerbaycan’ın kuzeyi Rusya’ya bırakıldı. Ancak Kacar hanedanı buna razı olmayarak, 1826 yılında Rusya ile yeniden savaşa başladı. Fakat maalesef yine yenildi. İran’ın yenilmesiyle etkileri günümüze kadar süren Rusya ile İran arasında “Türkmençay” anlaşması imzalandı. Bu sene 190. yılı tamamlanan, 10 Şubat 1828 yılında yapılan “Türkmençay” anlaşmasıyla Azerbaycan’ın kuzeyi, Aras nehri sınır olmakla, günümüz Ermenistan ve Nahçivan’da dahil Rusya’ya bırakılırken, Güney Azerbaycan’da, İran’a kaldı. Bu bölünmeyle anne yavrusundan, baba oğlundan, kardeş kardeşten ayrı düştü. İşte şarkıdaki ayrılık bundan bahsediyor.

Bu şarkı, 1958 yılında Tahran radyosunda seslendikten sonra, Güney ve Kuzey Azerbaycan’da birçok sanatçı tarafından defalarca seslendirildi. Ancak bu şarkıya ilk defa yeniden siyasi motifi veren Güney Azerbaycanlı sanatçı Yakup Zurufçu oldu. Şarkıya çektirdiği kliple aslında şarkının gerçek hikayesini anlatıyordu. Bu klip, hızla Kuzey Azerbaycan’da da yayıldı. Nihayetin de şarkı gerçek anlamını kazanmış oldu. Son olarak şarkının söz yazarı olan Ferhat İbrahimi, “Türkmençay” anlaşmasının 190. yıldönümüne 1 gün kala, yani 9 Şubat 2019 tarihinde vefat etti. 

gizibu.com
“İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın