Turgay Demir, Vapurlar Ah

nasıl yazılıyordu güzelce zulüm, gündüz gözü saydam karanlık
travmalar ve bürokrasiden teneşire
doğru seyreden tramvaylar yolcusuyum.
beni esirge yine bir gece vakti krizantem çiçeklerinden,
hiçbir kehanette geçmiyor adım.

değil mi ki ellerin, bu terk ediliş nezaretinin en güzel köşesidir
korkuyorum uğultusundan sokağın
ve aleyhime tıkırdadıkça o marka saat
şiire kıyamet, şarkıya hüzün ve namluya katarlar sürülür
bahsi geçen kervanda, ben vasıtasız tahsilli yoksul;
yalnızlık aslı gibidir sinkaflı bir diplomanın.

ahmakça boşluk, aortta kapı duvar ve güzelim cinnet trafik
bir kaç molekül miktarınca muhteşem yüzün
kıyısı kompliman, kokusu fantastik bir ağıt parçası bulanık deniz
aşk değil bu bir çözünürlük meselesidir, kurgusal faşizan fiil
vuruldum sana şakağımın neoliberal yerinden,
mahzun bakma matruşka ütopyalar anlamsız.
döngü kısır bile değil hiç bir şeyin döndüğü yok
dedemle çocukluğum, geçirgen kusursuz bütün.
vapurlar filmin sonuna taşır dağınık saçlı aktrisleri
uyanırken, ölürken ve dönerken mütemadiyen düşük bütçeli jeneriklerden
vapurlar sevgilim,
ortalık yerinde yürür, rıhtımda beklerken seni; yorgun kalbimin.

vapurlar, ah !
vapurlar, ah !
vapurlar, ah !

Turgay Demir

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın