Taner Sabancı, Gadamer Falan Biz de Biliriz

Hayat yorumdan mı ibaret Süleyman? Aklım sürekli karışık ve bundan ötürü konuşmak istemiyorum. Öyle herkes ile değil, aynı dili konuştuğumuz insanlar oldukça susmuyorum. Yüreklerimizin aynı tarafa baktığına inandığım insanlar oldukça dilim olmasa bile gözlerim susmuyor. Peki hayat yorumdan mı ibaret Süleyman, soruyorum yine, bunu kim cevaplayacak?

Aynı dili konuşmak derken neyi kastettiğimi anlamışsındır. Şu yazıyı yazarken kullandığım dili kastetmiyorum elbette. Yürekler bir oldukça konuşulan dil aynılaşılıyor. Ve ben, bu dili bulmakta o kadar zorlanıyorum ki o sebepten hep susuyorum. Yüreğin varsa kazandığın çok şey olur bu suskunluktan. Kazandım mı peki? Yani bir yüreğim var mı?

Ne oluyor, yani ne oluyor da şu yazının dilini paylaştığımız onca insanla bir şey konuşamıyorum. Ben Allah deyince onların içinde ne oluşuyor? Ben şükredince onlar ne anlıyor? Ne anlıyorlar ben inşallah deyince? Neden boş gözlerle bakıyorlar? Boş gözleri geçelim Süleyman, bazıları neden kin dolu bakışlara sahip? Onlar nasıl doldurmuşlar bu kelimelerin anlamlarını? Hayat diyorum Süleyman, bir yorum mu?

Alfabedeki harflerin sayısı belli. Bu harflerin bir araya gelerek oluşturabileceği kelimeler belli, kelimeler diyorum Süleyman belli, hepsi belli. Oluşumuyla ortaya çıkardıkları anlamlar ortada. Peki bu televizyonlardaki ağabeylerin durumu neden böyle?

“ Bildin ama buldun mu? Buldun ama oldun mu?” dedi, Sahaflar Şeyhi. Ben bildim mi bilmiyorum Süleyman. Ama bu söz kelimelere anlam veren bambaşka ve çok kuvvetli bir yol olduğunu gösteriyor. Öyle değil mi? İstersen Bülent’e sor. O, en çok dili Allah’ın bildiğini, başka bir biçimde söylüyor bir şiirinde, yalvarırcasına. Bülent çok yalnız Süleyman, Allah’a yalvarıyor onunla konuşması için. Ona mutfağının bir köşesinde onun için ayırdığımız reçeli evlenmeden ver ve verirken Allah ile konuşmak için yüreğini kullanmasını söyle, yürekçe konuşsun.

Onca insanın anlaşamaması, birbirini öldürmesi, bir konu için onca farklı görüşün hepsinin de, doğrusu benim sahip olduğum deyip küçüm küçüm küçümsemesi diğer oncaları sonra o kin dolu bakışlar, o bakışlar neden var be Süleyman? Neden mi? Kalpler katılaşınca, suratlar kararınca, insanların sahip oldukları dil sadece, bir modern devletin resmi olarak ortaya attığı dilden öteye gitmiyor ve biz bu dille değil yürekçe ile anlaşıyoruz. Kalbimiz temizlendikçe daha fazla anlayacağız daha fazla anlaşacağız. Dilimizin gelişmesi kalbimizin temizliğine bağlı Süleyman, bunu Bülent’e söyle, Allah, kalbi temizlerle daha fazla konuşur, de. İşte o kinli gözler senin kalbinden ötürü var, Bülent’in gözyaşları ile temizlenmiş kalbinden ötürü. Yoksa hermenotik falan konuşmasını biz de biliriz, değil mi?

Taner Sabancı
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın