Selman Urluca, Kahrolsun Kunduralar

Koridorda ilerliyordum, bir kapı açılıp kapandı ve arkamdan küt küt küt diye bir yürüme sesi kalbimi küt küt küt diye attırmaya başladı. Aman Allah’ım hayatımın kadını üç beş metre arkamdan geliyor olmalıydı. Ona ezik bir görüntü vermemek için yürüyüşüme özen göstermeye çalıştım. Çalıştıkça batıyordum sanki, nefesimi ciğerlerime doldurup havalı havalı yürüyeceğim derken kendimi paytak bir şekilde yürüyor eli kolu darmadağınık sallanan omurgasız gibi hissediyordum. Oysa arkamda koridor boyu loş ışıklar yanıyor blues müzik eşliğinde saçlarını savura savura, tek bir çizgi üzerinde yürüyen mankenlere taş çıkartacak biçimde yürüyor olmalıydı.

Dönüp bakamadım, bakmamalıydım da bu beni her kadına sarkıntılık eden ipsiz sapsız biri gibi gösterirdi. Ne de olsa koridorun sonu asansöre gidiyordu ve onunla göz göze gelip bir şekilde lafa girecektim. Mesela, umarım şuan çok şiddetli deprem olur diyebilirdim, sonra korkma psikopat değilim ancak seninle aynı metrekarede daha fazla durmak için yer yerinden oynasın isterdim filan derim. Öyle sevimli, şapşal bir gülümseme geldi mi tamamdır, ekimde yıldırım nikahı ile evlenirdik. Çok özür dilerim bitanem ekim olmaz kasım ayında olsun Ali askerden gelmiş olur.

Kafamda binlerce düşünce oluşuyor, hayaller kuruluyor ve benim bundan sonradan haberim oluyordu. İşte o beklenen an gelip çattı asansörü çağırdım ve ayak sesleri iyice yaklaşıyordu, kalbim yerinden çıkabilir ama bunu belli etmemeliyim. Kim bilir köşeyi dönerken beline kadar uzanan ipeksi ve dolgun saçları öyle bir savrulurdu ki boğazıma dolanıp beni kendisine çeker ve öperdi. O halde bir iki adım geriye gitmem lazım ki denk gelsin. İşte asansör geldi, işte beni sırtımdan vuran katilim ki ölmek çok güzel, o da geldi.

Tam bir centilmen gibi bir adım sağa çekilip buyurun diyerek elimle asansörü gösterdim. Eyvallah birader cevabı beklemediğim bir cevaptı doğrusu. Şimdi 25. Kattan aşağı aynı asansörde, saçı sakalı birbirine karışmış, saçları yağdanlığa dönmüş,cilası parıl parıl parlayan kunduralı bir adamla yolculuk yapıyordum. Kahrolsun kunduralar.

Selman Urluca

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın