19 Ekim 2021

Selçuk Küpçük: Kendimi ve Ülkemi Anlamak İçin Şarkı Söylüyorum.

ile ibrahim

Hazırlayan: Merve Turgut

Merve Turgut

Yazılan, çizilen, söylenenler dışında Selçuk Küpçük kimdir?

Özel birisi değilim. Herkes gibi acılar, sevinçler, umutlar ve hayal kırıklıklarıyla  biçimlenmiş, diğer insanlar arasında sıradan bir öykü benimkisi de.

Merve Turgut

Müziğe ilginiz nasıl başladı?

Benim müziğe ilgim bağlama çalan komşumuzla biçimlendi. Onu saatlerce dinlemek, çocuk dünyamın en gizemli anlarıdır. Babamdan bana bir bağlama almasını istedim büyük bir aşkla. Bizim orada Perşembe ilçesinde kıymetli ustalar vardır. Onlardan birisinin yaptığı bağlama ile başladım. Komşumuz bendeki aşkı görünce bir iki türkü çalmasını öğretti. Gerisini kendi kendime geliştirdim. Okuldan gelip saatlerce türkü dinler ve o türküleri çıkarmaya çabalardım. İlkokul 5.sınıf yıllarıma denk düşüyor bu öykü. Lisede müzik piyasasını çok iyi takip ediyordum ayrıca. O dönemden kalma bine yakın kaset arşivim var. Arif Sağ’dan, Cengiz Kurtoğlu’na, Stevie Wonder’dan, politik müzik çalışmalarına, etnik üretimlerden Bergen’e genişleyen benim için önemli bir arşiv. Yine müzik dergileri falan. Müzik Magazin, Hey, Ses dergileri. Son yıllarda yazdığım müzik yazılarının temelini bu arşivim oluşturuyor.

Merve Turgut

İlk bestelerinizi bu dönemde mi yaptınız?

Bu birikim, yani Türkiye’de ve dünyada üretilen müziğe yönelik dinleyici olarak bu ilgim bana bir yol haritası verdi. En azından dünyada müziğin geldiği yeri kavramama yardımcı oldu. Bunu önemsiyorum. Bir kaseti elime aldığım zaman, müzik yönetmeninden, aranjöründen bestecisine, söz yazarından, enstrümanistlerden, kapak tasarımcısına kadar öğrenmek bana çok derin bir müzik birikimi kazandırdı. İlk bestelerimi lise yıllarımda yaptım. Hatta o dönem çalışmalarımı bir kasete kaydetmiştim ve hala saklıyorum. Tabi önemsiz şeylerdi ama insanın o yıllara ait sesinin elinde olması kıymetli. Sonra üniversite yıllarımda ilk bestelerim gün yüzüne çıktı. “Başımdaki Duman” ilk bestemdir mesela. Sözlerini Türk Edebiyatı dergisinin bir sayısından almıştım. Ardından devamı geldi.

Merve Turgut

İlk albümünüz ne zaman çıkmıştı?

İlk çalışmamız “Tebessüm Provaları” adını taşır. Tamamı günümüz Türk şiirinin farklı şairlerinin metinlerine yaptığım bestelerden oluşuyordu. Sonra bunu “Kurutulmuş Gül Mevsimi” çalışması takip etti. O da aynı şekilde modern ve geleneksel Türk şiirinin kıymetli metinlerine yaptığım şarkılardan meydana geliyordu. 90’ların ikinci yarısı çıktı bunlar. Müzik ile ilgilenmeye başladığım ilk zamanlardan itibaren salt kendi bestelerimi okumaya karar vermiştim. Kendi meselelerimi anlatmak istedim hep. “Artık Kuşlarını Uçur” albümü de yine daha evvel yayınlanmış bu iki çalışma ile aynı izlek üzerinde yürüyen bir şarkılar bütünüydü. Abdurrahim Karakoç’tan Osman Sarı’ya, Adem Turan’dan, Ruhsati’ye bu toprakların şiir birikiminin müziğe dönüştüğü naif bir albümdü.

Merve Turgut

Yazarlık yönünüze de değinmek istiyorum. Kitaplarınız nasıl ortaya çıktı?

Ben zaten üniversite yıllarımdan itibaren edebiyat ve düşünce dergilerinde ürünler yayınlıyordum. Müzik ve yazı çalışmalarım hep birlikte sürdü. Şiirler, poetik metinler, sinema ve müzik yazıları. Sonra bu metinler tematik olarak bir araya geldi ve kitaplara dönüştü. Yüzleşmenin Kişisel Tarihi bu dönemin ilk kitabıdır. 1970’lerden günümüze bir gençlik hareketi üzerinden eleştirel yakın dönem tarihi okuması diyebiliriz. Modern Türk Şiirinde Bellek Arayışı 1950’lerden günümüze Türk şiiri ve Türkiye’nin temel meseleleri arasındaki ilişkiyi konu ediniyordu. Kirletilmiş Ölümler Kitabı ve Büyük Tefsir ise dergilerde yayınlanan şiirleri topladığımız bir kitap oldu. Benim bir de dergi koleksiyonum var. Müzik kaseti ve müzik dergileri gibi uzun yıllardır edebiyat dergileri biriktiriyorum. Edebiyat Dergileri Atlası bu birikimin kitaplaşmış hali. Ve en son 2018 yılında Türk modernleşmesinin müzikal tarihi olarak anlamlandırabileceğim Aşk ve Teselli kitabı çıktı. TYB tarafından 2018 yılı müzik kitabı olarak seçildi.

“30 yıldır dergi biriktiriyorum”

Merve Turgut

Dergiler kitabınızdan hareketle dergiciliğe yönelik ilginiz üzerine de konuşmak isterim. Bu kadar dergi nasıl birikti, sonra dergiler üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Bir bakıma dergiler ile iç içe büyüdüm denilebilir. Babam Öğretmen Okulu mezunu. Edebiyata her zaman ilgi duyan birisiydi ve hem edebi hem de içerisinde bulunduğu politik hareketle bağlantılı dergiler takip ederdi. Dolayısı ile ben okuma yazma bilmeden evdeki kitaplığın önünde bu dergilerin arasında büyüdüm. Üniversite yıllarımdan itibaren ben de edebiyat ve düşünce dergilerini takip etmeye başladım. Bir müddet sonra takip ettiğim bu dergilerde ilk ürünlerim yayınlandı. Bir şeyler biriktirme merakı bende hep oldu. Pul, kartpostal, müzik kaseti vs. derken dergileri de biriktirmeye yöneldim. Yaklaşık 30 yıldır sürüyor bu ilgi. Şu an piyasada bulunması zor kimi dergiler arşivimin en kıymetli ürünleri.

Zaman sonra bu birikimi literatüre kazandırmayı istedim ve oturup dergi incelemeleri yaptım. Bunların 20’ye yakını yayınlandı. Ama henüz kitaplaşmadı. Bu süreç içerisinde ben düzenli biçimde 1980 sonrası çıkmış ve kapanmış dergiler ile dergilerini, dönemlerini, poetik iddialarını, edebi kamuya yönelik teklif ve eleştirilerini konu edinen söyleşiler yaptım. Onlar 2015 yılında kitaplaşmıştı. Şimdi, pandemi döneminde sıkı bir çalışmayla bu önceki kitabı daha da genişletip iki cilde çıkardım. Önümüzdeki zaman diliminde yayınlanacak bu çalışma ve alanında çok önemli bir başvuru kaynağı olacak. Yazko’dan Gergedan’a, İkindiyazıları’ndan Adam Sanat’a, Göçebe’den Üç Çiçek’e ve oradan günümüze kadar uzanan önemli kitap olacak bu.

Merve Turgut

Psikolojik Danışman-Şairlik-Sanatçılık arasındaki bağıntıyı nasıl açıklarsınız?

Ben Gazi Psikolojik Danışma mezunuyum. İşimi hep çok sevdim. Her gün yeni bir insan öyküsü ile hayata bakıyorum. Bu öykülerden kendi kişisel olgunlaşmam açısından çok şeyler öğrendim. Dolayısı ile mesleğim beni duygusal ve entelektüel olarak besledi. Empati kurma becerimi artırdı. Sanat netice itibariyle ister kendinle ister ötekiyle olsun, empati kurabilme becerisi ile açıklanabilen bir pratik. Bütün bu çalışmalarımın her zaman birbiri ile ilişki halinde olduğuna inandım. Her biri diğerini besledi.

Merve Turgut

Geçtiğimiz ay yeni bir bestenizi internet üzerinden dinleyicileriniz ile paylaştınız. “Seven Olsaydın” ismini taşıyan bu eser nasıl ortaya çıktı?

İnternetin hegemonik biçimde 2000’lerin ortalarından itibaren hayatımıza girmesi ile müzik sektörü de hazırlıksız yakalandı. Yapımcı firmalar geri çekildi ve büyük bir ara dönem yaşandı. Artık bir CD vs. gibi fiziki bir albüm olmayacak, bu belli. Aslında internet bir yanı ile imkanlar da sunuyor. Ben de bu imkanlardan yararlanarak uzun bir sessizlikten sonra yeni çalışmalarımı kendi youtube kanalım üzerinden paylaşıma açmaya karar verdim. “Seven Olsaydın” benim daha evvelki albümüme alamadığım bir şarkı idi. Sözlerini yakın dönemde tamamladım. Aranjesini müzik dünyamızın önemli müzisyenlerinden Cem Okan yaptı. Aranjeyi çok beğendim. Enstrümanları icra eden arkadaşların performansları da çok etkiledi beni. Şimdi düzenli biçimde yeni besteleri ara ara yükleyeceğiz kanalımıza.

“Besteler, şiirler, yazılar hayata yönelik bir dil,

bir cevap belki”

Merve Turgut

Bestelerinizin, şiirlerinizin ve yazılarınızın beslendiği temel kaynak var mı?

Yani ben kendim için yapıyorum bütün bunları. Kendimi ve içerisinde şekil bulduğum ülkemi anlamak, anlamlandırmak için şarkı söylüyor, yazı yazıyorum. Besteler, şiirler, yazılar hayata yönelik bir dil, bir cevap belki. Üzerine bastığımız coğrafya, ait olduğum kültürel kodlar, bu sosyolojinin temel meseleleri şarkılarımın, şiirlerimin, yazılarımın temel arayışını temsil ediyor. Olumlu ve olumsuz yönleri ile parçası olduğum bu iklimin sorunlarının bendeki izdüşümlerinden besleniyorum da denilebilir.

Merve Turgut

Her şiir bestelenebilir mi? Yoksa besteletir mi?

Ben şiirlerin kendi müziklerini içerilerinde taşıdığını düşündüm hep. Yaptığım şey bu müzikleri açığa çıkarmak. Günümüz Türk şiirinin örnekleri üzerine çok çalıştım üç albümde de. Abdurrahim Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören, İlhami Atmaca, Mustafa Özçelik, Osman Sarı, Yavuz Bülent Bakiler, Müştehir Karakaya, Özcan Ünlü gibi birçok ismin şiirini şarkıya dönüştürmek bana her zaman büyük keyif verdi. Ancak bazı şiirlerin aynı zamanda o şekilde kendi halleriyle şarkı olduğunu da fark ettim. Onların içerisinde çok güçlü müziklerin olduğunu gördüm. O kadar güçlü müzikleri vardı ki, başka hiçbir müziğe ihtiyaç duymayan büyük bir ses aurasına sahiptiler. Ben o şiirlerden uzak durdum. Onların besteye ihtiyaçları yok. Bu yüzden daha naif, daha içe kapanık metinlere yöneldim.

Merve Turgut

“İzdiham” sözcüğü size ne çağrıştırıyor?

Yaşadığımız dünyayı, izdiham halini. Bu yüzden son yıllarda insanların kalabalıktan, yoğun kent yaşamından geri çekilme, tabiatın koynuna yönelme hallerini böyle anlıyorum. Modern dünya çok tüketmeyi, konforu, insani olana karşı yabancılaşmayı, nesneleşmeyi öneriyor. Bu öneri ideolojik bir arka plana taşıyor aynı zamanda. Ben de bu geri çekilmenin bir parçasıyım. Mizacım da bu çekilmeye yatkın.

Merve Turgut

Bugün dünyanın sonu olsa son sözünüz ne olurdu?

“Allahu Ekber”

Muhteşem 6’lı

En sevdiğiniz sözcük? Nezaket

En sevdiğiniz yazar\şair? Kuşkusuz birçok isim var ama hemen aklıma gelenler şöyle. Şair: Cemal Sayan, yazar: Gündüz Vassaf.

En sevdiğiniz kitap\şiir? Çok kitap, metin ve hatta makale var.Ömrümüzün, hepsini okumaya yetmemesi ne acı. İlk aklıma gelenler şöyle.Karanlıkta Gün Yüzünüz (Şiir), Cennetin Dibi, Cehenneme Övgü (düşünce kitapları).

En sevdiğiniz sanatçı\şarkı? Pandemi döneminde yıllardır uzun süreli dinlemeye vakit bulamadığım sayısız şarkıyı ve şarkıcıyı dinledim. Geceler boyu. Çok kıymetli, içli, duygulu şarkılar var ama bizim onların hepsini dinleyecek zamanımız yok dünyada. Kimisini daha hiç duyamadan ölüp gideceğiz. Umarım öbür dünyada müzik vardır. Müslüm Gürses, Cengiz Kurtoğlu, Bülent Ortaçgil, Sezen Aksu, Hasan Sağındık, İlham İrem ilk aklıma gelen isimler. Yine, besteleriyle Burhan Bayar, sözleriyle Ali Tekintüre.

En sevdiğiniz şehir\ülke? En sevilen şehir benim için hatıraların olduğu şehirdir. Çocukluğumun, gençliğimin ilk tecrübelerinin yaşandığı Ordu’yu hep sevdim. Ülke: Ülkem. Yokluklarla, savaşlarla, bedellerle, kayıplarla bizi bağrına basan bu topraklar.

En son ne için mutlu oldunuz? “Seven Olsaydın” şarkımıza yapılan kıymetli yorumlar mutlu etti beni.

Selçuk KÜPÇÜK Kimdir?

Şair, yazar, besteci. Gazi Üniversitesinde PDR öğrenimi gördü. Ordu Üniversitesi GSF Sinema-Televizyon bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Dergah, Arka Kapak, Granada, Mahalle Mektebi, Yolcu gibi birçok dergide şiir, eleştiri, poetika, sinema ve müzik yazıları yayınladı. Kendi bestelerinden oluşan 3 albümü mevcut. Hasan Sağındık ve Selda Bağcan başta olmak üzere birçok sanatçı tarafından besteleri seslendirildi. 2018 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nce “Aşk ve Teselli” isimli kitabı yılın müzik kitabı olarak seçildi.

Kitapları:

Yüzleşmenin Kişisel Tarihi, Modern Türk Şiirinde Bellek Arayışı, Edebiyat Dergileri Atlası, Kirletilmiş Ölümler Kitabı ve Büyük Tefsir, Aşk ve Teselli.

Albümleri:

Tebessüm Provaları, Kurutulmuş Gül Mevsimi, Artık Kuşlarını Uçur

İzdiham

editör: İbrahim Varelci